Sosyal Medya

Kürsü

Ali Haydar Haksal: Gençlik ve Dava Bilinci

Ali Haydar Haksal- Milli Gazete



 Günün sorunları ve soruları, gençlik? Çok boyutlu. Geleceğe yürüyen insan akını. Bugünün insanının yol yürüyüşü ve hayat algısı. Belki de bugün için intibakı ve algısında zorlanılan bir yeni dönem.
 
Şaşkınlık kuşaklar arasındaki değişimde, sorunlar karşısında nasıl bir tutum alınacak, ne gibi çözüm öneriler var. Sorunlar çok katmanlı.
 
Gerçekte çocuklar elimizin altında kayıp gidiyor mu? Ya da biz onları anlamada güçlük mü çekiyoruz? Aramızda dil ve anlayış farkı ne? Çocuklarımızla arkadaş gibi olduğumuz sanısı gerçekte ne kadar? Aradaki uçurumlar sadece psikolojik mi?
 
Bu önemli sorunların sorularını kendimize de soruyoruz.
 
Dünyanın değişen ve uçurumlar oluşturan elbette birçok neden bulunuyor. Bu nedenler karşısında çözümler neler olabilir, olmalıdır? Bunları sorarken bile bir çözümsüzlük olduğu gerçeğiyle yüzleşiyoruz.
 
Çocuklarımızın gelecek kaygısı daha çok ekonomik ve refah ile ilgili. İyi bir eğitim, iyi bir meslek, parlak bir gelecek. Bunlar öncelikli hedef ya da idealler. İyi bir eğitim ve refah öncelik. Çocuklarımızın ruh dünyaları nesneler ve tutkular üzere oluşuyor böylesi bir durumda. Kız ya da erkek, fark etmiyor. Onların geleceklerinde yaşayacakları başlıca endişe bu. Yani, günümüz modern hayatının karşısındaki ekonomik durumu.
 
Kültürümüzde insan olgusu merkezde. İnsan bir güzellikler ve iyilikler toplamı. Hayır ile şer, iyi ile kötü, güzel ile çirkin arasındaki tercihte konumu nasıl olacak? Bizde kimi deyimler veya kavramlar hayatın ana özünü oluşturur. İnsan bir hasene-i cariye, yani güzellikler hizmetçisi, hizmeti gibi algılanabilir. Güzellik ve iyilik nedir sorusu ister istemez akla gelir? İyilik ve güzelliklerin hizmetçisi olma duygu veya düşüncesi insanı bambaşka bir alana götürür.
 
Bir çocuk iyilik ve güzellik ekseninde bir terbiyeden geçince bambaşka bir insan tipi oluşur. Hayatın bütününün bunların üzerine oluşu, insan kişilik ve karakterini oluşturur.
 
Hayır nedir, şer nedir? Bu, çocuğun geleceğindeki ekonomik durumuyla ilgili bir kurgu ve düşünüş bir sorun. Ekonomik geleceği belirleyen de insanın kendisi. Öyle de bunun da kimi sınırlarının olması gerekmez mi? Helâl ile haram arasındaki bir tercih. Günümüzün baskın hayatı kapital üzerine kurgulu. Bunun biraz daha esnek olanı liberalizm. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım yabancı kavramlar ile düşünüyoruz, yatıp kalkıyoruz. Kendi öz kavramlarımız ile değil. Bir Müslüman’ın önceliği kendi değerleridir. Hayır, şer, iyi, kötü, güzel, çirkin, günah, sevap gibi bir kavramlar çoğaltılabilir. Olumlu ve olumsuz kavramlar toplamı yön belirler. Bunlar arasındaki tercihte güzellikler ve iyilikler hizmetçisi, yaşayıcısı gibi önemli bir durum çıkar karşımıza.
 
İyilikler toplamında iyi ya da kötü düzlemi nasıl belirlenecek ölçü nedir? Günümüzde öncelenen kavramlardan biri vicdandır. Vicdanlar neye göre oluşur ya da şekillenir? Yukarıda sıraladığımız olumlu ya da olumsuz kavramlar ölçeğinde bir belirleniş. Bu, Batı’dan gelen kavramlar ile oluşuyorsa sorunlar yumağı zaten belirmiş oluyor.
 
Tüketim ruhlu bir hayat anlayışı zaten bir sorun. Bu kavram başlı başına irdelenmeye ve üzerinde durulmaya muhtaç. Tüketim ile birlikte birçok sorun gündeme gelir.
 
Kavramların oluşları bir milletin ruhunu temsil eder. Bunlar da mutlaka dini öz taşırlar. Hıristiyan kültürünün kimi kavramları birçok tutuma kapı aralıyor. Alkol bir sorun ama buna öncülük eden de kilise. Çünkü şaraba ekmek banılması, şarabın kan yerine konulup kutsanması ister istemez alkolü meşru kılıyor. Buradan bile yola çıkar isek Hıristiyani bir kültürde bu sorun olarak hayatın içinde yer alıyor. Bu hayata alışanlar veya kabullenenler giderek o hayatın özü içinde yer alırlar. Onlara alkol haramdır, zararlıdır demenin ne bir anlamı ne de bir mantığı olur. Burada vicdan da çaresiz kalır, çünkü bu hayat böyledir.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.