Sosyal Medya

Yazarlar

İlahi Rızaya Odaklanmak

İnsan zihninin ve ruhunun en temel arayışı huzurdur. Ancak modern hayatın getirdiği beklentiler, başarı arzusu, çevreye kendini kabul ettirme çabası ve doymak bilmeyen hedefler, bireyi sürekli bir iç huzursuzluğun ve tükenmişliğin içine iter. Eylemlerimizin merkezine "insanların takdirini" veya "dünyevi kazanımları" koyduğumuzda, beklentilerimizin karşılanmadığı her an bir kırılma yaşarız. Tam da bu noktada, Tevhidi öğretiye istinad eden, irfani ve ahlaki düşüncenin merkezinde yer alan “ilahi rıza” kavramı, insana hem zihinsel hem de ruhsal bir özgürleşme kapısı aralar.

Bu noktada ayeti kerime meseleyi harika özetler: “Dikkat edin, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzura erer!” (Ra'd 28)

İlahi rızaya odaklanmak; yapılan her işi, alınan her kararı ve sergilenen her davranışı Yaratıcı’nın sevgisini ve onayını kazanma niyetine bağlamaktır. Bu odak noktası benimsendiğinde, hayatın dinamiği ve kişinin olaylara bakış açısı kökten değişir.

Bu ilke sonuç odaklılıktan süreç odaklılığa geçişin yol haritasını verir. Dünyevi hedeflerde başarı genellikle elde edilen somut sonuçla ölçülür. Oysa ilahi rıza arayışında esas olan gayrettir, samimiyettir ve niyettir. Sonuç ne olursa olsun, doğru yolda gösterilen çabanın tek başına bir kıymet taşıdığını bilmek, kişiyi başarısızlık korkusundan ve performans kaygısından kurtarır.

İyiliği, yardımı veya görevi insanlardan bir karşılık ya da teşekkür bekleyerek yaptığımızda, hayal kırıklığı kaçınılmaz olur. Eylemini yalnızca Allah'ın rızasına dayandıran bir zihin ise kimseden bir minnet beklemez. Bu durum, insan ilişkilerinde kırgınlıkları ve kıyaslamaları ortadan kaldırarak tam bir ruhsal bağımsızlık sağlar.

İçsel denge gerçeği, "din samimiyettir” beyanını teyid-tekid eder. İlahi rıza, gösterişten ve riyadan uzak durmanın anahtarıdır. Başkalarının gördüğü anlardaki tutumumuz ile kimsenin olmadığı anlardaki tutumumuz eşitleştiğinde, karakterimizde tam bir bütünlük ve samimiyet (ihlas) oluşur. Bu da vicdanen derin bir dinginlik getirir.

Kaderi kabulleniş ve teslimiyet

Hayat her zaman planlandığı gibi gitmez; kayıplar, zorluklar ve imtihanlar kaçınılmazdır. İlahi rızayı hayatın merkezine alan bir insan, karşılaştığı olumsuzluklar karşısında isyan etmek yerine "Bu durum karşısında Yaratıcının benden beklediği doğru duruş nedir?" sorusunu sorar. Sabır ve rıza, kriz anlarını bile ruhsal bir olgunlaşma fırsatına dönüştürür.

İlahi rızaya odaklanmak dünyadan kopmak ya da pasif bir kabullenişe çekilmek değildir. Aksine, yaptığı işi en iyi şekilde yapmayı (ihsan), adil olmayı, üretmeyi ve insanlığa faydalı olmayı emreden bir aktif yaşam biçimidir. Farkı ise şudur: Birinde motor güç egonun ve hırsların tatminiyken, diğerinde motor güç Yaratıcı'ya duyulan sevgi ve saygıdır.

Niyetini ilahi rızaya sabitleyen bir zihin; alkışlandığında kibirlenmez, eleştirildiğinde veya görmezden gelindiğinde küsmez. Eylemlerini geçici dünyevi alkışların ötesinde, kalıcı bir hakikate bağlayan insan, aradığı hakiki iç huzuru ve zihinsel berraklığı yakalamış olur.

 

Yasin ADYOĞAN

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM