Sosyal Medya

Makale

Varlığın Ontolojik Temeli: Merhamet

Giriş: Medeniyetin ve İnsanlığın Ölçüsü Olarak Merhamet

Merhamet, kendisi dışında kalan bütün kavram ve tutumların ruhunu besleyen ve onları olumsal bir zemine taşıyan temel bir kavramsallaştırmadır. İslam, merhamet üzere ruhunu betimler ve ona göre hareket edilmesi gerektiğini belirtir. İlahi rıza eksenli bir yaşamın ruhunu da merhamet betimler. Bu yüzden merhamet, parça yerine bütünlüğü işaret eden temel kavramların öncüsü gibi durmaktadır. Bu yüzden merhamet sahibi insan, Rabbinin merhametini tecrübe ederek tanıma şerefine nail olur.

İslam medeniyetinin ve bir insanın ulaÅŸabileceÄŸi en yüksek makamın ‘merhamet’ olduÄŸu ifade edilmelidir. Bu kavram, yalnızca bireysel bir duygu durumu deÄŸil, aynı zamanda bir medeniyetin derinliÄŸini ve niteliÄŸini belirleyen temel ölçüttür. Merhamet, varlık ile yaratıcı arasındaki iliÅŸkinin mahiyetini belirleyen ‘ontolojik bir temeldir’. Yüce gücün (Allah), bütün varlığı yaratırken ve varlığın kendini gerçekleÅŸtirmesine zemin hazırlarken takip ettiÄŸi temel ilke merhamettir. Bu baÄŸlamda Allah’ın “Rahman” sıfatının, diÄŸer isim ve sıfatlardan farklı olarak Allah ismi yerine ikame edilebilen yegâne sıfat olması, merhametin varoluÅŸsal (ontolojik) merkeziyetini kanıtlar niteliktedir.

1. Bölüm: Merhametin Ontolojik Boyutu ve Rahman-Rahim Dengesi

Varlık hiyerarşisinde merhamet, iki yönlü bir ilişki ağını kapsar: Yaratıcının varlığa dönük rahmeti ve varlığın Yaratıcıya yönelişi. Merhamet, bir şeyin kendiliğinden olması, süreklilik kazanması ve hayatiyetini idame ettirmesi süreçlerinin tamamında mevcuttur. Hatta insanın sorumluluk üstlenmesi ve hata yaptığında tövbe ederek geri dönebilmesi bile ilahi merhametin bir tecellisidir.

Bu noktada ‘Rahman ve Rahim’ sıfatları arasındaki fark, merhametin kuÅŸatıcılığını açıklar. ‘Rahman, bütün varlığı kapsayan genel bir merhameti ifade ederken; Rahim’, yakınlık (kurbiyyet) ve irtibatla ÅŸekillenen daha özel, yoÄŸun bir merhameti temsil eder. Rahman sıfatı gereÄŸi her varlık türü -fıtraten Allah tarafından yaratıldığı için- merhamete memnudur (hak kazanmıştır). Ancak Rahim sıfatı, kiÅŸinin iradesiyle kurduÄŸu yakınlık ve sergilediÄŸi takva doÄŸrultusunda ÅŸekillenen daha hususi bir muhabbeti içerir. Merhamet, bu anlamda hem uzaklığa raÄŸmen saygınlığı koruyan hem de yakınlığın getirdiÄŸi sevgiyi taşıyan kuÅŸatıcı bir ÅŸemsiyedir.

2. Bölüm: Adalet ve Merhametin Diyalektik İlişkisi

Yaygın kanaatin aksine adalet ve merhamet birbirine zıt deÄŸil, birbirini tamamlayan unsurlardır. Adalet, merhametin kendi ontolojik yapısını saÄŸlamlaÅŸtırarak varlığını sürdürmesi için temel bir güvencedir. EÄŸer merhamet, sınırları çizilmemiÅŸ bir “her ÅŸeyi olduÄŸu gibi kabul etme” haline dönüşürse istismara açık hale gelir ve yozlaşır. İşte bu noktada adalet, merhametin yanlış kullanımını veya istismarını engelleyen, ona sınırlar çizen ikinci bir bütünlük olarak devreye girer.

