Sosyal Medya

Tercüme Haber

Çin'in Uygur Türklerine bir başka kitlesel zulmü: Organ Hasadı

Çin'de gerçekleşen devlet destekli toplu katliamlar, işkenceler ve zorla organ toplama yoluyla para kazanma nispeten az bilinen fakat günümüzde yaşanmakta olan bir vahşettir. Bu gerçeklerin geniş çapta bilinmesi ve karşılık olarak etkili uluslararası aksiyonların alınması zorunludur.



Birincil kurbanlar, özellikle Falun Gong uygulayıcıları olmak üzere siyasi suçlular. Organları alınmak üzere hazırlanan ikin büyük grupsa Uygur Müslümanları. Kurbanlar arasında Tibetli Budistlerin ve bazı Hıristiyan grupların da olduğuna dair kanıtlar mevcut. İster etnik kökenleri isterse de inançları nedeniyle olsun bu gruplar, Çin Komünist Partisi'ne karşı temsil ettikleri ideoloji sebebiyle acımasızca hedef alındılar. Birbirinden farklı manevi ve dini odaklara sahip bu insanların ortak noktası, imerhamet ve hakikat gibi ideallere ve insani değerlere olan bağlılıklarıdır. Ki bu yönleriyle ÇKP tarzı milliyetçi ve yayılmacı materyalizmden farklılaşmaktadırlar.
 
Milyarlarca dolar değerindeki bu sektörde satılık kalpler, akciğerler, böbrekler, karaciğerler ve kornealarla birlikte her yıl 60.000-100.000 civarında bu tür nakiller yapıldığı düşünülüyor. Bu nakilleri, kendi zengin vatandaşlarının yanında ABD, İngiltere ve dünyanında dört bir yanından gelen zenginlere ulaştırmak Çin için çok büyük bir iş. Bunlardan bazıları, bu organların nereden geldiğini kesin olarak bilirken bazıları daha az farkında. Şimdiye kadar "organ nakli turizmini" yasaklayan ülkeler yalnızca Tayvan, İsrail, İspanya ve İtalya. Diğer ülkelerse insanlığa karşı işlenen bu suça ortak olmaya devam ediyor.
 
Soykırım?
 
1948 Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, soykırımı "ulusal, etnik, ırksal veya dini bir grubu kısmen ya da tamamen yok etme niyetiyle işlenen eylemler" olarak tanımlamaktadır.
 
Geçen yıl Sir Geoffrey Nice QC liderliğindeki bağımsız bir mahkeme olan Çin Mahkemesi, Çin'de zorla organ toplamanın gerçekleştiğine ve bunun uzun yıllardır kitlesel ölçekte yapıldığına hükmetti ve şunları söyledi: "Soykırımın işlenip işlenmediğini araştımak için uluslararası mahkemelerde veya BM'de soruşturma ve dava açma yetkisi olanların görevidir. Bu kişiler, Soykırım Sözleşmesi hükümlerine aykırı herhangi bir eylemin mesuliyetini belirlemek için ivedi bir şekilde harekete geçmeliler."
 
Çin Mahkemesi, buradaki niyetin çok basit ve anlaşılır olmadığını göz önünede bulundurarak yaşananların "soykırım" olduğu sonucuna varamadı. Çünkü ÇKP'nin zorla organ toplaması yalnızca Falun Gong uygulayıcılarını, Uygurları ve diğerlerini yok etmekle ilgili değil, aynı zamanda onları ekonomik olarak sömürmek ve organlarından büyük meblağlar kazanmakla ilgili. Diğer bir deyişle, Çin için "bonus" olan bu ticari unsur, kurnaz bir şekilde soykırım suçlamasını engellemek için çalışıyor. Buna karşın mahkeme, Çin'i "suç devleti" olarak kabul etti. Soykırım sorusu ise henüz BM tarafından karara bağlanmadı.
 
Stratejik Suç Ortaklığı
 
Çin ile ticaretlerini sürdürme ve genişletme arzusu, hükümetlerin ve özel sektörün zorla organ toplamaya dair mevcut delilleri düzgün bir şekilde incelemesini oldukça zorlaştırıyor. Bu konuda tarihin onları kendilerinden utandıracağına inanırlarsa başka türlü davranabilirler mi? Görünen o ki delilleri bile isteye görmezden gelerek bu işten sıyrılacaklarını umut etmeye devam ediyorlar. Tıpkı bir zamanlar pek çok hükümetin Nelson Mandela'yı terörist olarak tanımlaması ve ayrımcı rejimi destekleyerek Güney Afrika ile mutlu bir şekilde işlerini sürdürmesi gibi. Bu tür ahlakdışı, çıkarcı hükümet ve işletme tarzları doğal olarak adaletsizlikleri ve nihayetinde de kitlesel zulümleri kolaylaştırıyor.
 
Siyasi çevrelerdeki bu konuyla ilgili ahlaki liderlik eksikliği dikkate alındığında, uluslararası kamuoyundan gelecek bir çığlık ekonomik tabloları tersine çevirebilir ve böylece bu utanç verici durumun gidişatını değiştirebilir mi? Elbette yapabilir. Fakat söylemin ve ilginin başka endişelerle dolu olduğu bu dünyada, böyle bir feryadın ne kadar gürültülü ve etkili olacağını kim bilebilir? Buna ancak kendi içlerimize bakarak ve dinlemeye hazır olanlara gerektiği gibi seslenerek başlayabiliriz.
 
Müellif: Mal Mitchell / Kaynak: The Bitter Winter Haber Paylaşım Blou
 
Mütercim: Ayşe Bilge / Düşünce Mektebi

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');