Sosyal Medya

Şevket Hüner: Evliya ile Eşkıyanın Mücadelesi



Evliya ile eÅŸkıya arasındaki farkı Kuran’dan okumak, iki zıt kutbun nasıl aynı kökten çıkıp farklı yönlere savrulduÄŸunu anlamak demektir. Buna göre insan ya evliyadır ya da eÅŸkıyadır. Buradaki ikilem, iÅŸin fiili yönünden ziyade kalbin yöneliÅŸine ve niyetin istikametine dayanır. Vahiy, insanı neden yaptığıyla da tartar. Zahiri düzenlemenin yanında gayb olanı da aydınlatır.

Evliya, kelime kökeni itibarıyla "veli"nin çoÄŸuludur. Evliya, El Veli olan Allah’ın velâyetini kabul eden, O’nun iradesine teslim olan, hayatını hakikat ve adalet üzere kuran insandır. Evliya olmak, insanın kendi nefsini terbiye ederek ilahî iradeye baÄŸlanmasıyla gerçekleÅŸir. O artık baÅŸkalarının hakkını gözeten, zulme karşı duran, barış ve ıslah için çaba gösterenlerdendir. O, Yeryüzünde vakarla yürüyenve cahillerle karşılaÅŸtığında "Selam" deyip geçendir.

Vahyin tanımladığı eÅŸkıya ise yeryüzünde bozgunculuk çıkaran, adalete taraf olmayan, insanların hakkını gasp eden, Allah’ın hudutlarını çiÄŸneyen fesadın temsilcisidir. O, ÅŸaki olduÄŸu için rahmetten uzaklaÅŸmış, kalbi mühürlenmiÅŸ, kulakları o büyük çaÄŸrıya kapanmıştır. Kur’an’da “fesad” kavramına göre eÅŸkıya, düzeni bozan, barışı önleyen, adaleti çiÄŸneyendir. EÅŸkıya için dünya, talan edilecek bir mülk, insan ise bu mülke giden yolda bir araçtır.

Vahiy, insanı bu iki yol arasında sürekli bir tercihe mecbur bırakır. Her insanın içinde hem evliyaya hem eşkıyaya açılan kapılar vardır. Hangisinin açılacağı, kalbin hangi sese kulak verdiğiyle ilgilidir. Bu bakımdan ikisi arasındaki fark, evliya, toplumun vicdanı ve barışın teminatıdır. Eşkıya ise toplumun endişesi ve fesadın kaynağıdır.

Evliya, malı elinde tutmaz.  Zira o, Allah'ın mülkünde emanetçi olduÄŸunun farkındadır. EÅŸkıya ise mülkün kendisine ait olduÄŸu zannıyla malı gasp edendir. Evliyanın isyanı, nefsinedir. EÅŸkıyanın ise Yaradan'a ve insanlığa karşıdır.

Evliyanın amelleri sıradan görünse bile ardında derin bir teslimiyet ve şuur taşır. O, kendini merkeze koymaktan vazgeçtikçe, hakikate yaklaşır. Vahyin rehberliğinde, nefsini fücurdan uzaklaştırıp takvaya yönelttiği için onun dünyası merhamet, adalet ve tevazudan ibarettir.

Eşkıya ise görünüşte güçlü, hatta bazen düzen kurucu gibi dursa da vahyin ölçüsünden kopmuş bir iradenin temsilcisidir. Eşkıyalık, insanın fıtratında mevcut olan ilahi ölçüyü hiçe sayarak hareket etmesidir. Bu anlamda dışarıda kurduğu düzensizliğin bir benzerini kendi içinde de taşıyan eşkıyanın dünyasında güç, korku ve bencillik hakimdir.

Bu iki zıt profil arasındaki fark, insanın Eşref-i mahlukat (yaratılanların en şereflisi) olma potansiyeli ile Esfel-i sâfilin(aşağıların aşağısı) çukuruna yuvarlanma tehlikesidir. Bu da sadece geçmişte yaşayanlar için değil, her an yeniden şekillenen günümüz insanı için de geçerlidir. Bu nedenle evliyalığı insanüstü bir mertebe gibi göstererek sorumluluğu birinin üstüne yıkmaktan da, konfor üzerinden tehdit eden eşkıyalığa sessizlikle destek olmaktan da uzak durulmalıdır.

Bir zamanlar insanlar, yaşadıkları dar çevrenin sunduğu bilgilerle hüküm vermek zorundaydı. Bugün ise dünyanın herhangi bir yerindeki bir kişinin geçmişine, sözlerine, davranışlarına, ilişkilerine ve toplum üzerindeki etkilerine dair sayısız kaynağa ulaşılabilmektedir. Hızla genişleyen haberleşme ağları ve bilgiye erişim imkânı, insanı tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar kendi idrakinin bekçisi yapmış, ona, maruz kaldığı yoğun enformasyon fırtınasında evliyayı eşkıyadan ayırt etme noktasında kaçınılmaz bir sorumluluk yüklemiştir.

Bir kişi hakkında ortaya konmuş açık delilleri görmezden gelmek, doğrulanabilir gerçekleri incelememek ya da sırf taraftarlık duygusuyla eşkıyanın yanında durmak, geçmiş dönemlere kıyasla daha büyük bir gaflettir. Zira bugün, hakikate ulaşma imkânı bu kadar genişlemişken cehalet bir mazeret değil; çoğu zaman tercih edilmiş bir körlüktür.

Şevket Hüner / 29 Zilkade 1447

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.