Sosyal Medya

Yazarlar

Yoğun Bakımda Okunan Roman

Merhum Cevat Özkaya, yoğun bakımda geçirdiği günleri kitap okuyarak değerlendiriyordu. Arkadaşlarından istediği kitaplardan biri de Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanıymış. Peki, bir yayıncı neden daha önce okuduğu bir eseri hayatının son günlerinde yeniden okumak ister? Bunun ardında nasıl bir sebep olabilirdi?

Birinin hayatı ile edebî bir karakterin hikâyesi, bazen aynı soruların etrafında dolaşmaları, benzer zamanların ruhunu taşımaları ve hayat karşısında benzer hassasiyetler göstermeleri, iki ayrı dünyayı yaklaştırmaya yetebilir.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı, Doğu ile Batı, gelenek ile modernite arasında sıkışıp kalmış Türk insanının dramatik varoluş mücadelesini hicveder. Bu hicvin kalbinde ise zamanı ayarlama, hayata nizam verme ve kargaşadan anlam üretme gayretindeki insan tipleri yer alır. Pınar Yayınları’nın kurucularından, Cevat Özkaya’nın Cağaloğlu ikliminde geçen ömrü incelendiğinde, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün sembolik karakterleriyle kurduğu zıtlıklarla örülü paralellikler gün yüzüne çıkar.

Bir yapı, yalnızca tabelasıyla, resmî adıyla veya dışarıdan görünen itibarıyla mı vardır, yoksa savunduğu fikirler, ortaya koyduğu eserler ve insanlarda uyandırdığı düşüncelerle mi gerçeklik kazanır?Tanpınar’ın romanı bu soruyu hicvederek sorarken, Cevat Özkaya yayıncılık faaliyetiyle aynı soruya somut eserler yayınlayarak cevap vermiştir. Onun için yayıncılık bir meslek edinmenin ötesinde, düşünce hayatına müdahil olmanın bir yoludur.

İnsan, yaşadığı çağın saatini mi ayarlamalıdır, yoksa kendi zamanına anlam mı katmalıdır? Cevat Özkaya’nın yayıncılık serüveni, çağının meselelerine kitaplar ve fikirler aracılığıyla ışık tutarken kültürel birikimi gelecek kuşaklara aktarma çabasının anlamlı bir örneğidir. Böyle bir hayat zamanı durdurmaz, ancak zamanın akışında kalıcı izler bırakır.

İnsanın gerçek başarısı, bütün saatleri aynı vakte getirmesinde değil, kendi vaktini hangi değerler uğruna yaşadığında saklıdır. Geride bırakılan en kıymetli miras, zamanı düşünceyle, emekle ve anlamla doldurmaya çalışan bir ömrün hasılasıdır.

Tanpınar’ın romanındaki Nuri Efendi, eski zamanın sakin, sebatkâr ve her şeyin ardındaki hikmeti arayan bilge bir saat ustasıdır. Onun için zaman, insanın ruhuyla kurduğu mahrem bir bağdır. Cevat Özkaya’nın fikir dünyasına yön verme çabası tam da bu tutum ile örtüşür. O, Türkiye’nin çalkantılı yıllarında, Cağaloğlu’nun dar sokaklarında, toplumun anlamsızlaştırılan zaman bilincini, Doğu ve Batı klasiklerini, İslam düşüncesinin öncü metinlerini Türkçeye kazandırarak ayarlamaya çalışmıştır.

Zamanı kitlelere pazarlayan, vizyoner fakat bir o kadar da soyut projelere meyleden Halit Ayarcı karakterinin Cevat Özkaya’nın yaşamındaki izi ise “kurumlaştırma” ve kurumsal vizyon inşa etme becerisinde saklıdır. O, kendi kozasına çekilen bir sahaf ya da münzevi bir mütefekkir olmamış, Bosna Dayanışma gurubundan Mazlumder’e uzanan geniş bir sahada sistem kurucu, teşkilatçı ve zamanın ruhunu yakalamaya çalışan bir "ayarlayıcı" rolü üstlenmiştir.

Romanın ana karakteri Hayri İrdal ise eski ile yeni arasında bocalayan, bir yandan sistemin çarklarına uyum sağlamaya çalışırken diğer yandan da içten içe kendi hakikatini arayan dramatik bir figürdür. Cevat Özkaya’nın öğretmenlikten Babıali’nin fikir işçiliğine, sivil toplum aktivizminden insan hakları mücadelesine kadar uzanan hayat serüveni, Hayri İrdal’ın “Biz kimiz ve hangi zamana aitiz?” sorusuna verilmiş aktif bir cevaptır.

Tanpınar’ın kahramanları bir anlamsızlığın ve bürokratik sahtekarlıklar içinde sürüklenirken, Cevat Özkaya bu belirsizlik ortamından sahih bir düşünce aksiyonu çıkarmayı başarmıştır.

Cevat Özkaya’nın yarım asırlık yayıncılık ve düşünce serüveni, Nuri Efendi’nin sabrını, Halit Ayarcı’nın kurucu enerjisini ve Hayri İrdal’ın arayışını şahsında birleştirerek zamanı fantezilerle değil, basılı sayfalarla, dergilerle, Bosna mücadelesiyle ve adalet arayışıyla ayarlayan Cağaloğlu’nun gerçek bir zaman ustası olarak tarihteki yerini almıştır.

Hakikati arayanlar, sahte düzenler ve toplumsal anlamsızlıklar içinde kendine bir yol bulmaya çalışırlar. Cevat Özkaya’nın yaşam serüveni ile Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanındaki karakterlerin yaşadıkları arasında bir tür kader birliği vardır. Bu ortaklık, Türkiye’de fertlerin idealleri ile gerçeklik arasındaki bitmek bilmeyen çatışmanın farklı yönlerini ortaya koyar. Tanpınar bu çatışmayı hicveden bir anlatımla ele alırken Cevat Özkaya, benzer mücadeleyi gerçek yaşamın zorlukları içinde deneyimlemiştir.

Rahmetle…

Şevket Hüner / 12 Cemaziyülevvel 1448

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM