Sosyal Medya

Makale

Sürgün

''Sevgili
Ey sevgili
En sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim! (S.KARAKOÇ)'un dediği sürgün değil bu. Toplumsal değişim yada devrim hareketlerinin liderlerinin cezalandırılıp gönderildiği uzak ülkelere sürgün anlamında değil bu sürgün, ülkeyi, sınırları, toprakları içermiyor bu.
Bu sürgün en trajik, en acılı, en hüzünlü sürgün. İnsanın kendi içine,içimize,iç ünitelerimize doğru sürgünüdür. İç bükey, içe kıvrılmış, kıvrılmak zorunda bırakılmış, zorla baskıyla tehditle terörle şantajla ve de modernleşen Müslümanların kendi isteğiyle, nefsiyle... Kalplerin rehavete kapılması, dünyevileşme sürecinde parçalanan ruhlar, içe sürgün yemiş ve aksiyoner olma halini kaybetmiştir. İçe sürgünler neticesinde düşünsel ve ahlaki kararlılık, yerini mazeretler rezilliğine bırakmıştır. Bu sürgünler sonrasında bu günkü hayat tarzı içerisinde razı olabileceğimiz, onaylayacağımız bir tek olgu yok. İlahi mesaj karşıtı şeyler normal hale gelmiş durumda. İnsanlar duyarsızlaşmış, olaylar karşısında sessizlik zırhına bürünmüştür. İnancımızı yaşamak uğruna verilen mücadeleler anlamsız olarak addedilmeye başlandı. Zifiri karanlık bir dünyada kimliğimizle, onurumuzla, şahsiyetimizle var olma hakkımız gasp edilmiş durumda. İslam'ı Protestanlaştırma operasyonu neticesinde dini vicdanlara hapsetme projesi gerçekleştirilmekte.
İnsanlar içe doğru bir sürgün yaşıyor, yaşatılıyor. Vakarlı kişiler, arı duru söylemler, hakikat karşıtı  söylemlere muhalif duruşlar istenilen düzeyde sergilenmiyor. Ufkunu açan  gönlünü genişleten insanlarımız kuşatma altında. Müslümanlar kendi değerleriyle Post-modern değerler arasında sıkışmış durumda. Kendi içine hızla sürülen Müslümanlar dimdik duran, dümdüz yürüyen şahsiyetli Müminlere çelme takıyor,çamur atıyor yada yola yatıyor. Kafaları karışık düşünce netliğine kavuşmamış bu şahıslar müthiş bir yanılsama  içine  düşürülüyorlar. İslam'ın özünü Kur'an'da kavrayamamış Müslümanlar,modern pagan  kültürün himayesi altında varlıklarını sürdürmeye modern kurumların üzerlerindeki psikolojik  baskı neticesinde kompleks bir yapıya  bürünmeye doğru hızla koşuyorlar. Allaha  gereği gibi  yönelmeyen Müslümanlara sonsuz lütuf ve bağışlar vaat edilmemektedir. Bu bağışlardan  mahrum kalan çağın inanmışları modern dünyanın bunalımlarına ve zorbalıklarına kafa  tutacak güçte olamazlar. İçine sürülen Müslüman dışta kaybetmeye, dışta sessiz kalmaya mahkumdur. Uzun yolculuğa çıkamaz, sonuna kadar  tevhidi bilinçlenmede ısrar edemez. İçe  sürülen Müslüman rızk telaşına düşer, zengin olma hırsına kapılır, hak ile batılı ayırt edici Furkan bir kalbe sahip olamaz. Her türlü zulme rağmen sarsılmaz bir imana sahip olamaz. Sağlam bir arkadaş, yoldaş olamaz.
İçe sürgüne razı olmuş Müslüman mahrum ve sefil halde yaşamaya mahkum edilmiştir. Bu hayat tarzları içinde  bünyelerindeki cahili sızma ve sapmaları teşhis ve ifşa yeteneğinden mahrumdurlar.
İçe sürgün yemiş Müslüman da İslam'a teslim olma şuuru gitmiş.İslam'ı  teslim alma düşüncesi yerleşmiştir. Artık o yaşadığı ortamın dinini kendine düstur edinmiştir yani yaşadığı  gibi iman etmeye başlamıştır, hayatın edilgen bir nesnesidir artık o.
İçe sürgün yemiş Müslüman Allah'tan uzaklaşmaya başlamıştır, uzaklaştıkça da korkak bir tavşan gibi koşmaya başlamıştır, kaçtıkça da korkmaya... her şeyden kaçmaya, ilkeli onurlu  müminlerden uzaklaşmaya, onları arayıp sormamaya,tüm diyalogu koparmaya başlamıştır. İçe sürgün yemiş bu tiplerde direnen bir ruh, direnen bir bilinç, direnen bir yürek, direnen bir siyaset olmaz, bu mümkün değildir.
Velhasıl bu tipler inancının yüzünü ağartmaz, hakikatte olmanın bedellerini ödeyemez. İman fukarası, huşu fukarası,ihlas fukarası olan bu insanların yürekleri hızla çölleşiyor, buharlaşıyor, yok oluyor. Yeryüzü hızla cehenneme doğru kayıyor. Onuru, şerefi, izzeti, namusu, dini, özgürlüğü pazarlanan buna sessiz kalan neme lazım diyen iç sürgünü yiyen  insanlarla aynı siperlerde direnmek beyhudedir. Bunlar kendi kendilerine zulüm etmeye devam ediyorlar. Bu tipler zifiri bir karanlık içindeler bunu keşke bir bilseler. ''Ah keşke bende peygamberlerle beraber olanlara bir yol tutsaydım''demeden önce pişmanlıkların fayda  vermeyeceği gün gelmeden önce vahyin inşa ettiği bir adam olma yolunda yeniden iman etseler ve söz verseler, imanlarını ispat etme noktasında ciddiyeti keşke kavrasalar.
Neyse aziz dostum biz işimize bakalım, DİRENİRSEM ÖLMEM DİYEN ŞEREFLİ MÜMİNLERLE yolumuza devam edelim.
Vesselam.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.