Sosyal Medya

Biyo-politiğin doğal sonucu: Epidemik toplum

Toplum, artık yeni bir veçheyle ortaya çıkıyor. Korona virüsü bunu gösteriyor. Buna epidemik toplum diyebiliriz. Bir yeni tarz-ı toplum. Toplumu belirleyen ve tanımlayan salgındır artık.



Toplum salgın içine yerleşerek şekilleniyor. Salgın, toplumu tanımlamaya başlıyor. Toplumu belirleyen ve tanımlayan salgındır artık. Burada risk var, büyük kapatma var, sosyal izolasyon var, yeni bir toplumsallığın doğuşu var. Korona virüsü bu toplum biçiminin varlığını net bir biçimde gösteriyor.
 
Salgınla beraber toplum kapatma düzeniyle karşılaşır. Foucault, biyo-politiğin doğasını veba salgını üzerinden gösterir. Hapishanenin Doğuşu adlı eserinde bunu anlatır. “Bireylerin sabit bir yere kapatıldığı, en küçük hareketlerin bile denetlendiği, bütün olayların kaydedildiği, kesintisiz bir yazı faaliyetinin merkez ile çevreyi bir birine bağladığı, iktidarın hiyerarşik ve sürekli biçime göre hiçbir paylaşım olmadan icra edildiği, her bireyin sürekli olarak gruplandığı, incelendiği ve canlılar, hastalar ve ölüler olarak dağıtıma tabi tutulduğu bu kapalı, parçalara ayrılmış, her noktası itibariyle gözetim altında olan mekânda.. Bütün bu unsurlar bütünsel bir disiplin düzeneğin modelini meydana getirmektedirler”(boldlar bana ait, Hapishanenin Doğuşu, 248).
 
Biyo-iktidar, çeşitli kurumlarıyla toplumu bir hapishaneye çevirmiştir. Toplumu denetlemek, kaydetmek, disipline etmek için kurumlara kapatmıştır. Hastaneler, eğitim kurumları, klinikler, hapishaneler… birer kapatma kurumudur. Modernite, bir yönüyle büyük kapatma düzenidir. Toplum, bu kapatma kurumlarının bileşkesinden oluşuyor. Korona virüsü ile birlikte toplum, yeniden büyük kapatma düzeniyle küresel ölçekte yaşıyor. Herkes eve kapanıyor. Kapitalizm, şimdiye kadar herkesi evden çıkarıp dışardaki toplumsal kurumlara kapatırken şimdi de epidemik toplumda herkesi eve ve online düzenine kapatıyor.
 
U. Beck’in risk toplumu tezi de epidemik toplumu haber veriyor. Beck’e göre çevre felaketleri ve nükleer silahlanmalar sonucunda toplumlar risk ile kuşatılıyor. Risk, toplumu tanımlayan bir gerçekliğe dönüşüyor. Sosyal teorisyen A. Giddens de moderniteyle beraber güvenlik ve riskin arttığına dikkat çekiyor. Risk, artık epidemik toplumda sadece nükleer silahlanma ve çevre sorunlarıyla ilişkili değil. Bunların çok ötesinde doğrudan epidemiktir. Toplumsal riski doğrudan salgın hastalıktır.
 
Epidemik toplum, Bauman’ın işaret ettiği akışkan modernlik içinde gerçekleşiyor. Metaların, imgelerin ve insanların aktığı dünyada salgın da bunlarla beraber akıyor. Üstelik akış küresel düzeyde seyrediyor. Bundan dolayı salgın lokal olanı aşıyor. Tarihte salgınlara yakalanan toplumlar, lokal toplumlardı. Örneğin veba, böyleydi. İbn Haldun, Endülüs’ten ayrıldıktan sonra geride bıraktığı anne ve babasını meşhur Kara Ölümden kaybetmişti. Ama veba da arkasında kalmıştı. Oysa günümüzde korona virüs, akış toplum ilişkileri içinde gerçekleşiyor. Küreselleşmenin yoğun mobilitesi içinde meydana geliyor. Tarihte meydana gelen salgınlar gibi sadece bir kent veya bir bölgeyi kapsamıyor. Bütün dünya toplumlarını etkiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 1 Mart 2020 tarihinde, korona virüsünü pandemi olarak tanımlanması da bunu gösteriyor. Nitekim dünyanın bir ucunda yer alan Çin toplumunda başlayan bu epidemi, dünyanın diğer ucundaki Amerikan toplumlarına kadar ulaşmış durumda.
 
Epidemik toplum, sosyal izolasyonu üretiyor. İzolasyon, epideminin pandemik özelliği nedeniyle yerküre düzeyinde gerçekleşiyor. Yerküre düzeyinde süren akış ve mobilite yine yer küre düzeyinde durmaya zorlanıyor. Bütün dünya toplumları, sosyal izolasyonla karşı karşıya kalıyor. Şehirlerin akışı ve hareketi duruyor. Sokaklar, havaalanları, alış veriş merkezleri, işyerleri, stadyumlar, okul kampüsleri bomboş hale geliyor. Toplumun tamamen duran akışı ve hareketidir bu. Sosyal izolasyon, sadece bir akışın duruşu değil, aynı zamanda akışın başka bir alana transferidir. Artık akış online alana taşınmaktadır. Spor aktiviteleri, eğlenceler, alış verişler, eğitim ve öğretim faaliyetleri online üzerinden yapılmaktadır. Örneğin dünyanın en seçkin 8 üniversitesi online eğitime başladı. Türkiye’de YÖK, online eğitime karar verdi.
 
Epidemik toplum, artık toplumu online aktarıyor. E. Casstell’in ağ toplumu( network society) dediği sosyolojik gerçeklik daha da derinleşiyor. Online, toplumsal düzenin üzerinde gerçekleştiği yeni “sosyal alan”dır. Epidemik toplum, normal toplumsalın sonu demektir zaten. Bunun yerine olağanüstü sosyolojik koşullarla beraber yeni bir toplumsallık doğar. Bu toplumsallık, İnsanı yeni bir kadere sürükleyecek. İnsanın yeni toplum kaderidir bu. İnsanlık eve döndü!
 
 
Ergün Yıldırım / Yenişafak

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');