Sosyal Medya

Düşünce Platformu

Hainlerle girişilen mücadelenin bereketini kaçırıyorlar

Ben kulis adamı değilim. Edindiğim tüm güncel bilgiyi sokakta bizzat bulunarak gözlemlediklerimden ve okuduklarımdan elde ediyorum. Arada sırada “vay anasını sayın seyirciler” diye şaşakaldığım şeyler olmuyor değil. Bazen de herkesin dilinde olan bir “gerçeğin” hakikat olmadığından emin olduğum için ortada dolaşan her şeye şüpheyle bakarken yakalıyorum kendimi. Birisinin tek bir yalanını yakalasam, onun diğer tüm doğruları gözümde buharlaşıyor.



Ertuğrul Fındık - KARAR

Ben kulis adamı değilim. Edindiğim tüm güncel bilgiyi sokakta bizzat bulunarak gözlemlediklerimden ve okuduklarımdan elde ediyorum. Arada sırada “vay anasını sayın seyirciler” diye şaşakaldığım şeyler olmuyor değil. Bazen de herkesin dilinde olan bir “gerçeğin” hakikat olmadığından emin olduğum için ortada dolaşan her şeye şüpheyle bakarken yakalıyorum kendimi. Birisinin tek bir yalanını yakalasam, onun diğer tüm doğruları gözümde buharlaşıyor.

Hassas zamanlardayız. Öyle vahşi, öyle yabani, öyle hayvani bir ihanetle karşı karşıyayız ki insanların diken üstünde olmasını normal karşılamak gerekiyor.

***

Geçen gün “partiye yakın” bir arkadaşımın sohbet esnasında sıraladığı komplo teorileri kanımı dondurdu. Darbe başarılı olursa -güya- kurulacak kabineyi tek tek saydı arkadaşım. Çoğu dün bağrımıza basıp meydanlarda alkışladığımız isimler. Hatta Karar’ı da bu komplo teorisinin içinde bir yerlerde zikretti. “Darbecilerin medya ayağı” olacakmış Karar. “Hazır komplo teorisinde hızımı alamadım ne kadar ‘gıcık olduğum’ adam varsa atalım sepete” hesabıyla ismi muhalifliğin tozuna bulaşmış herkes bu senaryonun bir parçasıydı arkadaşımın anlattığına göre.

16-08/05/sfdd.jpg

Pes arkadaşım. Distopya senaryosu mu yazıyorsunuz? Az yavaş. 3 ay önce ülkenin tüm bilboardlarına Ak Parti logosunun altında fotosunu astığımız insanlardan bahsediyoruz.

Evet kanım dondu. Kanımı donduran şey arkadaşımın anlattığı şeyler değildi. Kanımı donduran, azınlıkta da olsalar bunları birilerinin bilgi diye üretmesi ve başka birilerinin de bunlara mutlak doğrular olarak inanması.

FETÖ’cü olmayan birine “FETÖ’cü” demekle onun anasına bacısına küfretmek arasında bir fark yok. Hatta “FETÖ’cülük” suçlaması daha ağır. Bir insanın neredeyse günümüzde içine düşebileceği en adi durum FETÖ’cülük. İhanet, yalan, riya, küfür, gavurluk, gammazlık… Hepsi var. Bir insan daha ne kadar şerefsiz olabilir.

***

Peki, FETÖ’cülükle mücadele adı altında FETÖ’cülüğün tüm hastalıklarını sahiplenmenin manası nedir? Elimizde, delilleri sahih, bağlantıları net FETÖ’cüler var. Vuracaksak onlara vuralım. Siyasetin içinde de mutlaka var. Onlarla hesaplaşmak da boynumuzun borcu, şehitlerimizin bize emaneti. İtirazım yok. Ancak bu hesaplaşma sürecinde bir FETÖ’cüye karşı ne kadar nefret duyuyorsam, FETÖ’cü olmayan birine FETÖ’cü damgası vurmak isteyen müfteriye de o kadar nefret duyuyorum.

Geçen gün kendini ‘FETÖ uzmanı’ sayan birine FETÖ’cü dediği birini kast ederek “İspatın nedir” dedim? “Facebook’ta FETÖ aleyhine hiçbir şey paylaşmıyor, bundan âlâ delil mi olur” dedi bana. Seviye bu.

Farkında değilsiniz belki ama insanlar -ben de dahil- FETÖ’cüleri evlerine sokmuyorlar, düğünlerine gitmiyorlar, yüzlerine bakmıyorlar, ticareti kestiler onlarla. Kolay mı o kadar bir insana bu iftirayı atmak.

Bu müfteriler de FETÖ’cüler kadar tehlikeli. Hainlerle girişilen mücadelenin bereketini kaçırıyor bu adamlar.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.