Sosyal Medya

İsmail Kılıçarslan: LGBT sapkınlığı bahane, piyasacılık şahane

Doğrudan insan fıtratını hedef alan; kadının kadın, erkeğin de erkek olduğu bir dünyayı reddedip cinsiyetsizliği savunan; bir ucu pedofili denilen sapkınlıkta iken diğer ucu küçücük çocukların cinsel oryantasyonlarını saptırmaya çabalayan rezil, aşağılık, leş bir piyasa LGBT piyasası.



Şuna kesin olarak ikna oldum. LGBT piyasası da tıpkı çevre ve hayvan sevgisi piyasası gibi “paraya tahvil edilmesi kolay” bir piyasaya dönüştü/dönüştürüldü. Üstelik çevre ve hayvan sevgisi piyasasında “kazığı yemek” dışında bir tehlike yok. “Duyarlılık üzerinden para kazanan girişimci piyasa” denebilir ki çok da büyük bir tehlike arz etmiyor. Üstelik günün sonunda hem çevreye hem de hayvanlara bir miktar katkısı da oluyor.
 
LGBT piyasası öyle değil fakat. Doğrudan insan fıtratını hedef alan; kadının kadın, erkeğin de erkek olduğu bir dünyayı reddedip cinsiyetsizliği savunan; bir ucu pedofili denilen sapkınlıkta iken diğer ucu küçücük çocukların cinsel oryantasyonlarını saptırmaya çabalayan rezil, aşağılık, leş bir piyasa LGBT piyasası.
 
Dahası da var. Bazı Avrupa ülkelerinde LGBT destek oranı yüzde 80’leri aşmış durumda. Ülkemizde ise bu rakam 3,8 olarak tespit edilmiş ki ben bu tespitin bile bir miktar zorlama içerdiğini düşünüyorum. Gerçek rakamın en iyi ihtimalle yüzde 2 olabileceğini savunuyorum. Buna rağmen Türkiye’de çoğu firma “LGBT piyasasını kaçırmamak ve köpürtmek” için canhıraş ataklar yapıyorlar.
 
Bu yıl güya “onur haftası” dedikleri azgınlık günlerinde bunu çok daha net şekilde gördük. Sistematik kapitalizm, pazardan alabileceği payın tamamını almak için canını dişine taktı.
 
Dünyaca ünlü çikolata markası Godiva da destek verdi onur haftası denilen azgınlığa, ünlü spor ürünleri markası Decathlon da…
 
İki “piyasa uyanıklığı” oldukça dikkat çekiciydi benim açımdan. Biri, Can Yayınları’nın bu azgınlığa kendi ana markasından destek vermeyip çıkardığı futbol dergisi Socrates üzerinden destek vermesi. Yani tavır “hem karnım doysun hem pastam dursun” tavrıydı. Diğeri ise bu azgınlığa Everest Yayınları’nın verdiği tuhaf destekti.
 
Bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmek isterim. Ahlak polisi de değilim, namus bekçisi de… Kimseye “Niçin bu azgınlığa destek veriyorsun?” sorgulaması yapamam. Fakat elbette ki bu azgınlığa verilen desteğe reaksiyon gösterip “kişisel tedbirimi almak” ya da “protesto, boykot çağrısı yapmak” da hakkımdır. Dolayısıyla misal İletişim, Ayrıntı, Sel yayınevleri gibi doğrudan kendi hesaplarından onur haftası azgınlığına destek verenlere, bunun arkasında durma kararlılığı gösterenlere “Niçin bu azgınlığa destek veriyorsunuz?” diye sormam. Çünkü zaten biliyorum bu sorunun cevabını. İnsanın temel oryantasyonunun ortadan kaldırılması ile insanın fıtratını savunmak arasındaki mücadele çünkü bu. Mücadeleye devam ederim elden geldiğince. Bu yüzden misalen rastladığımda Ümit Meriç Hanım’a, “Babanız Cemil Meriç’in kitaplarının bu yayınevinden çıkması içinize siniyor mu?” diye sorarım, dostum Mustafa Çiftçi’ye “Abi senin o yayınevinde ne işin var?” diye sitem ederim falan.
 
Benim asıl derdim “piyasa uyanıklığı” ile… “Yahu nasılsa kimsenin tepki verdiği yok, LGBT de örgütlü, bari piyasayı kaçırmayalım” leşliği, akıl almaz bir leşlik çünkü. Everest Yayınları’nın önce “Onur haftamız kutlu olsun” tweeti atıp gelen tepkiler üzerine tweeti silivermesi de bu leşliğin en net göstergesi.
 
Ben mesela, Everest Yayınları’nın destek tweetini görünce şunu yazdım sosyal medyada: “Aynı paylaşımı diğer markanız Kapı Yayınları’ndan da yapmalısınız ki bu konudaki samimiyetinizden emin olalım. Ama yapamazsınız sanki. Zira çok kızar size Kapı Yayınları’nın genel okuyucu kitlesi. Demek ki LGBT bahane, kapitalizm şahane.”
 
Dedim ya, gelen tepkiler üzerine “pıt diye” silindi Everest Yayınları’nın onur haftası azgınlığına destek veren tweeti. Niye? Çünkü büyük ihtimalle kimsenin “Kapı Yayınları - Everest birlikteliğini hatırlamayacağını zannetti tweeti atan sosyal medya sorumlusu. Bunun bir boykota, bir eleştiriye, bir protestoya konu olmayacağını zannetti. Fakat hatırlıyoruz işte. İskender Pala’nın, Erol Göka’nın, Kemal Sayar’ın, Mustafa Ulusoy’un, Ahmet Turgut’un, Sadreddin Konevi’nin, Ferideddin Attar’ın, Sevinç Çokum’un, Mustafa Tatçı’nın, Mazhar Bağlı’nın, Haluk Dursun’un kitaplarını yayınlayan Kapı Yayınları’nın sahipleriyle onur haftası azgınlığına destek verip gelen tepkiler üzerine “pıt diye” tweet silen Everest Yayınları’nın sahipleri aynı.
 
Kıssadan hisse: Örgütlü LGBT azgınlığına karşı örgütlü bir “fıtrat savunması hattı” kurmadığımız, kuramadığımız için “Hem muhafazakâr okura kitap satalım hem LGBT’ye destek atalım” durumuna maruz kalıyoruz. Ve bunu kesinlikle ama kesinlikle hak etmiyoruz.
 
Demek ki yapılacak şey belli. Sesimizi yükselteceğiz. Yükselteceğiz ki fıtrat kazansın.
 
Yenişafak

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');