Sosyal Medya

Yazarlar

Balkan Pusunda İsrail İzleri

Balkanlar, Türkiye için sadece coğrafi bir komşu ya da haritada bir bölge değildir. Bu topraklar, kalbimizin bir yarısı, ortak tarihimizin ve kültürel kodlarımızın can damarıdır. Evlad-ı Fatihan’ın emaneti olan bu puslu coğrafya, her dönemde Ankara’nın birinci derece nüfuz ve güvenlik alanı olmuştur. Dolayısıyla Balkanlar’da yaprak kımıldasa, bunun yankısı doğrudan Anadolu’da hissedilir. Son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler, bu jeopolitik gerçekliği yeniden en üst perdeden hatırlamamızı zorunlu kılmaktadır.

Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren Tel Aviv yönetimi, bugün yönünü sessizce ve sinsice Balkanlar’a çevirmiş durumdadır. Batı dünyasında yaşadığı derin jeopolitik yalnızlığı ve lojistik kırılganlıkları aşmak isteyen İsrail, Balkanlar’da adeta yapısal bir ifsat ağı örmektedir. Bölgedeki etnik ve bölgesel fay hatlarını kendi lehine araçsallaştıran bu ifsat mekanizması, tarafsız bir aktör maskesi takarak milyar dolarlık askeri anlaşmalara imza atmaktadır. Silah ticareti ve istihbarat paylaşımı protokolleriyle bölge ülkelerini kendisine bağımlı hale getirmeye çalışmaktadır. Bu durum, yalnızca Türkiye’nin nüfuzunu kırmayı değil, aynı zamanda Balkanlar’ın kırılgan barış zeminini tamamen dinamitlemeyi hedefleyen büyük bir tehdittir.

İsrail’in bu hamlelerini, Doğu Akdeniz’deki kuşatma stratejisinden bağımsız düşünemeyiz. Atina ve Güney Kıbrıs hattında kurulan Türkiye karşıtı cephe, şimdi de kuzeye, Balkanlar ve Macaristan üzerinden Orta Avrupa’ya doğru genişletilmektedir. Gazze ve Lübnan’daki katliamların ardından lojistik bir nefes borusu arayan İsrail, mühimmat tedarikini ve diplomatik kalkanını bu yeni hat üzerinden devşirmektedir. Türkiye’nin uyguladığı haklı ticari ve siyasi baskıların, hemen yanı başımızdaki Balkan ülkeleri vasıtasıyla baypas edilmeye çalışılması, hepimizi derin bir muhasebeye ve stratejik bir uyanışa zorlamaktadır. Doğu Akdeniz’deki kuşatmanın bir benzerinin Balkanlar’da önümüze dikilmesine asla izin verilemez.

Bu sinsi çevreleme stratejisini boşa çıkarmanın yolu, proaktif ve çok boyutlu bir jeopolitik refleks geliştirmekten geçmektedir. Türkiye, bölgedeki köklü tarihsel ve kültürel bağlarını hamasi bir söylemin ötesine taşımalıdır. Bu kadim mirası, hem Balkan halklarının hem de Türkiye’nin ortak geleceğini güvence altına alacak stratejik bir kalkana dönüştürmek, geleceğin güvenli hatlarını inşa edecektir.

Bu doğrultuda, mevcut vizyonumuza ek olarak şu somut adımların süratle hayata geçirilmesi hayati önem taşımaktadır:

İlk olarak, Balkanlar’daki soydaş ve akraba toplulukların ötesine geçerek, bölgedeki tüm aktörleri kapsayan geniş tabanlı bir "Bölgesel Barış ve İstikrar Girişimi" mekanizması kurulmalıdır. İsrail'in küresel istikrarsızlık üreten yapısı ve bölge barışına getireceği riskler, akademik raporlar ve diplomatik paneller vasıtasıyla Balkan kamuoyuna bizzat anlatılmalıdır.

İkinci olarak, kültürel diplomasinin gücü ekonomik ortaklıklarla tahkim edilmelidir. Bölge ülkelerinin savunma ve lojistik alanında dışa bağımlılığını azaltacak yerli milli ortak üretim projeleri teşvik edilmelidir. Türkiye, savunma sanayiindeki gücünü Balkanlar’ın istikrarı için bir güvence olarak sunmalıdır.

Üçüncü olarak, medya ve düşünce kuruluşları düzeyinde ortak bir farkındalık ağı örülmelidir. Balkan medyasında Türkiye’nin yapıcı rolü öne çıkarılırken, üçüncü tarafların bölgeyi bir çatışma ve mühimmat üssü haline getirme çabaları deşifre edilmelidir. Onun için, Türk medyasına da çok büyük ve ertelenemez bir sorumluluk düşmektedir.

Coğrafyamızın geleceğini savunmak, ancak Balkanlar ile aramızdaki kadim dostluğu ve kader birliğini esas alan "canberlik" şuuruyla hareket etmekle mümkündür. Türk medyası bu meseleye derinlikli bir ilgi gösterirse, hem Anadolu ile Balkanlar arasındaki sarsılmaz bağlar güçlenir hem de sinsi kuşatma çabaları boşa çıkartılır.

Balkanlar’ın pusu, ancak Ankara’nın tarihi hafızası Belgrad, Priştine, Saraybosna, Tiran ve Üsküp hattındaki proaktif stratejik aklıyla dağıtılabilir. Türkiye’nin hem tarihsel birikimi hem de potansiyeli buna müsaittir. Yeterki enerjimizi kısır tartışmalarla tüketmek yerine, daha büyük ve kalıcı hedeflere ayıralım.

 

Mehmet BEYHAN

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM