Sosyal Medya

Makale

Rabbinin Adıyla İstikametini Kazanan Okuma

Kalk ve uyar ki, zulüm çarkı kırılsın? Taassup yıkılsın. Cahiliye putları yerle bir edilsin.

Okumak, inancımızı pratik hayatımızda yaşayabilmek için, dünya işlerimizle ilgili bilgi ve becerileri, Allah’a, tabiata, insanlara ve tüm yaratılmışlara karşı sorumlulukları elde etmek yaşamak, tebliğ etmek bir eğitim modeli elde etmek amacıyla yaptığımız eylemdir. Okuma eylemi insanın hayat akışında çok büyük değişiklikler yapabilecek güce sahiptir. Okumaktan maksat, anlamak ve bilmektir ilmin basamaklarında yükselmektir. İlim ise insanı, isyandan itaate, küfürden imana, şirkten tevhide, delaletten hidayete, şekavetten saadete yükseltir.

            Tefekkür etmek, düşünmek, hiç şüphesiz akılla ilgili bir eylemdir. Aynı zamanda okuma ile sıkı bir bağlantısı vardır. Şöyle de izah edilebilir, düşünme eylemi için, aklını kullanmak, akletmek. Bu eylem gözle görülmeyen soyut fakat fonksiyonları insan dışına yansıyan ve açık olarak gözlenebilen bir olaydır. Düşünme eylemi, insanı yönlendirme karşılaştığı olayları yorumlama, kendisine sunulan ya da ortalıkta var olan değer yargılarını kabul ya da reddetme gücüne sahip Allah’ın insana bahşettiği bir lütuftur. Okumak ve düşünmek, insanın akıl kanalıyla ürettiği ve biçimsel yaşamın özünü teşkil eden manevi ürünlerdir. Okuyan insan ancak düşünür, daha doğrusu Allah’ın oku emrini tutan ve Allah’ın insanlardan okumasını istediğini okuyan kişi sağlıklı düşünebilir. (Yoksa abur cubur okuyan, keçi boynuzu seviyesinde kitapları okuyan, magazin okuyan değil, çünkü yüz kilo keçi boynuzu yense zannediyorum bir gram tat bırakır ağızda işte kitaplarda böyledir.) Evet düşündükten sonra aynı insan tekrar okumak ihtiyacı duyar. Böylece akıl, okumak, düşünmek üçlüsü, dünya, güneş ay üçlüsü gibi ya da, atom, proton, nötron üçlüsüne benzer birbirine ayarlanmış, birbirini tamamlayan muazzam bir sistem olarak karşımıza çıkıyor. İnsan aklını inkâr ederse sistem çalışmaz, okuma eylemini reddeder ve terk ederse sistem eksik ve arızalı çalışır.

            Müslüman sürekli okumak zorundadır. O okudukça düşünme alanı genişleyecek, bu alan genişledikçe mesajını alan, uygulayan ve daha geniş kitlelere ulaştırmaya çalışan insan olacaktır. Okuma ve düşünme eylemini olumlu, yararlı çerçeve içinde tutabilen, yeni öğrendiğini yaşayan Müslüman her anında etken durumdadır. O hiçbir zaman edilgen durumuna düşmez. <<De ki hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu ? Bunu ancak akıl sahipleri düşünür>> (Zümer 39/9)

            Yaratan Rabbinin adıyla oku. Oku Rabbin en büyük kerem sahibidir. O insana kalemle yazıyı öğretti. İnsana bilmediğini öğretti>> (Alak 1-5)

            Müslümanın hayatı inancı doğrultusunda olmalıdır. Müslümanın hayat çizgisi sıratı müstakimdir. Hayatının, ibadet, kulluk, iman ve cihaddan ibaret olduğunu bilir ve bilmek zorundadır. Çünkü diğer insanlardan farklı, ebedi saadeti arzulayan ve buna hazırlanan bir kişidir. Bu hazırlığını Kur’an’a göre yapmak durumundadır. Kılavuz Kur’an’dır. Müslüman anlamını bilerek Kur’an okumalıdır. Okuma eylemi bir eğitim biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Hayatını Kur’an a göre tanzim etmek için Kur’an okumak isteyen Müslümanlara, kalabalıkların, sürülerin, kuklaların, şeyhlerin ve akletmeyenlerin ‘’ siz Kur’ andan ne anlarsınız siz Kur’an ı anlayamazsınız bir harfin yedi-sekiz yüz manası vardır. Her ayetin zahir manası olduğu gibi batini manası vardır. Bunları efendi hazretleri bilir, şu bilir bu bilir gibi. Kur’an ı anlamak insanların işi değildir gibi safsatalarla birçok insanların Kur andan uzaklaştırıldıklarını üzülerek görüyoruz. Halbuki okumanın, anlamak olduğunu zavallılar bilmiyor.

