Coğrafyamız
Anlaşma tamam, yaptırım tartışması sürüyor
İran ile Batı ülkeleri arasında nükleer müzakerelerin çerçeve anlaşması imzalandı. Ancak ABD'nin anlaşmayla yaptırımların 'askıya alınacağını' söylemesi İran'ı kızdırdı. İran 'yaptırımlar tamamen kaldırılmalı' diyor. Uzmanlara göre, yaptırımların askıya alınması ve kaldırılması arasında önemli farklılıklar var.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcü yardımcısı Marie Harf, cuma günü Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun İran'ın nükleerde atması gereken adımlarını attığını teyit etmesi durumunda yaptırımların 'erteleneceğini' söyledi.
Harf, "Erteleme kesinlikle bir ilk adım. ABD açısından bakacak olursak, hedef, yaptırımı önce askıya alma, daha sonra ise İran'ın yükümlülüklerine bağlı kaldığından emin olduğumuzda tamamen kaldırmak" dedi. Harf, ertelemenin bir yıl içinde olmasını beklediklerini ancak İran'ın daha hızlı adım atması durumunda ertelemenin daha kısa sürede gerçekleşeceğini belirtti.
Washington'dan gelen bu açıklamada yaptırımların kaldırılması yerine ertelenmesi ifadesinin kullanılması Tahran'ı kızdırdı.
İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif anlaşma sonrası ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yaptırımlar hakkında ‘askıya alma’ ifadesini kullanmasını karşı çıkarak ‘son verme’ ifadesinin daha doğru olacağını kaydetti.
Ondan sonra konuşan Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin tavrı ise daha sertti. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamalarına tepki gösteren Ruhani, "Müzakereler boyunca ekonomik, finansal ve bankacılıktaki yaptırımların kaldırılmasını görüştük. Yaptırımların ertelenmesini hiçbir zaman müzakere etmedik" dedi.
Ruhani ayrıca, "Eğer taraflar müzakerelerde yaptırımların kaldırılması yerine askıya alınmasını konuşuyorlarsa herhangi bir anlaşma olmaz. Dünya İran'la anlaşmaktan başka bir seçeneği olmadığının farkında" ifadelerini kullandı.
Yaptırımlar: 'Askıya alma' & 'Kaldırma'
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Bayram Sinkaya'ya göre, anlaşmanın taslak metninde sadece Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin yaptırım kararlarının kaldırılması öngörülüyor; ABD ve Avrupa Birliği'nin aldığı kararların ise ertelenmesi söz konusu. Sinkaya, "Dolayısıyla hangi yaptırımlar diye sormak lazım. Ona göre sonuç değişiyor. Aslında her iki taraf da doğrunun bir kısmını söylüyor" ifadelerini kullanıyor.
Sinkaya, Amerikalıların açıkladığı metinde yaptırımların ana omurgasının korunduğunu, anlaşmanın uygulanmasında sorun çıkarsa tekrar yaptırım uygulanabileceğini, ancak İran'ın anlaşmayı kendi kamuoyuna satmak için AB ve ABD yaptırımlarına değinmediğini söylüyor.
Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) Dış Politika ve Uluslararası İlişkiler Programı Koordinatörü Mehmet Şahin'e göre, bir anlaşmayı askıya almanız halinde anlaşmanın tekrar yürürlüğe girmemesi herhangi bir olumsuz durumda kolaylıkla mümkün. Ancak yaptırımların tamamen kaldırılması durumunda, BM Güvenlik Konseyi'nin almış olduğu yaptırım kararları iptal edilecek. Bu durumda yeniden yaptırım uygulanması için Güvenlik Konseyi'nden bir karar çıkması gerekiyor.
Şahin, açıklamaların iki tarafın ciddiyetlerini gösterebilmeleri açısından birbirlerine bir mesaj olarak değerlendirilebileceğini, ancak aynı zamanda iç kamuoyuna mesaj olarak da düşünülmesi gerektiği görüşünde. Şahin şu ifadeleri kullanıyor:
"İran'da anlaşmaya muhafazakâr kesimlerden ciddi karşı çıkanlar var. Sokağa çıkıp kutlama yapanlar daha çok reformcu kesimden oluşuyor. Mutabakatla birlikte iç baskının da azalacağını düşünen kesim sokakta. Muhafazakârlar bunu bir taviz olarak görüyor. Açıklamalar bu kesimi teskin etmek için. Aynı şey ABD için de geçerli. İsrail ve İsrail lobisinin yanı sıra Cumhuriyetçi Parti'den de çok ciddi eleştiriler geliyor. Partinin kongre üyeleri İran'a mektup dahi yazdılar. Dolayısıyla ABD'den gelen açıklamalar da iç politikaya yönelik olarak değerlendirilebilir."
İran ekonomisi nefes almayı bekliyor
Yaptırımların kalkması İran için kritik bir önem taşıyor. 'Siyasi çerçeve anlaşmasının' ardından müzakerelere İran adına katılan Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, varılan mutabakatı bir 'kazan-kazan anlaşması' olarak nitelendirmişti.
