Sosyal Medya

Makale

Teşhircilikten Kurtuluş Günleri

Sanal alemde eski arkadaşları bulmak heyecan vericiydi. Hatta o güne kadar pek de bahsedilmeyen hikayeleri acemi cümlelerle anlatmak bile bir çok beğeni alınmaya yol açmıştı. Beğenilmek güzeldi ama mahcup olunmuştu. Ama uzun zamandır övülmemekten muzdarip nefisler bundan hoşnut olmuştu. Öte yandan anlatılanlar beğeniye tabiydi. Yeterli “like” ile ödüllendirilmeyen anlatıların yerini yenen yemekler, gezilen yerler ve faaliyetlerdeki kararlılığın fotoğrafları bir süre daha idare etti. Ama görünmek adlı canavarı doyurmak için değişik yöntemler bulma zorunluluğu depresifleşmeye kapı araladı. Artık sizin  gibi düşünmeyenleri yermek, suçlamak hatta sövmek gerekti. Şu sıralar sanal alemde linç kültürü pirim yapıyor. Ama fark edemediğimiz gerçek, sözün bittiği yerde bela kapıdadır.

İnsanın bu görünme ve yaptıklarıyla itibar görme isteği onun fıtratına aittir. İslam, fıtratı arıtan tek yol olduğuna göre, günden güne bizi insanlıktan uzaklaştıran teşhircilik nasıl terbiye edilirse iki cihan saadetine vesile olacak hayırlı bir amele dönüşebilir?

(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları simalarından tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (Bakara / 273)

Kuran’da  ihtiyacı olup iffetlerinden dolayı istemeyenler Miskin olarak adlandırılır. Dikkat kesilmezseniz onları göremezsiniz. Yani onlar yoksunluklarını anlatmaktan veya istemekten hicap duyarlar. İşte teşhircilikten kurtulmak isteyen kişi için bu iyi bir başlangıç noktasıdır. Yani görünmek istemeyeni görmeli ve miskini rencide etmeden yani göstermeden ihtiyaçlarını gidermenin yolları aranmalı. Karşı tarafa hissettirmeden verileni ulaştırıldığı an unutmaya hazır hale gelinmeli. Arzulanan, bu gizli eylemin tek şahidinin Allah olmasıdır.

Ramazan ayı hepimizin Allah tarafından görüldüğünü kabul ettiğimiz tek aydır. Bir ay boyunca Allah’ın göremediği hiç bir yer olmadığı bilinciyle hareket eder, yasaklara riayet eder paylaşımlarımızı arttırmakta yarışırız. Ama sanal şeytan bu ayda dahi beslenmek istemektedir. İftar menüleri, yedirilen ve giydirilen yetimlerin fotoğrafları, dağıtılan kumanyaların hangi coğrafyadaki açların imdadına yetiştiğinin görüntülerini paylaşmak Ramazan’ın hikmetine zıttır. Zira sadece Allah’ı razı etmek için O’na kendimizi göstermeliyiz. Üstelik oruç günlerinde sanal şeytanların zincirlerini çözmek ve bunun bir Truva atı olduğunu fark edememek tam anlamıyla aymazlıktır. Ramazanla başlayan, kendine sadece Allah’ı şahit tutan Salih amelleri, mübarek on bir aylarda da sürdürme kararlılığına erişilmeli. Ancak o zaman Allah’ı razı edecek gösterişten uzak eylemler nedeniyle hem kalp mutmain olur hem de iki cihanda itibar görebilme nimetine nail olunabilir.

Peki görünme ve itibar görme eğilimini terbiye etmiş bir ağabeyi tanımak ister misiniz?

O bir gazeteci yani yazdıklarıyla görünmek isteyenlerin arayıp da bulamadıkları bir yerdeydi. Ama o, kendisinin değil kardeşlerinin dertlerinden bahsetti. Kendisini övenlerin değil doğruya çağıranları destekledi. Onun dünyadaki tüm Müslüman coğrafyaları ziyaret etmesi fantastik görüntülerle tanınmak isteyenler için büyük fırsattı. Ama o, İslam topraklarındaki zulümleri ve yoksunlukları gözler önüne serip bunlara çözüm aradı. Hatta bu yolda pek çok düşman edindi. O, Aliya gibi Müslüman önderlerle birlikte bulunduğunda çektiği resimler ve hatıralar üzerinden gönenmek yerine öğrendiği ilkelere bağlı yaşadı. O iktidarın yandaşı değil yapılanların şahitlerden olarak emrolunduğu gibi dosdoğru oldu. Her izzetli mümin gibi ancak vefaati sonrası Salih amelleri ortaya çıktı. Böylece ümmet bilinci ve sadakati üzerinden anılarak güzel şahitliklere ulaştı.  Tanışmadıysanız onun adı Akif Emre. Yeni Şafak gazetesinde yüzlerce makalesiyle okurlarına, teşhircilik yapmadan, kardeşlerini ötekileştirmeden, siyasete ve sermayeye sahiplerine yaltaklanmadan nasıl Salih bir kul olunur adlı dersi ayrıntılarıyla son nefesine kadar anlatıp durdu…

İşte (şu) namaz kılanların vay haline,

Onlar ki kalpleri namazlarına yabancıdır,

Onlar gösteriş yapmaktadırlar,

En ufak bir yardımı bile esirgerler.

(Maun / 4-7)

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.