Sosyal Medya

Mustafa Akmeşe: çünkü insanın sevinci, onun kıblesini ele verir



dindarlık…
öyle herkesin zannettiÄŸi gibi sadece “üzüntülerle” tartılan bir ÅŸey deÄŸil dost.
insanın neye ağladığı kadar, neye güldüğü de onun aynasıdır.

hatta çoÄŸu zaman…
gözyaşı aldatır da kahkaha ele verir insanı.

çünkü insan, en sahici hâlini eÄŸlenirken açığa vurur.
korumaz kendini. saklamaz.

kalbinin meyli nereye ise, oraya doğru dağılır gider.

ben derim ki dost;
bir adamın dindarlığını anlamak istiyorsan,
onu hüzün anında deÄŸil…
coşku anında seyret.

hangi kalabalıkların içinde kayboluyor?
hangi seslere kulak verince kendini unutuyor?
hangi ritimler onu yerinden kaldırıyor?

bak…
hakikat çoğu zaman secdede değil,
secdeden kalktıktan sonraki yürüyüşte belli olur.

kovulup çıkarıldığı ÅŸehrine yıllar sonra muzaffer bir komutan olarak dönen ve fetih günü başı atının yelesine eÄŸilmiÅŸ secde halinde olan resulün yoldaÅŸlarıyız biz.

bir adam namazda titrer…
ama sokakta savruluyorsa,
orada başka bir aidiyet, başka bir teslimiyet vardır.

sor kendine:
seni heyecanlandıran nedir?

mesela; bir topun peÅŸinden koÅŸan kalabalığın coÅŸkusu mu? veya
bir ulus bayram meydanında dalgalanan semboller mi seni sarar? veya doÄŸum günleri, sevgililer günü, evlilik yıldönümü desek ne dersiniz?

ne oldu dost pek manidar baktın…

kalabalıkların akıp gittiÄŸi o ritüellerde…
sen de var mısın gerçekten?
yoksa sadece sürükleniyor musun?

çünkü her coşku, masum değildir dost.
her eÄŸlence, kalbi diri tutmaz.

bazı eğlenceler vardır ki,
insanı insandan çıkarır.
hayâyı incitirken, kalbi katılaştırır.

gülersin ama içinde bir şey eksilir.
eğlenirsin ama ruhun daralır.

ve fark etmezsin…

deniz kenarında, kumsalda diyorum veya sokak aralarında, kafelerde, avm’lerde kalabalık mekanlarda…
insanın kendini ucuzlattığı, bakışların bile bir pazara dönüştüğü yerlerde
rahat edebiliyorsan… ah!

orada bi durmak, nefeslenmek gerekir iÅŸte. valla!

çünkü kalp, alıştığı yere benzer.
gönül, bulunduğu iklimin kokusunu taşır.

tercih…
işte bütün mesele burada saklıdır.
insanın eğlencesi, onun tercihinin en çıplak hâlidir.

ayırt edici olan şudur:
sen eÄŸlenirken ne oluyorsun?

daha mı derinleÅŸiyorsun…
yoksa daha mı dağılıyorsun?

daha mı toplanıyorsun hakikate…
yoksa daha mı çözülüyorsun dünyanın içinde?

dindarlık biraz da budur işte:
neye üzüldüğünden çok…
neyi neşeyle karşıladığınla ilgilidir.

biz yüzyıllar önce putperest iran ile bizans'ın savaşında kalbimizdeki hissettiÄŸimiz sevinç bile  aziz kitabın konusu oldu... bilmez misin?

şimdi sahi söyle müslüman;

müslüman iran’la putperest abd savaşında neyin üzüntü veya sevinci var gönlünde bi bak derim…

çünkü insanın sevinci,
onun kıblesini ele verir.

ve herkesin bir kıblesi vardır dost…
kimi farkında, kimi değil.


paylaşmaya değer gördüğünüz yazılarımın dilediği kısmı dahil dostlarınıza ikrama açıktır.
bir gönle daha temas etmek iyidir. valla!

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.