Sosyal Medya

Makale

Ben Kim Olmalıyım?

Ben’i tarif eden çok fazla kültür ve inanç kümesi bulunmaktadır. Her inanç ve felsefe kendi düşünce yapısına uygun ve uyumlu bir ben tarifine sahiptir. Soru ÅŸu: bu ben tarifleri gerçek anlamda hangi kültür ve inanç kümesinde doÄŸru bir anlama sahiptir. Meseleyi açıklığa kavuÅŸturmak içinde ÅŸu tespiti yapalım: herhangi bir kültür ve inanç kümesi ben’i ele alırken hangi kıstaslar üzerinden bunu yapıyor, beni deÄŸerlendirirken parçacı mı yaklaşıyor, yoksa bütünlük üzerinden bir deÄŸerlendirme mi yapıyor? Ä°ÅŸte bu sorulara verilecek cevap bizi insanın otantik yapısı üzerine bir betimlemeye taşıyabilir.

Ä°slam, herhangi bir inanç kümesi altında ele alınamaz. Çünkü Ä°slam, beÅŸeri boyutu ile ilahi boyutu arasına mesafe koymuÅŸ yegâne dindir ve bu yüzden O Ed- Din ismini almıştır. Ben kavramını da bu çerçeve içinde bir tanıma kavuÅŸturmalıyız. Tabii ki Ä°slam’ın içinde, farklı akımlar, farklı yorumlara sahiptirler. Ama yukarıdaki temel soru bu farklı akımlar içinde geçerli. Herhangi bir Ä°slami yorum ve akım, meseleyi bütüncül mü yoksa parçacı mı deÄŸerlendiriyor, buna bakmalıyız.

Her kültür ve inanç kümesi de dâhil olmak üzere insanın bazı parçalarını doÄŸru bir ÅŸekilde ortaya koyabilecek donanımları olduÄŸu gözardı edilemez bir gerçekliktir. Ä°nsan, kaçınılamaz bir ÅŸekilde kendi gerçekliÄŸine vakıftır. Bu yüzden insan en iyi kendisini bilen ve tanıyandır. Çünkü o tecrübe ile kendisini tanımaktadır. Bu yüzden insan, kendisi için söylenen düşüncelere yine kendisi tecrübesi ile tanıklık ederek onu doÄŸrulayacak bir imtiyaza sahip kılınmıştır. Yeter ki bu özelliÄŸinin farkında olmasını becerebilsin…

Ä°ki tür ben kavramından bahsedebiliriz. Büyük Ben ile küçük ben arasında mahiyet farkı olmakla birlikte ortak özelliklere sahip oldukları bilinmektedir. Özenerek yaratılmış ‘ben’, ‘Ben’in özelliklerini nisbi olarak taşımak istidadına sahiptir. Öncelikli olarak bu gerçeÄŸin açık bir ÅŸekilde anlaşılması kaçınılmaz olandır. Büyük Ben mutlak özelliklere sahipken küçük ben mukayyet olduÄŸu gerçeÄŸine sahiptir. Zaten büyük Ben ile küçük ben arasındaki bu mahiyet farkı onları hem ayırmakta hem de küçük ‘ben’i sorumluluk tevdi edilecek bir zemine sahip kılmaktadır.

Ben, kâinatın yansıdığı ayna… Hem kâinat ile farkını ortaya koyan, hem de kâinat ile bütünleÅŸebileceÄŸi zemini kuran muhteÅŸem varlık ben… Bu ben, kendini gerçekleÅŸtirirken sonsuzluÄŸun nefesini nefesi ile tadarken, O sonsuzluÄŸa yaslanır. SonsuzluÄŸa yaslanan ben, kendi sonsuzluÄŸunun farkındalığını ele alarak bu sonlu dünyanın sonsuzluÄŸu içinde kendi olma becerisini kazanır. Ä°ÅŸte bu beceri sayesinde halife unvanını kazanarak sorumluluÄŸu kuÅŸanan ben olarak kayıtlara geçerken her yaptığı eylem ve düşünüşten hesaba çekileceÄŸinin hesabını yapmakla da yükümlü tutulmuÅŸtur.

Ben, kendi farkındalığı üzerinden diÄŸer farklılıkları izhar eder ve aÅŸkın olanla baÄŸ kurabilecek bir potansiyeli olduÄŸunun farkına varır. Ben,  ilk insan ve insanlığın atası olan Âdem gibi yaptığı hatayı giderecek kelimeleri bu aÅŸkın Benlikten isteyerek özür dileme imtiyazı kazanır. Ä°ÅŸte bu özür dileme üzerinden ben, sürekli yeni bir baÅŸlangıç yapabilme gücüne eriÅŸir. Yani hatalarını telafi edecek bir vasata sahip olur. Ben kendi farkındalığını kazanırken diÄŸer benlerin farkındalığını öğrenir. Bu öğrenim süreci ona mukayese yapmayı öğretir. Ve böylece aÅŸkın Benlik ile kendi arasındaki farkı bu çerçevede öğrenmiÅŸ olur. Bu noktada ben, bilme ile öğrenme arasındaki farkı tecrübe ile öğrenir. Ä°ÅŸte bu öğrenim sayesinde ben, aÅŸkın Benlik ile iliÅŸki kuracağı zaman O’na teslimiyet göstermesini ve O’na güvenmesi gerektiÄŸini kendi tecrübeleri üzerinden öğrenmiÅŸtir.

Ben, kendi ile iliÅŸki kurmayı öğrendiÄŸinde baÅŸkaları ile de nasıl bir iliÅŸki kuracağını yaÅŸam denen tecrübe sürekliliÄŸi çerçevesinde öğrenmiÅŸ olur. Aslında bu ben, baÅŸkalarını doÄŸru bir ÅŸekilde tanıdıkça kendini tanıyacak, kendini tanıdıkça da baÅŸkalarını daha iyi tanıyacaktır. Kutlu bir sözde bu şöyle formüle edilmiÅŸtir. ‘Kim kendini tanırsa o Rabbini de tanır.’ Burada kiÅŸinin kendini tanıması, hem aÅŸkın olanı tanıması hem de diÄŸerlerini tanıması ile tamamlandığı iÅŸaret edilmektedir. Bu yüzden ben, yansıtan ve toparlayan bir özelliÄŸe sahiptir. Ben, yansıtır, varlığını deÅŸifre ederek varoluÅŸa katılır. Ben, toparlar, varoluÅŸun varlık sahasına hangi biçim ile çıkacağını da belirler. Çünkü AÅŸkın Benlik, ben üzerinden tarihi oluÅŸturmaktadır. Tabii ki tarihe müdahil olmaktadır. Bu müdahilliÄŸinin çoÄŸul boyutu yine ben üzerinden gerçekleÅŸtiÄŸi de bilinmektedir. Ben, kendi dindarlık boyutunu beninden hareketle kurduÄŸu zaman sahih bir zemini iÅŸaret eder. Çünkü baÅŸkalarına bağımlı bir dindarlık veya toplumsallık, beni zaafa uÄŸratan özelliklerin dışavurumudur. Biz, kurucu ben üzerinden gerçekleÅŸtiÄŸi zaman o biz ile Allah’ın takdiri gerçekleÅŸtirilebilir demektir. Çünkü kurucu benin dindarlığı üzerine kurulu olan biz, dinin toplumsallaÅŸmasının sahih ve sahici sahibi olur. O zaman ‘emri bil maruf ve nehyi anil münker’ gerçek bir zeminde iÅŸlevsellik kazanır.

Ben, sahici ve doÄŸrucu olmakla yükümlüdür. Hakikatin tecellisi için kaçınılmaz iki özelliktir bunlar. Ä°stikametin kuvvetlendirilerek kurulabilmesinin iki imkânıdır sahici ve doÄŸru olabilmek… Sahicilik kendini samimiyet ile intiÅŸar eder. DoÄŸruluk ise sadakat ile taçlanır ve benliÄŸin kulluk zeminini güçlendirir. Samimiyet ve sadakat zaten sahte ve kurmaca olanın zıddını yani fıtrata uygun ve uyumluluÄŸu esas alır.

Ben kendi fıtratı üzere doÄŸrulursa ve tecrübe edinirse baÅŸka fıtratların neliÄŸi konusunda da bir tecrübeye sahip olacağı için hep fıtrata uygun davranışı sürekliliÄŸe kavuÅŸturarak biz’i kurar ve selam üzere bir yaÅŸayışı tabii kılar. Her varlık bir fıtrata mebni yaratılmıştır. Ben kendi fıtratını aÅŸkın BenliÄŸin kendisi için gönderdiÄŸi bilgiye dayalı olarak öğrenir. Ve bu öğrenimini tecrübe ile de destekler. O zaten yegâne öğretici olarak Mutlak Ben’i kabul eder ve O’na teslim olur. O’na olan güveni o kadar çoktur ki gözünü kırpmadan canını uÄŸruna verebilir. Bu cesareti ve gözü pekliÄŸinin nedeni de O’na olan güvenidir. Ve bu güvene sadakatidir ki beni uysal ve uyumlu kılar. Ä°ÅŸte benin biz içindeki bu uyumu üzerine kurulu biz, kendi hakikatini aÅŸikâr kılar. Yani baÅŸlangıç bu bizi oluÅŸturacak benin yeniden keÅŸfedilmesi ve kurulmasını saÄŸlamaya matuf olmalıdır.

Ben, kendisi de dâhil olmak üzere hiçbir kendisi gibi olan bene boyun eğmez ve onu yetke olarak kabul etmez. O en büyük yetkenin Allah/Mutlak Ben olduğu konusunda bir şüphesi yoktur. Ve bu kesinlik algısı ile kendisi gibi benlere ancak Mutlak Benliğin kendisi için gönderdiği öğretiye uygun davranmayı işlevsel kabul eder ve bunun için gerekli her türlü çaba ve gayreti göstermeyi de marifet addeder.

Fıtratına uygun davranan, baÅŸka fıtratlara da uygun davranmayı kolaylıkla baÅŸarır. Ä°ÅŸte fıtrata uygun davranışların toplumsallaÅŸtığı zeminde ilahi deÄŸerlerin de neÅŸvünema bulacağı bir zemini iÅŸaret eder. Ben, kendini ilahi deÄŸerlerle kurduÄŸunda ve iliÅŸkilerini de bu ilahi deÄŸerlere uygun hale getirdiÄŸinde ortaya çıkacak olan sahih ve sahici yaÅŸam sadakatle taçlanarak selam ve hidayet üzere olmayı basiret üzere daimi kılar. Ä°ÅŸte daimilik insanı sürekli daha yükseÄŸe ve yükseliÅŸi sürdürmeye güç yetirmeye takat kazandırır. Ben, feragat ve fedakârlık üzerinden beklentisizliÄŸi bir yaÅŸam formu ve anlamı olarak ortaya koyduÄŸunda sürekli sahici daha büyük benliklere doÄŸru seyrüsefere çıkar. Bu seyrüsefer üzerinde kurulu biz ile sürekli yeni benlikler inÅŸa ederek selamı yayar. Ben, biz içinde kendini yokluÄŸa tevdi ederek ben’i bir üst benliÄŸe taşımaya hak kazanır.

Ben, dışarıdan kendisine yüklenecek fıtrat dışı her türlü baskıya direnmeli ve benini arındırarak kendi fıtratına yönelerek kendi benini kurmalıdır. Bu yüzden bu ben etkilenmeden azade iken fıtrat üzere olmak kaydı ile de etkileşime açık olmalıdır. Çünkü olgunlaşmanın ve biz olabilmenin yolu buradan geçmektedir.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.