Sosyal Medya

Makale

Gama Kamera Odası

Gece yarısı birbaşına gittiği hastanede hiç birini aramayı kıyamadığı geniş çevresiyle “şu halini resmeden fotoğrafı paylaşsaydı acaba ne derlerdi?” diye düşünmeden edemedi…

 

— Hayırdır Üstad kendine yeni bir sponsor bulmuşsun?

— O hakiki Çene suyu mu yoksa suya ait bir marka ismi mi?

— Ben de konuşacak bu kadar lafı nereden buluyorsun diye hayret ediyordum…

— İnşallah bu, hiç âdedin olmayan sulu şakalardan biri değildir

— Bu neyin pretostosu yoksa sen de çeşmeden akan suların içilmesine mi karşısın?

— Öfkeli haline zor uyum sağlayan bizler radyoaktif yüklenmişliğine nasıl dayanacağız?

— Yarın sana gelmeyi düşünüyordum ama hanım hamile olduğundan bir süre görüşmeyelim.

— Üzerine bomba bağlamak yerine radyoaktif madde yüklenmişsin hayırdır yolculuk nereye?

— Bir de niye takip etmiyorsun diyorsun, insan yediği yemeği, gördüğü çiçeği paylaşır yahu

— Ben de niye bu adam işi gücü bıraktı diyordum meğer iflah olmaz bir illete duçar olmuş…

— Sen bizim damarı bir türlü keşfedemedin ama bak, hemşire abla seninkini şıp diye bulmuş

— Kolundaki anjiyo kat’ın mavi renk olması ne anlama geliyor? Google’ye bir bakayım…

— Buradan da anlaşılacağı üzere senin kalbine giden yol artık midenden geçmiyor.

— Bu fotoğrafı görünce uzun süredir kan vermediğimi fark ettim doğrusu…

— Kamera odası da neyin nesi? Yoksa kanserli birinin son günlerini mi canlandırıyorsun?

— Acaba sana verilecek Gama ışınları, yüzündeki nura tesir eder mi?

— Tam da yemek yiyordum… Ne paylaşacağını bilmiyorsun doğrusu… Kusacağım şimdi…

— İş, güç, yoğunluk, görüşemezsek hakkını helal et…

 

“125 numaralı hasta” diye bağıran Kastamonu’lu hastabakıcının gür sedası kafasında gittikçe genişleyen düşünce balonunu patlatmıştı. Sonra hiçbir zaman ve hiçbir yerde onu yalnız bırakmayanın ismini anarak (Bismillahirrahmanirrahim) odaya doğru hareketlendi…

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.