M. Ali Akbulut: Allah-u Ekber silahı ile silahlanmak
İran’ın başkenti Tahran’ın önemli meydanlarından biri İnkılab Meydanı. Hem İslam inkılabı hareketinin sembol meydanlarından biri, hem Tahran Üniversitesi'ne yakın olmasından dolayı kitapçıların, üniversite öğrencilerinin yoğun olduğu bir yer. Şehrin doğu ile batısını birbirine bağlayan en uzun caddelerden biri olan Azadi Caddesi ile şehrin güney ve kuzeyini birbirine bağlayan Karger ya da İşçi Caddesi'nin kesiştiği büyük bir meydandır İnkılab Meydanı.
ABD ve işgal rejimi İsrail'in saldırılarından sonra her akşam binlerce insanın bir araya gelerek saldırıları kınayan, ülke savunmasında biz de meydanlardayız, birlik ve beraberlik içindeyiz mesajı verilen toplantı yerlerinden biridir burası. Meydanın etrafında kurulan ikram çadırları, eğitici öğretici, tanıtıcı faaliyetlerin yapıldığı stantlar, farklı STK nitelikli grupların oluşturduğu, bölgenin hüseyniyelerinin kurdukları çadırlar var. Ayrıca meydanın kuzey bölgesine kurulan platformda her akşam farklı etkinlikler düzenleniyor. Konuşmalar yapılıyor. Hamasi müzikler, marşlar söyleniyor. Mersiyeler ve ağıtlar yakılıyor. Dualar yapılıyor.
Akşam yatsı namazları cemaatle kılınıyor, Kur'an-ı Kerim okunuyor, İran milli marşı çalınıyor ve programlar başlıyor. Okunan Kur'an-ı Kerim meydanın sağ ve sol taraflarına konulan dev ekranlarda halka yansıtılıyor. Yapılan konuşmalara bazen yetkililer katılıyor. Bazen şehit yakınları katılıyor. Bazen farklı ülkelerden gelen konuklara fırsat veriliyor, konuşturuluyor. Ama daha çok günün anlam ve önemini yansıtan, İslam tarihinden özellikle de Hz. Ali ve Hz. Hüseyin’in destansı hayat hikâyelerinden bölümler aktarılıyor. İran ordusunun zafere ulaşması, İslam erlerinin muzaffer olması, direniş erlerinin galip gelmesi için dualar yapılıyor.
Yapılan konuşmaların, ayetlerin, surelerin güncel olaylarla bağlantılandırılarak tefsir edilmesi benim dikkatimi çekiyor.
İnkılab Meydanı'nda birkaç kez gördüğüm, televizyonda da zaman zaman çıkan bir Hüccetü'l-İslam var. Hüccetü'l-İslam Muhammed Mehde Mondigar’ın konuşması, Allah’u Ekber’e teslim olunmasına dair yaklaşımı ile Tağut’un güncel tanımı üzerine konuşması dikkate değerdi.
Daha önce de benzer konuşmalar dinlemiştim. Halkın tevhid ekseninde birleşmesi gerektiğini, tevhidin lâ ilâhe illallah olduğunu geniş bir şekilde açıkladıktan sonra "Devrim Muhafızları bizim göz bebeğimiz ama onlara güvenmeyin. Silahlı kuvvetler bizim güvencemiz ama onlara güvenmeyin. Sizin güvenmeniz gereken tek güç Allah’u Ekber" diyor. Hatip, "Allah’u Ekber öyle bir silah ki sizi hiç yolda bırakmaz, sizi hiç ümitsiz bırakmaz, sizi hiçbir zaman zayıf bırakmaz" diyor. Allah’u Ekber’in sizin hem silahınız, hem sığınacağınız yer, hem size güç verecek enerji kaynağınız olduğu hatırlatmasını yapıyor.
Unutmayın, Allah’ın Resulü vahyi aldığı ve Mekkeli müşriklere tebliğ etmeye başladığı zaman hakaretlere maruz kaldı, tehditlerle karşı karşıya geldi, ambargolara uğradı fakat onun bütün bunlara karşı tek silahı vardı. Allah’u Ekber diyordu. Allah bana yeter diyordu. Allahu Ekber dedikçe de Mekkeli müşrikler daha bir çaresiz, daha bir çılgın, daha bir şaşkın hâle düşüyorlardı hatırlatmasını yaparak: "Bugün sizler Allahu Ekber dedikçe yalnız kalmazsınız. Silahsız olmazsınız, ümitsiz olmazsınız. Çünkü Allah sizinle olacaktır. Yardımcınız Allah olacaktır" diyor.
Allahu Ekber dedikçe dönemin tağutları olan Ebu Cehiller, Ebu Lehepler karşı çıkıyor, düşmanlık ediyorlardı. Bugün de ABD’nin günümüz tağutu olduğunu unutmayın. Fransa’nın, İngiltere’nin, Almanya’nın günümüz tağutları olduğunu unutmayın. Bu tağutlar bir olsalar da, siz Allah’u Ekber dedikçe, Allah bizimle dedikçe size Allah yardım eder, siz zafere ulaşırsınız diyor.
Hüccetü'l-İslam Mondigar’ın yaptığı açıklamaları halkın anlayacağı dille ve sık sık da halka tekrar ettirerek anlatması, konuyu daha sade ve daha neşeli hâle getiriyor.
"Bakın size ne diyeceğim" cümlesiyle başlayıp bir ayeti okuyor, ayetin son bölümünü de halka tekrar ettiriyor. "Bakın burada Allah bize tağutlardan korkmamamız gerektiğini söylüyor" diyerek ayetlerin de tefsirini yapması, konuyu muhataplarının anlamasına fırsat oluşturuyor.
Resulün hayatından kesitlerle Allah’u Ekber’in silah olduğunu, Allah’a sığınarak tağutlara karşı durulması gerektiğini hatırlatıp günümüz tağutlarının İran’a saldıran ve saldırmak isteyen ülkeler olduğunu dile getirerek bağlıyor.
Tabii bir dizi tavsiyeleri de oluyor. Özellikle meydanlarda disiplin, düzen, temizlik olması ve meydanların boş bırakılmaması gerektiğine dair hatırlatmalar da yapıyor.
Allah’u Ekber silahı ile Allah’a sığınarak günün tağutlarından uzak olunma dileğiyle.
M. Ali AKBULUT

Hüdaverdi demirdelen
Mayıs 15, 2026 Cuma 20:03
Evet üstad, Bu gibi enstrümanlari hocalar mollalar görev ve ödev addettigi müddetçe Allah'ın izniyle başarılı olacağız inşallah