Sosyal Medya

Kürsü

Evcillerin vahşileşmesi

Kısıtlamalar, yasaklar, tehditler dolayısıyla adam akıllı sinmek zorunda kalan insanlar önce sakinleştirilir, ehlileştirilir, evcilleştirilir. Sonra zaman geçtikçe kafes içinde beslenen ve arada sırada ev içinde uçmasına izin verilen muhabbet kuşuna döner.



Mahiyeti bilinmeyen tüm düşmanlar, egemenlik kurmak amacı taşıyan için tahakküm aracı olsa gerektir. Öyle bir düşman hiç var olmasa dahi sürekli anılması zamanla kanıksanmasına, insan zihninde yer edinmesine, var kabul edilmesine yol açar. Artık var olma ihtimali bile insanlar için caydırıcıdır. Berrak zihne sahip çocuklara sürekli öcülerden söz edilirse, bu hiç var olmayan şeyden korkmaları kaçınılmazdır. Berraklığını çoktan yitirmiş zihinlere darbe teşebbüsü falan anlatıldığında derhal inandıkları gibi… Oysa ciddi anlamda gaza gelmedikçe asla karşı koymazlar, rıza gösterirler. Karşı koyma, mücadele etme, üstesinden gelme gayreti yerine insanlar genel olarak sinmeyi tercih ederler. Bir tercih bile değildir; zira tarih boyunca hamaset hikâyeleriyle hareket etmiş ama gücünü insanlar üstünde göstermekten çekinmeyen otoriteler karşısında hep sinmişlerdir. Adam akıllı sümsükleşmiş milletleri, aslında var olmayan bir takım tehdit unsurlarıyla korkutmak çok kolaydır. Öleceğini bile bile yaşayan insanlar, bir başkasına ölüm bulaştırma riskinden korkar mesela. Oysa kişinin ne kendisi ne bir başkası ölümsüz falan olmadığı gibi ne zaman öleceğini de kestiremez. Ancak zamanını dolduran bu dünyadan çekilir gider. Gidenler, otoritenin kendilerini korkuttuğu unsurlar yüzünden gitmemiştir. Kalanlar, korkmaya, sinmeye, akıllarınca tedbir almaya devam eder.
 
Kısıtlamalar, yasaklar, tehditler dolayısıyla adam akıllı sinmek zorunda kalan insanlar önce sakinleştirilir, ehlileştirilir, evcilleştirilir. Sonra zaman geçtikçe kafes içinde beslenen ve arada sırada ev içinde uçmasına izin verilen muhabbet kuşuna döner. Yahut da kafese konulan aslandan nefsine pay devşirebilir. Kafeste kala kala canı sıkılan aslan, aslına uygun olarak vahşileşir; kimi ne zaman parçalamaya yelteneceği belli olmaz. İnsanlar da tıpkı hayvanlar gibi kafeslerine, aslında kafesten ibaret olduğunu fark etmedikleri evlerine hapsedilmiştir. Bunun adı korumak oluverir. Önlemdir. Fiziksel olarak sağlıklarını korudukları zannettirilirken ruhsal açıdan sakat hale getirilirler. Muhtemelen yarın bir gün salıverildiklerinde birbirlerine saldırmaktan imtina etmeyeceklerdir.
 
Bir yandan yaşamlarını idame ettirmek için gerekli beslenmeyi sağlayamadıklarından daha ev hapsindeyken vahşileşmişlerdir. Sinir krizi geçireninden, intihar edenine kadar muhtelif örnekleri görülür. Başka türlü söylenirse bildiğiniz otorite tarafından rızklarına el konmuştur. İşyerleri kapatılmış, kazançları sınırlanmış, maişetlerini sağlayamaz hale getirilmişlerdir. Bu yöntemlerle terbiye edilmeye kalkışılan canlılar, güçsüz düşüp sinmek yanında, pekâlâ saldırganlaşabilirler. Muhtemelen ilerleyen zamanda kolluk kuvvetlerinin işlevi sokaklarda dolaşmaya kalkanlara ceza yazmayı aşacak; gördüklerini indirmek üstüne emir alacaklardır!
 
Aklımızı, irademizi, en doğal haklarımızı kullanmayıp üstümüzde tahakküm kurmak için bizi saçma sapan şeylerle korkutmaya çalışanlara ve bizlere yalandan başka bir şey duyurmayanlara inandığımız sürece yaşadığımız garabetin sonu asla gelmeyecektir. Herhangi bir Fahrettin Cüreklibatır filmi izlerken aklınıza bir türlü bilim kurulu raporları, küreselcilerin lokal sözcüsü bilirkişiler, bilmem hangi virüs üstüne bıkmadan usanmadan konuşan televizyon yorumcuları gelmez mesela. Oysa o replikler aynıdır. “Hamleleri bloke ederken kemiğimle sinirleri felç ettim” repliği aşırı saçma ve komik görünürken; “Enfekte kişilerin çoğu, hafif ila orta düzeyde semptomlar geliştirmekte ve hastaneye kaldırılmadan iyileşmektedir” gibi replikler aynı saçma düzeyde ciddiye alınır. Daha evvel memlekette kimin neden ve hangi oranda öldüğünü hiç merak etmeyen yurdum insanı; akşam olunca asık suratlı, çatık kaşlı bir adamdan ölüm raporları dinlemek için kulak kesilir. Tüm olan biten biraz beceriksizlik ve teknik eksiklikten saçma sapan makyajlarla kotarılmış korku filmleri kadar ucubedir.
 
Dış güçlere, yedi düvele, paralel çetelere, örgütlü örgütsüz teröre ve hatta cehapeye aşina olan insan aklı, bu son salgın muhabbetiyle pik yapmıştır. (Tabi o meşhur cenaze levazımatçısı kılıklı insan evladına göre her defasında son on günde pik yapan hasta sayısı, ölüm oranı falandır.) Dolayısıyla sokakta yürümek, bir yerde yemek yiyebilmek, bir araya gelmek, misafirliğe gitmek, bir insana dokunmak ve hatta nefes alıp vermek yasaklanmış; tüm bunlara dünyanın her yanında böyle önlemler alındığı emsal gösterilmiştir. Sindirilmiş, sümsükleştirilmiş, her yaptırıma kayıtsız şartsız itaat eden bir kitle elbette daha beterini görecektir.
 
Müellif: İshak Koç / Milli Gazete

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');