Sosyal Medya

Makale

Seçim Sonuçlarının Bak Dediği Yerden

24 Haziran 2018 Parlemento ve Cumhurbaşkanlığı seçimi bir arada yapıldı. Bu seçimin galipleri etnik milliyetçilik yapan partiler oldu.

Seçim öncesi öncesi her türlü eleştirisini zarar  ve yanlış anlaşılmaya mahal vermemek adına saklayan biri olarak, bir kaç kelam etmeyi faydalı gördüğümü düşünüyorum.

Herhangi bir seçim öncesi, seçmene gittiğinizde; seçmenden şunu neden böyle yaptınız? sorusuna muhatap olmayacak denli bir strateji belirlemek, girilecek seçimden muvaffakiyetle çıkmanın ön şartıdır.

Böyle hazırlanmadığınız zaman, seçim sürecince, seçmene ne yapacağınızı, ne vaat ettiğinizi anlatmak yerine, neyi, niçin  yapmadığınızın izahı ile enerjinizi harcarsınız.

Ak Parti kurulduğu 2001 yılından bu yana girdiği her seçimi, ihtiyac duyduğu ekseriyeti tek başına sağlamak suretiyle elde edebilmiş ve ülke siyasetine yapılamayanları yapan, toplumsal tabuları yıkan, devleti milletin devleti yapma yolunda önemli aşamalar kateden bir parti.

Kanaatimizce geride bıraktığımız seçime de tek başına ve kendi olarak girmiş olsaydı, bu seçimde de halktan istediği sonucu alacaktı.

Bu  iddia, geçmişin bize verdiği delillerle ispatlanabilir durumda.

Tarih 10 Ağustos 2014.  Cumhurbaşkanlığı seçimi,  Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın tek başına aldığı oy miktarı, yüzde 51,79

Bu seçim,  secim ittifakı  ile alınan oy nisabı yüzde 52,60. 

Ak Parti’nin  1 Kasım 2015 aldığı oy yüzde 49,50.

Bu seçim aldığı oy yüzde 42. 

Üstelik 2014 ve 2015 yıllarında Ak Parti’ye muhalafet eden kesim bu güne oranla çok daha örgütlü-organize ve güçlü iken. 

Ak Parti bugün sahip olduğu imkanlardan çok daha azına sahipken. 

Medyanın kahir ekseriyeti  Ak Partinin aleyhindeyken..

Özellikle Doğu ve Güneydoğu da Belediyelerin çoğu muhalafetteyken… 

Ortada bir terslik var, sevinç gösterileri arasında kaybolup giden…

Bu mesele değil diyorsanız, havaya ateş ederek kutlamaya devam edebiliriz! 

Hicbir şey yapmamız gerekmiyor. 

Müttefiğimizden  masallar dinlemeye devam edebiliriz... 

550 sandalyeli meclisin 316 sını, 600 sandalyelik mecliste 292 ye düşürme "başarı"sının “keyfini" sürebiliriz... 
 

Hasbelkader Hdp barajı aşamaz olsaydı, elde edilecek parlamento  çoğunluğu da sevinç kutlamalarının bir parçası haline  gelecek, bu durumu da bir "başarı" olarak kabul edebilecek miydik?... 
 

Bu durumun akabinde yapılan sevgi gösterileri ve kutlamalarının baş içeceği kesin kımız olurdu. 

Mesele yok diyorsak, bazarımızdan hayır görelim. 

Mesele yok diyorsak cevap aramaya da gerek yok.

Yok eğer bir kaç  yerde  terslik   var  diyorsak, çareyi de gösterme imkanınız var demektir. 

Yurdum insanının tamamını kucaklama niyetiyle yola çıkmış ve bunu 16 yıl boyunca da  başarabilmiş bir siyasi hareketin,  kendi elleriyle yarattığı "kilit parti" ye muhtaç hale gelmiş olması en büyük sorun değil mi? 

Ak Parti'de akil insanların bir çoğunun yerini, sadece kendi ikballerini düşünen kişilerin almış olmaları bir sorun değil mi?...

Halk adına, devlet nezdinde yapılan muhalefet ideali ve iddiasının önemli oranda  terkedilmiş olması sorun değil mi?...

Hertürlü milliyetçilikten uzak durulacağı, bölgesel, dinsel, etnik milliyetçilik yapılmayacağı sözünün hatırlanması gerektiğine olan inancımız devam ediyor mu?…

İğneyi kendimize batırma faslında ifade etmeye çalıştığımız bu sorunlar neticesinde,  ortaya "nur" topu gibi bir "kilit parti" çıkardık.  

Hani anahtar deseler pek itiraz etmeyeceğiz, ancak tabire bakarmısınız; kilit... 
 

Ümmet-Yeryüzünün Bütün Mazlumları’nın umudu olma   bilincinin en azından  bir kesim tarafından önemsizleştirilmiş olması durumunun fayda getirmeyeceği kanaatindeyim. 

Kısa zamanda fayda imiş gibi görünen bu durum uzun vadede mutlaka zarar verecektir.

Sözüm;
16 yıllık siyasi hayatını 160 yıla, 1600 yıla çıkarmak hayalini kuranlaradır. 

Bugün "kazanma" sarhoşluğu içinde olanlara değil.

Sözüm,
Yola çıktıklarını yolda buldukları ile değiştirenlere değil.

Sözüm,
Suruç'ta gördüğü çocuk kalabalığına "bunlar bizim geleceğimiz" diye sevinen anlayışadır.

Sözüm, kendini her şeye yeten görenlere, müsağni olanlara  değil.

Sözüm, siyasi açıdan bakıldığında, Hudeybiye Barışı “yenilgisini",  Bedir galibiyeti kadar değerli ve anlamlı  görenleredir.

Sözüm, biz yeni bir sisteme geçtik, böyle olması gerekiyordu diyenlere değil.

Sözüm, aleyhine bile olsa hakkı söyleyen, dostluk, vefa, erdem, gibi kavramları, bu kavramların düşmanı olan siyaset dünyasında da yaşatabilenleredir. 

Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı balkon konuşmasında ifade ettiği “Halkımızın verdiği mesajı aldık. Bunu değerlendireceğiz.” sözlerini bir umut vesilesi olarak almak istiyorum.

Bizim  baktığımız yerden bakmayanların da düşüncelerine saygı duyuyoruz

Derdimizin bağcı dövmemek olduğunun altını çiziyorum.

Sözlerimizin, “Hata yaptığımda beni düzeltecek bir ümmete emir yaptığın için sana hamd ve senalar ederim Allah’ım” diyen Hz Ömer ferasetiyle karşılanması dileğimizdir. 

Bu duygularla, seçim sonuçlarının hayırlara vesile olması için dua edeceğiz. Bundan başkaca da bir şey gelmez elimizden. 

Vesselâm.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.