Sosyal Medya

Makale

Hanzala'nın Gözlerini Görmek

2021 yılında Mescidi Aksaya giren 5 yaşındaki bir çocuk İsrailli askerlere doÄŸru ilerleyerek bağırdı, ‘Ebu Ubeyde geliyor.’ Artık onun bir kahramanı vardı ve ileride ne olacağını biliyordu. Bu yıl okula baÅŸlayan Ali ise Filistinli akranından habersiz, yeni alınan Spiderman logolu çantasına gülümseyerek bakıp hayaller kurarken onu üretilmiÅŸ bir kahraman olduÄŸundan habersizdi…

Huzeyfe Samir Abdullah el-Kahlut11 Åžubat 1985’de Gazze Åžeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda doÄŸdu. 1948 yılında İsrail tarafından zorla boÅŸaltılan AÅŸkelon yakınlarındaki Ni'ilya köyündeki eviüç kez bombalandı.İlk ve orta öğrenimini Gazze'deki BM (UNRWA) okullarında tamamladı. 2002’de liseden mezun oldu. Gazze İslam ÜniversitesiDin Esasları Fakültesi'ni bitirdi.Yüksek lisansında Usulü'd-Din alanında "Kutsal Topraklar: Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam Arasında" tezini savundu.

İkinci İntifadanın baÅŸlamasıyla 2000’de Kassam Tugaylarına katıldı. 2002’de bir saha komutanı olarak yüzü kapalı ÅŸekilde basın toplantılarına katılmasıyla dikkat çekti.Tanınan kod adı, Kudüs’ü kuÅŸatan baÅŸkomutan Ebu Ubeyde bin Cerrah’a (rah) atıfla taşıdığı Ebu Ubeyde’dir. Hayatının büyük bölümünüsuikast riskine karşı gizlilik ve yer deÄŸiÅŸtirme içinde geçirdi. İsrail'in 2005'te Gazze'den çekilmesinin ardından, İzzeddin el-Kassam Tugaylarının resmi askeri sözcüsü olarak atandı.

2025 yılındaki şehadetine kadar yaptığı konuşmaları yeşil kamuflaj üniforması ve kırmızı kefiye ile yüzü gizli, şahadet parmağını göğe yönelterek ayetlerle başlar, sakin ama kararlı bir üslupla, kısa, öz ve akılda kalıcı cümlelerleİsrail'e meydan okur, askeri başarıları duyurarak moral verir ve Arap/İslam dünyasını eleştirirdi. Direnişin kararlılığını, esirlerin durumunu, psikolojik savaşın önemini ve ümmetin sorumluluğunu dile getirerekgünümüzün en etkili bilgi savaşı stratejisti ve kriz iletişimcisi haline geldi. Ana akım medyanın (CNN, BBC vb.) filtrelerini aşmak için dijital mecraları (özellikle Telegram) bir haber merkezi gibi kullanarak aracısız habercilikle teyit edilmiş bilgi kaynağı haline geldi ve bu bilginin sosyal medyada hızla yayılmasını sağladı.

30 AÄŸustos 2025 tarihinde, Gazze'nin Rimal mahallesine düzenlenen İsrail hava saldırısında eÅŸi İsra Gassan Cebr, kızları Leyla ve Menna, oÄŸlu Yaman ile Ebu Ubeyde ÅŸehit oldular. Åžehadeti, 29 Aralık 2025’te Hamas tarafından resmen teyit edildi…

İnsanın yüzü, onun en belirgin damgasıdır; bakışlar, çizgiler, ifadeler kişisel hikâyesini taşır. Ebu Ubeyde yüzünü saklayarak, binlerce insanın ortak acısını ve umudunu taşımayı seçmiştir. Kişisel görünürlüğün reddiyle tarihsel görünürlüğe ulaşmış, onu yüzünü gizlemesi, binlerce farklı suretin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Böylece onun sesi, artık bir kişinin değil, mazlum ama direnen Filistin halkının sesi olmuştur.

Naci Ali’nin 1969’da çizdiÄŸi mülteci kampında doÄŸmuÅŸ Hanzalı’nın sırtını dünyaya dönmesi, adaletsizliÄŸe ve Filistin’in yalnız bırakılmasına karşı sessiz ama en sert protestoyken; mülteci kampında doÄŸmuÅŸ Ebu Ubeyde’nin yüzünü bir kefiyeyle örtmesi, onun kimliÄŸini deÄŸil, Filistin halkının direniÅŸini görünür kılmıştır. Her ikisi de kim olduklarından ziyade neyi temsil ettikleriyle ve ne söyledikleriyle var olmuÅŸlardır.

Bu iki figür arasındaki en güçlü baÄŸ, her ikisinin de birer "ayna" görevi görmesidir. Hanzala, ancak Filistin özgürleÅŸtiÄŸinde yüzünü döneceÄŸini vaat ederken, Ebu Ubeyde’nin yüzü de bu özgürlük direniÅŸinin bilinmez ama tanıdık maskesi haline gelmiÅŸtir. Onlar için gizlilik bir korku deÄŸil, bir duruÅŸtur. Bir davanın sembolü haline gelenlerin kiÅŸisel hırsları ve yüz hatları önemini yitirir. Hanzala’nın yamalı elbiseleri ve çıplak ayakları ile Ebu Ubeyde’nin askeri üniforması aynı toprağın tozunu ve aynı sürgün hayatının hüznüne ÅŸahittir. On yaşındaki Hanzala hiç yaÅŸlanmazken, kefiyesinin ardından konuÅŸan Ebu Ubeyde de zamanın ötesinde bir direniÅŸ simgesi olarak vicdan sahiplerinin hafızalarına kazınmıştır.

Naci Ali sadece bir sırt ve bir çift çıplak ayakla vicdanları sarsmayı baÅŸarmıştır. Her bir çizgisi, aslında iÅŸgale karşı atılmış birer sapan taşı mesabesindedir. Hanzala bir halkın haykıran tanıklığıdır. Ebu Ubeyde ise bu sessiz görsel mirası alıp bugüne has hitabetini sadece askeri bir rapor olmaktan çıkarıp bir "direniÅŸ ÅŸiirine" dönüştürmüştür. Sonuçta her ikisi de bir halkın çalınmış çocukluÄŸunu, gasp edilmiÅŸ haklarını ve asla bitmeyecek olan eve dönüş arzusunu, sessizlik ve gizem üzerinden dünyadaki tüm vicdan sahiplerine seslenir. Biri mürekkeple diÄŸeri sesle, Filistin’in unutulmaya yüz tutmuÅŸ hikayesini her an taze tutan birer belgedirler. Hanzala ile Ebu Ubeyde’nin yüzlerini görmedik ama sayelerinde herkesin gerçek yüzünü görmüş olduk.

Şevket Hüner / 22 Recep 1447

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.