Nihai anlaşma sonucunda İran'ın en büyük kazancı olacak yaptırımların kaldırılmasının yıllardır darboğaza sürüklenen İran ekonomisini yeniden canlandırması bekleniyor.
2010 yılında BMGK'nın kararıyla uygulanan yaptırımlarla birlikte AB ve ABD'nin de yaptırımları petrolden bankacılık sektörüne kadar birçok farklı sektörü içeriyordu. Al Jazeera'ye konuşan bağımsız ekonomi danışmanı Hatice Kerimi'ye göre, "Bankacılıktaki yaptırımların ve işlemlerdeki sınırlamaların kaldırılması her şeyi büyük ölçüde değiştirecek."
Ayrıca İran hükümeti hâlihazırda yaptırımlardan dolayı yurtdışındaki varlıklarına da ulaşım hakkına sahip değil. Tahran Ticaret, Endüstri, Maden ve Tarım Odası Başkanı Yahya İşak İran'ın Çin, Hindistan ve Japonya'da değeri 100 milyar dolara kadar çıkan ancak yaptırımlardan dolayı bloke edilen hesabı olduğunu söylüyor.
2012 yılında İran'da üçte iki oranında bir devalüasyon yaşandığını hatırlatan Mehmet Şahin'in yaptırımlarla dünya bankacılık sisteminin dışına çıkarıldığını ve geri dönüşün ekonomiye önemli etkisinin olacağının altını çiziyor.
Bayram Sinkaya ise İran'a sigortacılık alanında uygulanan yaptırımlara dikkat çekiyor ve şu ifadeleri kullanıyor:
"İran'a uygulanan sigortacılık yaptırımları İran'ın ticaretini sekteye uğratmıştı. İran'a gelen malların ve İran'dan ihraç edilen malların taşınması için gereken sigortanın maliyeti çok masraflı olmaya başlamıştı. Özellikle Avrupa Birliği ve ABD ile bağlantılı şirketler yaptırımlar nedeniyle sigorta yapmaktan kaçındılar. Dolayısıyla yaptırımların kalkması İran ekonomisini büyük ölçüde rahatlatacaktır."
Petrol stoklarda bekliyor
İran'ın yaptırım getirilen en önemli ürünlerinden birisi de petroldü. Yaptırım kararının ardından petrol ihracatı büyük yara alan İran, 30 milyon varilden fazla petrolü yaptırımlardan dolayı satamıyor ve stoklarda bekletmek zorunda kalıyor. Petrol endüstrisi analisti Vahid Amiri, yaptırımların kalkması durumunda İran'ın stoklarda bulunan petrolü dünya pazarına ihraç edebileceğini söylüyor.
Mehmet Şahin, İran ihracatının yüzde 80-85'inin enerjiye dayandığını ve yaptırımlarda özellikle petrolün hedef alındığını kaydediyor. Şahin yaptırımların kalkmasıyla ihracatın önündeki en önemli engelin kaldıracağına işaret ediyor.
Reuters'ın yaptığı araştırmaya göre, günde 2.8 milyon varil petrol üreten İran yaptırımlardan dolayı bunun ancak 1 milyon varilini ihraç edebiliyor. Uluslararası Enerji Ajansı'na göre ise İran yaptırımlar kalktığı takdirde rahatlıkla günlük petrol üretimini 750 bin varil daha artırabilir.
Petrolde İran'ın en büyük alıcıları olan Çin, Güney Kore, Japonya ve Hindistan ABD'nin baskısıyla İran'dan ithal ettikleri petrolü azaltmak zorunda kalmışlardı. Yaptırımların kalkmasıyla aynı zamanda yabancı petrol şirketlerinin İran'a yatırımlarının da artması bekleniyor.
Nihai anlaşma 30 Haziran'da
Nükleer müzakerelerde İran ve Batı ülkeleri arasında ‘siyasi çerçeve anlaşması’ perşembe günü sağlandı. Anlaşmanın taslağı yazılmaya başlanacak ve tüm şartlar yerine getirilirse 30 Haziran’da nihai anlaşma imzalanacak.
ABD Başkanı Barack Obama varılan anlaşmayla ilgili yaptığı açıklamada, "Bu iyi ve tarihi bir uzlaşmadır. Eğer nihai bir anlaşma sağlanırsa dünya daha güvenli bir hale gelecek. İran'ın artık nükleer silah elde etme fırsatı olmayacak. Eğer İran anlaşmaya uyarsa İran'a yönelik ABD ve BM yaptırımları aşama aşama kalkacak, aksi olursa yaptırımlar tekrar yürürlüğe girecek" demişti.
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, İran ile 5+1 ülkeleri arasında yürütülen nükleer müzakerelerde kilit konulara çözüm bulunduğunu ve taslak hazırlamaya başladıklarını duyurmuştu.
Kaynak: Al Jazeera

Henüz yorum yapılmamış.