Sosyal Medya

KONDA Genel Müdürü Ağırdır: AK Parti'nin çekirdek seçmeni yüzde 38'den yüzde 27 oranına düştü

Bekir Ağırdır, AK Parti'nin çekirdek seçmeninin yüzde 38'den yüzde 27 oranına düştüğü ve düşüş eğiliminin sürdüğü tespitini yapıp çekirdek seçmenin hala en çok AK Parti'de olduğunu söylüyor



Türkiye'de ne zaman seçim süreci yaşansa, bir çok anket şirketi sahadaki araştırmalarını yayınlar ama gözler genellikle Tarhan Erdem'in kurucusu, Bekir Ağırdır'ın genel müdürü olduğu KONDA'nın araştırma sonucunu arar. KONDA'dan bahsedilirken, önüne "Türkiye'nin en güvenilir kamuoyu araştırma şirketi" tanımlaması da konulmadan geçilmez. 
 
"Türkiye'nin en güvenilir kamuoyu araştırma şirketi" KONDA'nın Genel Müdürü Bekir Ağırdır, Ali Babacan'ın AK Parti'den "aklen ve kalben ayrışma yaşayarak" ve "yeni bir çalışma başlatmak" üzere istifasının ardından yaşanması muhtemel siyasi süreci Independent Türkçe'ye değerlendirdi. 
 
Ağırdır, iktidarla muhalefet arasında yüzde 51-49'luk bir denge oluştuğundan bahsederek, Babacan'ın partisinin yüzde 2'lik bir karşılığı olsa bile dengenin değişeceğini söyledi. Ağırdır, son araştırmalarında partilerin küçük oy değişiklikleri yaşadığını ama bu değişikliklerin siyasete etkisinin çok büyük olacağını da vurgularken, AK Parti'nin düşüş eğiliminde olduğunu ve geri dönüşün zorluğuna da dikkati çekti. 
 
Kararsız seçmenin yüzde 40'lara ulaştığından ve çoğunluğunun eski AK Parti seçmenlerinden oluştuğundan da söz eden Ağırdır, AK Parti'nin felç olduğunu ve liderinin iktidarını sürdürmek için bir aygıta dönüştüğünü ifade etti. 
 
Parti kurması beklenen Ali Babacan'ın Türkiye'deki dört köşeli siyasi iklimin dışına çıkarak bir söylem geliştirmesi halinde başarılı olabileceğine vurgu yapan Ağırdır, gelecekte Ekrem İmamoğlu ile Ali Babacan arasında iktidar çekişmesinin olduğu, Selahattin Demirtaş'ın da muhalefet lideri pozisyonunda olduğu bir siyasi sürecin yaşanabileceğini de sözlerine ekledi.
 
ABD'nin karşı çıktığı Rus yapımı S-400 füzelerinin Türkiye'ye teslimatının yeni başladığı saatlerde gerçekleştirdiğimiz söyleşinin tamamı:
 
"Krizler yumağı..."
 
Sıcağı sıcağına soralım… S-400’ler gelmeye başladı Türkiye’ye. ABD’nin tavrını biliyoruz. Yaptırım uygulanırsa ve ekonomide olumsuz etkisi olursa, siyasete nasıl yansır?
 
Etkisi olacak. Türkiye bir sürü meseleyle karşı karşıya ama her biri kendi ritmi içinde gidiyor. Birbirlerini çoğaltan bir kaosa dönüşmedi. Dış politikaya bakarsak, S-400, Doğu Akdeniz, Suriye gibi konular var. Çin’le, Rusya’yla, ABD’yle, neredeyse her ülkeyle bir meselemiz var. Dış politikada katman katman bir krizler yumağı var.
 
"AK Parti'nin toparlaması çok zor"
 
Anlattıklarınızdan, AK Parti’nin bir düşüş eğilimine girdiği sonucu çıkıyor. Geçmişte düşüş eğilimine girmiş bir partinin yeniden toparlayabildiğini gördünüz mü? Mümkün mü böyle bir şey?
 
Görmedim. Zaten çok zor. AK Parti geçmiştekilerden farklıydı. AK Parti’yi yönetenler, seçmen davranışının bir kampanya ya da bir sloganla değişeceğini sanıyor. Seçmen dört seçimdir oy verdiği partisine yan dönmüşse, bu sadece o andaki adayın ya da sloganın yanlış olması yüzünden değil. Kolayca geri dönülmesi mümkün değil. Hele Türkiye gibi kutuplaşmanın yoğun olduğu bir yerde, gönlü ve yüzü iktidardan başka yerlere dönmeye başlamış ve nereye bakacağını arayan insanları geri çevirmek kolay değil.
 
"AK Parti'nin dönüşü ne kadar zorsa, HDP'nin Demirtaş'la yakaladığı ivmeyi sağlaması da o kadar zor"
 
Kürt seçmen ne yapar bu süreçte? HDP’ye gönülsüz de olsa oy verdiği bilinen bir kitle var. O seçmen yeni parti kurulduğunda yüzünü oraya döner mi? Kürt seçmenin HDP’den vazgeçer mi?
 
