Sosyal Medya

Güncel

Hayrettin Karaman / Kürtaj

Hayrettin Karaman / Yeni Åžafak



Sıkça sorulmaya devam eden konular arasında kürtaj, tüp bebek, nikâh dışı doÄŸan çocuklar ve kök hücre var. Bunların tamamı ile bir ÅŸekilde ilgili olan kürtaja geniÅŸçe bir yer ayırmak istiyorum.

Tanım

Dindeki hükmü bakımından kürtaj, ananın veya bir baÅŸkasının maddî veya manevî müdahalesi ile cenînin rahimde veya dışarı çıkarılarak öldürülmesidir.

Cenîn, hâmileliÄŸin ilk gününden itibaren hâmile kadının rahmindeki çocuktur.

Özellikle cerrahi tıbbın geliÅŸmesinden önce ilkel yöntemlerle yapılan cenîn katli günümüzde, ameliyat ortamında ve -genellikle- doktorlar tarafından yapılmaktadır.

Tarihî geçmiÅŸi

Kur’ân-ı Kerim’de ve hadîslerde -muhtemelen nadiren uygulandığı veya hiç uygulanmadığı için- cenînin kasten öldürülmesine temas edilmemiÅŸtir. Fıkıh ilminin oluÅŸtuÄŸu ve kitaplaÅŸtığı zamanlarda (Hicrî birinci asrın sonlarından itibaren) önce cezâ hukuku bahislerinde cenînin kasten veya kazâ ile öldürülmesi konuları ele alınmış, daha sonra (müçtehit imamların yaÅŸadığı ve içtihat faâliyetinin yaygın olarak sürdürüldüÄŸü ilk dört asırdan sonra) doÄŸumu önlemek üzere rahimdeki çocuÄŸun belli bir süre içinde imhâ edilmesinin câiz olup olmadığı konusu tartışılmıştır.

BaÄŸlayıcı kaynaklarda kürtaj

Kur’ân-ı Kerim’de “ve’du’l-benât” terimi ile ifade edilen “kız çocukların diri diri topraÄŸa gömülerek öldürülmesi” cinayetine özel âyetlerle ve açıkça; cenînin öldürülmesi hâdisesine ise özel terimleriyle deÄŸil, bunu da içine alan genel açıklamalar yoluyla temas edilmiÅŸtir. Özellikle “haksız olarak nefsin öldürülmesini yasaklayan” âyetler cenînin katlini de içine almaktadır.

1. En’âm sûresinde (6/98) Allah Teâlâ’nın bütün insanları tek bir nefisten yarattığı, bu nefsin oluÅŸ aÅŸamalarında ana rahminin de bulunduÄŸu (nefsin bir müddet ana rahminde kaldığı) ifade edilmiÅŸtir. Sûrenin 151. âyetinde ise hem çocukların (evlâd) hem de nefsin öldürülmesi ÅŸiddetle yasaklanmıştır. Cenîn, “nefis” kavramına kesin, çocuk (veled-evlâd) kavramına ise ihtimâlli olarak dâhildir.

2. Mümtehine sûresinde (60/12) Hz. Peygamber’e (s.a.), kadınlardan bazı suçlar, günahlar ve cinayetler konusunda -bunları yapmamak üzere- söz alması, yemin ettirmesi istenmektedir; bu günahlar ve cinayetler arasında “çocuklarını öldürmek” de vardır. Bu âyetteki çocuklara “cenîn” de dâhildir.

Hadîslerde doÄŸumu engellemek maksadıyla cenînin kasten imhâ ve katledilmesi konusu geçmemiÅŸtir. Azil konusunu iÅŸlerken zikredilen hadîslerde cenînin imhâ edilmesine deÄŸil, sperm ile yumurtanın buluÅŸmasını engellemek maksadıyla yapılan azle “gizli ve’d” denilmiÅŸtir. Ä°leride açıklanacak olan ve bazı fıkıhçıların “ceninin imhâsının, çocuk düÅŸürme ve kürtaj yaptırmanın câiz olduÄŸuna delîl kıldıkları “rûhun üflenmesi” ile ilgili hadîsin ise kürtaj ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.

Fıkıhta kürtaj

BaÄŸlayıcı delil ve kaynaklardan yola çıkarak nesneler, davranışlar ve iliÅŸkilerin dinî hükümlerini (farz, vacip, mendûb, mubah, mekruh, haram... olmalarını) açıklamayı konu edinmiÅŸ bulunan fıkıh ilminde cenînin imhâsı iki yönden ele alınmıştır:

a) Câiz olup olmadığı,

b) Kasten veya kazâ yoluyla cenîn imhâ edildiÄŸinde uygulanacak cezâ.

Câiz olup olmaması bakımından kürtaj

Fıkıhta kürtajın, cenînin öldürülmesinin ve çocuk düÅŸürmenin câiz olup olmadığı araÅŸtırılırken öncelikle bu nesnenin (ceninin) canlı ve insan olup olmadığının tespiti üzerinde durulmuÅŸtur. Cenînin canlı ve insan olduÄŸu sabit olduÄŸu takdirde hiçbir fıkıhçı onun imhâsına cevaz veremez; çünkü Ä°slâm’ın nefsi, doÄŸmuÅŸ çocuÄŸu ve insanı öldürmeyi kesin olarak yasakladığı bilinmektedir. Bazı fıkıhçıları bu konuda tereddüde sevk eden ve kürtajın belli bir süre içinde câiz olduÄŸu görüÅŸüne meylettiren sebep bilgi eksikliÄŸidir, bir hadîsi amacından saptırmak ve yanlış yorumlamaktır, bu fıkıhçıların yaÅŸadıkları çaÄŸda kendilerine ulaÅŸan “yanlış tıp ve canlılar âlemi” bilgisidir.

