Mehmet Kaman: Bir Yetimin Bayramlığı! Gazze'de Bayram, Afrika'da Dua
Bayram, çocukluk hatıralarıdır.
Yeni ayakkabıların başucunda heyecanla beklediği geceler...
Kalabalık sofralar...
Kapısı çalınan evler...
Sarılmalar...
Uzayan kahkahalar...
Fakat her ev aynı bayram sabahına uyanmaz. Kapısını sessizliğin açtığı evler vardır. Eski kıyafetlerini yatağının ucuna bırakan çocuklar... Eksik sofralar... Çocuklarına mahcup bir tebessüm saklayan anneler ve babalar...
Bayramın gerçek manası da, bir çocuÄŸun yüzünü güldürebilmekte... Bir sofraya misafir olabilmekte... Bir ihtiyaç sahibine “yalnız deÄŸilsin” hissini verebilmekte...
GösteriÅŸten uzak, bıraktıkları izler uzun yıllar silinmeyen iyiler bayramlarda kendisini yeniden gösterir: ACİLDER’in gibi...
ACİLDER bayramı sadece kutlamıyor, paylaşarak büyütüyor... Her bayram öncesi dernek merkezindeki yetim giydirme günleribunun en güzel örneklerinden biri. O günlerde dernek merkezi adeta bir bayram yerine dönüşüyor. Mahallelerinden araçlarla alınan yetim çocuklar aileleriyle birlikte dernek merkezine getiriliyor. Kapıda onları güler yüzlü abiler ve ablalar karşılıyor.
Ardından küçük eller bayramlık kıyafetlere uzanıyor... Bir ayakkabı dikkatle giydiriliyor. Bir gömleğin yakası düzeltiliyor. Bir kız çocuğunun saçları özenle taranıyor. Aynanın karşısında uzun uzun duran çocuklar oluyor... Yeni ayakkabılarıyla yürümeyi deneyenler... Küçücük bir oyuncakla dünyalar kadar sevinenler...
Sonra hep birlikte sofraya oturuluyor. Yemekler yeniyor, oyunlar oynanıyor. Berber amcaları çocukları bayrama hazırlıyor. Gün sonunda ailelerin ihtiyaçları da unutulmuyor; gıda, sebze ve meyve destekleri hazırlanarak aynı hassasiyetle evlerine ulaştırılıyor.
Bugüne kadar binlerce yetim ve ihtiyaç sahibi çocuğun yüzünü güldüren bu çalışmalar, yalnızca bir yardım faaliyeti değil; bir çocuğun hafızasında güzel bir bayram hatırası bırakabilme gayreti taşıyor.
Bayramın bir yanında bayramlıklar varsa, diğer yanında kurban bereketi var.
Kurban Bayramı yaklaşırken ACİLDER’de ayrı bir hazırlık baÅŸlıyor. Hayırseverlerin emanetleri büyük bir titizlikle kurban ediliyor; ardından bayram bitmeden ihtiyaç sahibi ailelerin sofralarına ulaÅŸtırılıyor.
Kurban, yalnızca bir ibadet deÄŸildir. İnsanın kendisiyle yaptığı “derin bir hesaplaÅŸma”dır. Hz. İbrahim (as)’dan bugüne uzanan “teslimiyet çaÄŸrısı” önemli bir hakikati hatırlatır: Sahip olunan birçok nimet, yalnızca elde tutmak için deÄŸil; “paylaÅŸmak” için verilmiÅŸtir.
Kurban, “en sevdiÄŸinden vazgeçebilme ahlakı”dır. Nefsin “sakla” dediÄŸini paylaÅŸabilmektir. Kendi sofrasındaki bereketi, hiç tanımadığı bir kardeÅŸinin evine taşıyabilmektir. Bu nedenle kurban yalnızca kesilen bir hayvan deÄŸil; insanın içindeki bencilliÄŸi, cimriliÄŸi ve dünyaya aşırı baÄŸlılığı terbiye etme çabasıdır.
Bugün birçok aile için kurban eti hâlâ yılda bir kez gelen bir misafir gibidir. Ulaştırılan her kurban payı yalnızca bir gıda yardımı değil; kardeşliğin, teslimiyetin ve merhametin sessiz bir temsilidir.
Bir kapı çalınıyor...
Poşetler özenle teslim ediliyor...
Mahcup bir teşekkür yükseliyor ardından...
Ve o evde artık bayramın bereketi hissediliyor.
Bir annenin içindeki ferahlık...
Bir babanın omuzlarından eksilen mahcubiyet...
Bayramda et kokusuyla yetinmeyen, tadına bakan çocuklar...
İyilik, sofradan önce kalbe dokunuyor.
ACİLDER, her yıl olduÄŸu gibi bu yıl da kurban organizasyonlarını yalnızca yurt içinde deÄŸil, yurt dışında da sürdürüyor. Afrika’nın yanı sıra özellikle Gazze’de gerçekleÅŸtirilecek kurban organizasyonu, kurbanın yalnızca bir ibadet deÄŸil; kardeÅŸliÄŸin sınır tanımayan hâli olduÄŸunu yeniden gösteriyor. Bugün Gazze’de bayrama yorgun giren evler var.
Eksik sofralar...
Göğe hüzünle açılan eller...
Savaşın gölgesinde büyüyen çocuklar...
Böyle zamanlarda ulaştırılan bir kurban payı yalnızca et değildir.
Hatırlanmaktır...
Unutulmamaktır...
Uzakta da olsa aynı vicdanın parçası olduğunu hissedebilmektir...
Bir annenin kaynayan tenceresinde umut vardır o gün.
Bir çocuğun gözlerinde kısa süreli de olsa bayram sevinci...
Kurbanın gerçek manası da burada saklıdır: Kendi sofrasındaki bereketi, dünyanın başka bir yerindeki kardeşiyle paylaşabilmek...
Toplumların geleceÄŸini büyük projelerden önce iyilik hareketleri deÄŸiÅŸtirir. ACİLDER’in hikâyesi de böyle bir hikâye...
Gösterişten uzak...
Samimiyetle büyüyen...
Dokunduğu her yerde iz bırakan bir iyilik hareketi...
Mehmet KAMAN

Henüz yorum yapılmamış.