Sosyal Medya

Makale

Kendimi Arıyorum...

Kendimi arıyorum, bazen sokakta kendimi ararken buluyorum. Arka sokaklara dalarak keÅŸfedilmemiÅŸ bir ÅŸeyleri bulma umudu bu… ÇoÄŸu zaman o arka sokaklar bana insani olanın ne olduÄŸunu öğretiyor, insanlığımı fark ediyorum. DoÄŸa ve canlılarla senkronize iliÅŸkiyi bu arka sokaklarda bulabilmek çok güzel… Ä°stanbul’un özellikle eski semtlerindeki arka sokaklar hem doÄŸayı hem de insan kalmanın sıcaklığını yaÅŸatıyor. Meydanlar ve AVM’ler bizi yabancılaÅŸtırıyor.

Bir dostun sıcak bakışında bulmaya çalışırken kendimi görüyorum. ArkadaÅŸlar insanın en çok kendinden bir ÅŸeyler bulduÄŸu kiÅŸiler, onlarla muhabbetin dibini vurduÄŸunda en çok kendini bulursun, o duygusal zeminde ben hep kendimden parçalar ararım…

Daraldım, kendimi dışarı vurmam gerek, çıkarım, aÄŸaçların bol olduÄŸu parkları seçerim, eÄŸer hava güneÅŸli ise o aÄŸaçların yaprakları arasındaki renge bakarak kendimi bulmaya çalışırım. YaÄŸmurlu bir günde ziyarette bulunuyorsam, o yapaklardan süzülen damlalara dikkat kesilirim. Beni kendime getirir. Dikkat ayrıntılara vakıf olmayı saÄŸlar, ayrıntılar kiÅŸiyi kendisini bulmada yardımcı olacak vasatı saÄŸlar. Ama çoÄŸu zaman bir kuÅŸ cıvıltısında veya aÄŸaçları yalayan rüzgârın yapraklarda çıkardığı seste kendimi bulduÄŸumu vakit geçirmeden söylemeliyim…

Kendimi arıyorum, evde, eÅŸimle oturuÅŸlarda veya çocuklarla hasbıhalde... Evdeki her halim kendimi anlatıyor. Ya da ev hanesinin fertleri seni anlattığı zaman kendini bulabiliyorsun, çoÄŸu zaman kızsan da iyi geliyor bana… Ama evde en çok torun seni kendini bulmaya vesile oluyor, onun sevgisi ve beklentisizliÄŸinin doÄŸal hali iÅŸte bu ben olmalıyım dedirtiyor.

Aramaya bıkmadan usanmadan devam ederken kendimi konuşurken buluyorum, en usanmaz arayışlarım başkalarına bir şeyler anlatırken oluyor. İster bir dost meclisinde ister bir seminer seremonisinde konuşmayı yaparken bizzat en çok öğrenen ben oluyorum. Her öğrenme kendime beni yaklaştırıyor. O yüzde konuşmak bir ihtiyaçtan öte insanın kendisini bulabileceği önemli bir zemini de işaret ediyor.

En çok yalnızlaÅŸtığımı hissettiÄŸimde kendimi bulmak için sahile atıyorum, denizle gözlerimizi kamaÅŸtırarak birbirimizin içine dokunmak isterken aradığım tek ÅŸey kendim, o arada gemilerden yükselen sirenler veya bir yolcu vapurunda yükselen ÅŸarkıların naÄŸmeleri kendime dönmeyi hatırlatıyor. Denizde dalgaların oluÅŸturduÄŸu ritmik hareketler ile oluÅŸan o küçük daireler ve kıpırtılar insanın içinin kıpırtısına hareket katıyor. Onlara dalıp düşlere vardığımda orada kendimi görüyorum, iÅŸte o anın hazzı ile daha uzaklara, daha uzaklara dalıp gitmeyi bir ÅŸiar edinme konusunda istekli oluyorum, ama bu yanı başımda olup bitene bigâne kalmayı meÅŸrulaÅŸtırmaz tabii ki…

Kendimi aramaktan vaz geçemiyorum, yolum çoÄŸu kez kendimi ararken bir mezarlığa düşüyor. Orada öylesine yatan kiÅŸilerle tanıklıklarına baÅŸvurarak kendimi arıyorum, özellikle tarihsel ÅŸahsiyetlere olan aÅŸinalığım bazen benden bir ses duymamı saÄŸlıyor, iÅŸte o zaman kendimden haber alabilmenin heyecanı sarıyor dört bir yanımı... Ölülerle konuÅŸulmaz derler, ölü ile konuÅŸamayan kendisi ile hiç konuÅŸamaz. O yüzden ölü olanla kendinle konuÅŸtuÄŸun gibi konuÅŸmalısın. Böylece onları dinlerken kendini bulma çabana gayret katarsın… Çünkü onlar tanıktırlar, yaÅŸamın geçiciliÄŸine ve dünyanın bir heva ve heves oluÅŸuna… Bu dünyanın kimseye yar olmayacağının en keskin iÅŸareti ölülerdir. Bu yüzden ÅŸair ÅŸehitler için ölümü öldürenler olarak tanımlıyor.

Kendimi ararken daha çok kendini aradığını düşünen kiÅŸilerle yolum kesiÅŸiyor. Onları dinlerken buluyorum kendimi, ama onları her dinlediÄŸimde kendimden uzaklaÅŸtığımı daha çok hissediyorum. Çünkü her insanın hikâyesi baÅŸka yazılmıştır. Bu hikâyelerde benzerlikler olduÄŸu kadar farklılıklarda vardır. Ve farktır kiÅŸiye kendisi olmayı kazandıran…

Ama ben yine de kendimi arayacağım zaman bir dost meclisine ihtiyacım oluyor. Onlarla hemhal olduğumda nispeten kendimi buluyor gibi oluyorum. Onların takılmaları ve kendilerini anlatışları bir açıdan kendimi hatırlatıyor.

Ama ben kendimi arıyorum diyorum ya! Hangi kendimi aradığımı kendime bile sormaktan korkuyorum. Evet, benden birden fazla kendim var. Ve ben o kendilerimi yoklarken yolum her seferinde farklılaşıyor.

Kafama takılan bir soru var! Kendimi aramalı mıyım? Ya da aradığım kendim hangisi sorusuna hangi cevabı vermeliyim... İşin içinden çıkılmaz sanmayın dostlar, her sorulan sorunun muhakkak bir cevabı vardır, bunu bilseniz de bilmeseniz de fark etmiyor. Önemli olan doğru soru, çünkü doğru soruya doğru cevabı vermenin imkânını çoğaltmış oluruz...

Bıkmadan usanmadan kendimi aramaya devam edeceğim, bu kararlılık galiba ölüme kadar sürecek gibi görünüyor. Aslında bundan rahatsız da olmuyorum, hatta galiba sevmeye başladım, böylece kendimle ilgili sürekli bilmediğim bir şeyi fark etmeme sebebiyet veriyor. Bu yüzden kendimi aramaya devam...

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.