Eksik ve yanlış bilgiler:

Genel olarak Ä°slâm ilimlerinde ve özel olarak da fıkıh ilminde uzman olan Gazzâlî, Ä°hyâu-Ulûmi’d-Din isimli eserinde azil konusunu iÅŸlerken cenînin imhâsı konusuna da temas etmiÅŸ ve ÅŸu önemli açıklamayı yapmıştır: “Azil, cenîni öldürmeye (ichâz) veya doÄŸmuÅŸ kız çocuÄŸunu topraÄŸa gömerek katletmeye (ve’d) benzemez; çünkü -azilden farklı olarak- bu ikisi, olacağı deÄŸil, olmuÅŸu (hâsıl olanı) imhâ etmektir. Bu olmuÅŸun (ceninin) çeÅŸitli aÅŸamaları vardır. Varlığının ilk aÅŸaması, erkek menisinin (spermin) rahime girerek kadının suyu ile karışması ve hayat için müsait hale gelmesidir. Bunu bozmak ve imhâ etmek cinayettir. Sonra katılaşıp et parçası haline gelirse bunu imhâ etme cinayeti daha büyük olur. Rûh üflenip insan olarak yaratma ve ÅŸekillendirme tamamlanınca cinayet daha da büyür. Cinayetin en büyük olanı ise cenînin canlı olarak ana rahminden ayrılıp çıkmasından sonra onu öldürmektir... ‘Ä°nsanın varoluÅŸunun baÅŸlangıcı meninin erkekten ayrılması deÄŸil de ana rahmine düÅŸüp kadının suyu ile birleÅŸmesidir’ dedik; çünkü çocuk, tek başına erkeÄŸin suyundan yaratılmıyor, iki eÅŸten yaratılıyor. Bu da ya her ikisinin suyundandır yahut da erkeÄŸin suyu ile kadının hayız kanının birleÅŸmesinden yaratılmaktadır...” (Ä°hyâ ve ÅŸerhi Ä°thâf, V, 380).

Hicrî altıncı asrın baÅŸlarında (505/1111) vefât etmiÅŸ bulunan Gazzâlî o çaÄŸların bilgisine de tercümanlık etmektedir ve ifadesinde geçen ÅŸu noktalar, fıkıhçıların cenîn konusundaki hükümlerini deÄŸerlendirme bakımından önem arz etmektedir:

a) Gazzâlî gibi birçok fıkıhçı, dinî kaynaklarda erkeÄŸin ve kadının çocuÄŸun oluÅŸumunu saÄŸlayan katkılarına su denildiÄŸi için erkeÄŸin menisine ve dolayısıyla spermine olduÄŸu gibi kadının yumurtasına da su (mâ’) demektedirler.

b) Ä°ki su karıştığında yani döllenme olduÄŸunda hâsıl olan nesneye canlı demek yerine, canlı olmaya, can verilmeye müsait hale gelmiÅŸ nesne denilmekte, döllenmiÅŸ yumurta (embriyo) böyle nitelendirilmektedir.

c) Yumurta döllendikten sonra cenînin rahimde geçirdiÄŸi geliÅŸme aÅŸamalarının ikisine ‘alaka’ ve ‘muzÄŸa’ ismi verilmektedir. Birçok fıkıhçı ve tefsirciye göre ‘alaka’ “pıhtılaÅŸmış kan”, ‘muzÄŸa’ ise “bir çiÄŸnemlik çiÄŸ et parçası” demektir. Bugün bize tıbbın öÄŸrettiÄŸine göre cenîn hiçbir zaman pıhtılaÅŸmış bir kan veya bir çiÄŸnemlik cansız et parçası deÄŸildir.

d) ÇocuÄŸun cinsî temas sonunda karı ve kocadan gelen sudan veya kocanın suyu ile kadının hayız kanından oluÅŸtuÄŸu bilgisi de çaÄŸdaÅŸ tıp bilimine uymayan bilgilerdir.

e) Rûhun üflenmesi olayı aÅŸağıda açıklanacak olan bir hadîste geçmektedir, rûh gibi onun üflenmesinin de ne mânâya geldiÄŸi, insanın yaratılmasında hangi iÅŸlevlere sahip ve neler üzerinde etkili bulunduÄŸu konusunda -hükme dayanak kılınacak- bilgi yoktur.

f) Bütün bu eksik bilgilere raÄŸmen Gazzâlî’nin, rahimde hâsıl olan birleÅŸme anından itibaren hâsıl olan ÅŸeyi “insan varlığının bir aÅŸaması” olarak kabul etmesi ve bunu imhâ etmenin cinayet olduÄŸunu kaydetmesi apaçık bir gerçeÄŸin tespiti mâhiyetindedir.

Gelecek yazımıza ruhun üflenmesi konusu ile baÅŸlayalım inÅŸallah.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.