Kürt seçmen artık HDP’den vazgeçmez. Ama AK Partili Kürt seçmenin bir kısmı Babacan’a gidebilir. Kürt seçmenin HDP’den vazgeçmesi için HDP’nin çok büyük hatalar yapması ya da küresel veya iç dinamiklerin çok başka çalışması lazım. HDP’nin oy kemikleşti artık. Türkiyelileşme diyerek yakaladığı ivmeyi tekrar yakalarsa yukarı da çıkabilir ama nasıl AK Parti’nin geri dönüşü çok zorsa, HDP’nin de Selahattin Demirtaş’la yakaladığı ivmeyi tekrar sağlayabilmesi çok zor.
 
"İnsanlar İmamoğlu'na oy verirken çöp toplansın diye oy vermedi; vatandaş her şeyin farkında"
 
Türkiye’nin bugün, iliğine kemiğine kadar demokrasi savaşçısı olan, bir arada yaşamamızı savunan siyasetçilere ihtiyacı var. Ben var olan adaylarda böyle kararlılığı görmüyorum. Başarı ihtimalleri kısıtlı da olsa var. İnsanlar Ekrem İmamoğlu’na oy verirken, ülkenin gidişatına dur demek için harekete geçti. Çöp toplansın diye oy kullanmadı kimse. Vatandaş her şeyin farkında.
 
"İnsanlar bir şey bekliyor, yeni olan her şeyin şansı var"
 
Ekrem İmamoğlu, Selahattin Demirtaş ve Ali Babacan gibi henüz 50’li yaşlarının başında ya da 40’lı yaşlarının sonunda, siyaset için genç sayılan üç aktör var. Bu üç isim arasında gelecekte İmamoğlu’yla Babacan arasında bir iktidar çekişmesi ve Selahattin Demirtaş’ın muhalefet lideri gibi bir pozisyonda olduğu bir tablo mümkün mü?
 
Türkiye insanı her şeye hazır. Elbette kapıdaki simitçi Ali’yle bir başkasının demokrasi tarifi aynı değil. Ama o komşusunun aç yatıp yatmadığını biliyor. Bu ülkenin insanları vicdanlı insanlar. Toplumlar böyle zamanlarda problemi tespit eder ama aydınların ve siyasetçilerin işi. Tüm araştırmalarımız gösteriyor ki, toplum çoklu yaşamı istiyor. Tolerans sınırları da genişliyor ve değişimi de görüyorsunuz zaten. O yüzden yeni olan her şeyin şansı var. İmamoğlu’nu Aralık ayında kimse tanımazken şimdi bu kadar popüler olmasının bir sebebi vardı. İnsanlar bir şey bekliyor. İmamoğlu da sahiciliğiyle, samimiyetiyle arayışa karşılık verdi. “Beni tanıyınca seveceksiniz” demişti. Bunun bir karşılığı var.
 
"Beyninin akıl ettiğine kasları ayak uyduramıyor"
 
AK Parti, kendi gidişatının farkında değil mi?
 
Farkında ama felç olduğu için, beyninin akıl ettiğine kasları ayak uyduramıyor.
 
"İpin ucu 2010'daki referandumda kaçtı"
 
İpin ucu nerede kaçtı?
 
2010’daki referandumda kaçtı. O dönem alınan yüzde 58 oyu Tayyip Bey kendi oyuna dönüşmesi için özel politikalar üretti. Gezi döneminde politikalarını rasyonalize etti. 15 Temmuz’da etrafındaki herkesin hain olduğu düşüncesiyle daha dar bir kadroyla çalışmaya başladı. Gezi’de Batılıların kendisine oyun oynadığını düşündü. Bunların bir kısmı gerçek de olabilir. Tayyip Bey’in en büyük hatası, Doğu Akdeniz’deki, Suriye’deki gerilimlerin ülkenin gelecekteki 50 yılını ilgilendiren gerilimler olduğunu göz ardı edip, kendisinin iktidarıyla ilgili gerilimler olduğunu okuyor. Böyle bir okumadan cevap üretiyor.
 
"Kararsızlar artık muhalefete, yeni arayışlara bakıyor"
 
En sonda klasik soruyu sorayım. Bu Pazar seçim olsa nasıl tablo ortaya çıkar?
 
Oran vermeyeceğim ama oy oranlarında minik değişiklikler var. Ama o minik değişikliklerin siyasi arenadaki karşılığı çok büyük. Bir puanlık, iki puanlık değişimlerin bile başta belirttiğimiz 51-49 dengesini kökten değiştireceği için, sonuçları çok büyük. Ama şu an beş puanlık, 10 puanlık değişimler söz konusu değil. Ama en önemli bulgumuz, gri alandaki insanların yüzleri ve gönülleri iktidara dönük değil. Kararsızım diyenler artık muhalefete ve yeni arayışlara bakıyor.
 
"Gri alana geçiş iktidardan"
 
Gri alanın oranı ne?
 
Yüzde 38-40 bandında. Artık iktidarın değil muhalefetin yapacaklarına bakıyorlar. Bu yüzde 38-40’lık oranın yarısından çoğu iktidardan gri alana geçiş yaptı.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');