            <<Bu Kur’an insanlara bir açıklama, Allah’tan korkanlara yol gösterici ve öğüttür.>> (Al-i İmran 3/38)

            <<Bu Kur’an insanlara (Kurtuluş yollarını gösteren) delillerdir. Kesin olarak inananlara kılavuz ve rahmettir.>> (Casiye 45/20)

            Allah’ın adıyla okumak, Kur’an’la düşünmek, Kur’an’la anlamak, Kur’an-ı Kerimle görmek demektir. Kur’an okumak, onun hidayet ışıklarından istifade edip sırat-ı müstakimde emin adımlarla yürümektir.

            Şunu unutmayalım ki, Kur’an önyargısız ilişki kurmaya çalışan herkesin anlayacağı açıklıktadır.

            Yaratan Rabbinin adıyla okumak, tüm yaşadığımız olaylarla, hadiselerle vahyin irtibatını doğru şekilde kurmamızı sağlar.

            Bilinçsizliğin, sapıklığın, şaşkınlığın, vurdumduymazlığın, hissizliğin, duyarsızlığın, merhametsizliğin, yüreksizliğin, vicdansızlığın, zulmün, haksızlığın, yüzsüzlüğün, hayasızlığın, ahlaksızlığın, ipsizliğin cehaletin, atalet, ikiyüzlülüğün egemen olduğu bir ortamda insanları bu tür olumsuzluklardan çirkefliklerden ve kötülüklerden kurtarmanın tek yolu bu insanlara okumalarını öğretmektir. Ama bu okuma yukarda da değindiğimiz gibi ipe sapa gelmeyen hedefi ve amacı belli olmayan bir okuma değil. Rabbinin adıyla istikametini kazanan bir okumadır. Kof, katı, ruhsuz, bereketsiz, hareketsiz bir okuma değil. Köklü, şeffaf, enginlere inebilen ufuklara Mele-i Alaya kadar yücelebilen, alabildiğine geniş alanlara yayılabilen ve hepsinde Rabbinin damgasını görmeyi, sanatını, maharetini, merhametini, keremini lütfunu, nimetini seyretmeyi garanti eden bir okumadır.

            Sırf Allahın isimlerini ve sıfatlarını, kelamını ve kitabını, Kur’anını ve ayetlerini, hükümlerini ve şeriatını okumakla sınırlı değildir. Eşyanın hakikatini, evrenin ve insanın yapısına, bünyesine, fıtratına yerleştirilen her gerçeğin, her olağanüstü halin, her sanatın görülmesini dehşet verici düzenini ihtişamını hayret verici karmaşıklığını seyretmeyi gözler önüne seren, fıtrata ve vicdana hitap eden kapsamlı-kuşatıcı bir okumadır.

            İşte bundan sonra insan, kendisini, içinde bulunduğu şartları, imkanları ve nimetleri tanıdıktan sonra Rabbini de daha iyi tanımaya başlayacaktır. İkramını, ihsanını… nimetlerini ve bağışlarını daha iyi kavrayacaktır… kimliğini keşfedecektir. Rabbinin isimlerini… sıfatlarını daha iyi idrak edecek ve teslimiyet sağlayıcı bir biçimde kavrayacaktır. …..

            Ey yaradan Rabbinin adıyla okuyan;

            Yattığın yerden kalkıp uyarma vakti geldi

            Harekete geç kendini bir davaya ver …

            İnsanlığın iyilik ve adalet arayan damarlarını harekete geçirmenin vakti geldi

            Çağı yakasından tutup sarsma vakti geldi

            Canavar medeniyetin hayasız yüzüne tükürme zamanı geldi …

            İnsanlığın vicdanını zehirleyen akreplerin, tevhid ateşiyle mahkûm edilmesinin zamanı geldi.

            Ağaran tan yeri seni bekliyor. Vicdanları Kur’ansızlıktan kaskatı kesilmiş insanlık seni bekliyor.

            Kalk ve uyar ki, zulüm çarkı kırılsın…

            Taassup yıkılsın. Cahiliye putları yerle bir edilsin.

            İnsan isimli çiçekle, İslam isimli yağmur arasındaki engelleri kaldıralım…

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.