İlahi sistemde, bir insanın haksız yere öldürülmesinin bütün insanlığın öldürülmesiyle eş değer tutulması, adaletin merhameti koruma biçimidir. Ancak bu sistemde bile merhamet önceliklidir; bir suç işlendiğinde bile kişiye hayat hakkı tanınması ve tövbe imkânı sunulması merhametin gereğidir. Şayet kişi zulmünde ısrar ederse, adaletin cezalandırıcı yönü devreye girer. Bu cezalandırma dahi, zulme uğrayanın hakkını koruduğu için aslında ilahi meşietin merhamet üzerinden bir tezahürüdür. Adalet rasyonel bir denge kurarken, merhamet bu adaletin keskinliğinde ortaya çıkabilecek zaafları (örneğin tövbe imkânını kapatmak gibi) engelleyen duygusal ve bütüncül bir güçtür.

3. Bölüm: İnsani Sorumluluk ve Merhametin Estetiği

İnsan, irade sahibi olması ve akletme yetisiyle Allah’ın yeryüzündeki bir temsilcisi olarak bu merhameti kuÅŸanmak zorundadır. Bir insanın diÄŸer insanlara, hayvanlara ve hatta cansız görünen taÅŸ ve topraÄŸa merhametle yaklaÅŸması, Allah’ın insana yüklediÄŸi saygınlığın bir gereÄŸidir. Merhamet, iliÅŸkilerde yalnızca bir iç duygu deÄŸil, aynı zamanda bir “elbise” ve “biçim”dir. İliÅŸkilere merhamet giydirildiÄŸinde ortaya nezaket ve zarafet gibi estetik deÄŸerler çıkar; insanlara kibar davranmak, konuÅŸurken kırmamaya dikkat etmek merhametin estetik bir forma dönüşmüş halidir.

Merhametin önündeki en büyük engeller ise ego, bencillik, kibir, öfke ve nefrettir. Bu kötücül duygular, merhametle kurulacak ilişkiyi zedeler ve insanı şiddete, zorbalığa sürükler. Mümin bir şahsiyetin temel vasfı, bu nefsanî kusurlardan arınarak ilahi merhamete sığınmak ve bu merhamet üzerinden temsil liyakati kazanmaktır. Merhametli bir insanın şahsiyeti güçlü olur ve bu güç ona örnek olma (temsiliyet) vasfı kazandırır.

Sonuç: Hayatın Ruhu Olarak Merhamet

Sonuç olarak merhamet, hayatın ruhunu inÅŸa etmek için insana sunulan ilahi bir ikram ve inayettir. Merhamet olmadan adalet soÄŸuk bir kural yığınına, adalet olmadan merhamet ise zayıf bir istismar alanına dönüşür. Kâinatın yaratılış sebebi olan bu rahmet, vahiy yoluyla bizlere ulaÅŸtırılan ve tüm iliÅŸkilerimize giydirmemiz gereken bir esastır. İnsanın nankörlüğü ve zalimliÄŸi bu derinliÄŸi kavramasını zorlaÅŸtırsa da, merhamet denizinin kuÅŸatıcılığını fark etmek ve her varlığa bu gözle bakmak, gerçek “dostluk” makamına ve kurbiyyete (yakınlığa) giden yegâne yoldur.

Merhametini kaybeden topluluklar zalim topluluklar olarak öne çıkarlar. Bu durum fert içinde geçerlidir. Zalim olma hali, merhameti kuşanamamaktan geçmektedir. Hâlbuki merhamet sahibi insan ve topluluklar barış/silm üzere yaşamayı başaranlardır. Her insanın kendisi gibi insan ve sorumlu bir fert olduğu hakikati üzerinden hareket eden fert ve topluluklar, otoriter ve totaliter bir tutum yerine merhameti kuşanarak her fert ve topluluğun kendisini gerçekleştirecek bir zemine sahip olması gerektiğini kabul edenlerdir.

Modern dünyanın sorunlarını çözüme kavuşturacak yegâne kavram merhamettir. Çünkü merhamet, modern düşünce ve kültürde yer bulamayan kavramlardan biridir. Ben merkezci bir yaklaşım ile kurgulanan bireyin merhameti tanımaması onun en büyük engelidir. Çağdaş dünyanın yeniden kurgulanabilmesi ve kurulabilmesinin yolu/imkânı; merhamet gibi temel bir kavram ve tutumun bütün felsefi zeminlere taşınması ve yeniden yorumlanmasını zorunlu kılar.

Abdülaziz TANTİK

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.