Sosyal Medya

Makale

Kudüs, Ey Kudüs

Ruhumun titrek elbisesi Kudüs…

Gönlümün fermanı ve dizlerimin dermanı Kudüs, hem çıplak kaldım, hem fermanı kaybettim, hem dermanı ellerimle yok ettim…

Kalbimin emeli Kudüs…  Kalbimin emelini deÄŸiÅŸtirdim, dünya çok tatlı geliyor. Hayallerimi süsleyen Kudüs yerini tatil beldelerine, güzel ve şık elbiselere, eÄŸlenilecek mekânlara ve gezilecek diyarlara bıraktı.

Ey Kudüs, Kudüs diyen diller kurudu, ama kuruduklarının bilincinde olmadıkları için bir kuru gürültü olarak seslerini çıkardıklarından dolayı da o ses kulaklara ulaÅŸmıyor…

Ey Kudüs, parçalanmış yürekleri bir araya getirecek bir ruhu üfleyecek dindarlarımız yerini dini dar olanlara bıraktığı için heyecan dalgası oluÅŸturulamıyor ve her gün biraz daha Kudüs’ü kurtarmaya dönük umudu tüketiyoruz…

Ey Kudüs… Senin kıymetin üzerinden nemalanan iktidarların haddi hesabı yoktur. Her iktidar söze Kudüs diye baÅŸlayarak kendi iktidarını saÄŸlamlaÅŸtırmanın yolunu bulur. Her aydın, Kudüs diyerek kendi sözünün yükseklere çekilmesine zemin oluÅŸturmanın gayesini güder. Her tüccar, Kudüs diyerek daha çok Müslümanlara mal satmanın zeminini kaybetmek istemediÄŸini belirginleÅŸtirir.  Her yazar, Kudüs diyerek kitaplarının daha çok satılmasını arzular…

Ey Kudüs, seni kurtarmaya çalışanların kurtulmalarının imkânsızlıklarını anlamaları dahi ÅŸu an çok zor…  Yetim, maÄŸdur, mazlum Kudüs, gözyaÅŸlarını silecek bir ana ÅŸefkati bulunamıyor…  Evlatlarının kanları yerde kalıyor, gözyaÅŸlarını silecek ümmet ise kış uykusunda…  Ey Kudüs, sana yönelen her saldırıda Müslümanlar kendi konforlarının zora girdiÄŸini düşünerek kalabalık bir ses çıkarıyor, ama sadece kuru gürültü… Bu yüzden de bir türlü Kudüs’ün gözyaÅŸları dinmiyor, kanının akışı kesilmiyor…

Ey Kudüs, haberlerde her Ä°srail saldırısı olduÄŸunda Ä°srail’e kin kusanlar, kendi rahatlarının kaçtığının ÅŸuurunda olarak kin kusuyorlar. Kimse kendi rahatının kaçmasını istemiyor, ayrıca gençliÄŸinin duygusal zeminini hatırlamanın hoÅŸuna giden bir kalabalığın tepkisi de göz ardı edilmemeli tabii ki…

Ey Kudüs, sonra hep birlikte aÄŸlaÅŸarak Kudüs niye kurtulmuyor diye naralar atıyoruz. Åžu eylemlere katılan, on binler, yüz binler, milyonlar sadece Ä°srail ve Ä°srail destekçisi ülkelerin mallarına ambargo koyup almıyoruz diye saÄŸlam bir irade beyanında bulunsalar, mesele kendiliÄŸinden çözülecek… Ama konfor bu çağın en büyük putu, kutsalı, terk edilebilinir mi? Hayır!

Ey Kudüs, sana duyarlılıklarını ilan eden, aÅŸklarını ilan eden, insanlık, sana doÄŸru her ne pahasına olursa olsun, ben yürüyeceÄŸim ve Filistinli Kudüs’ün evlatları ile aynı akıbeti paylaÅŸacağım dese sorunu çözecek irade belirecektir…

Ama her sana yönelik bir saldırı yapıldığında fiili veya sözlü, şöyle eskilerden bir nostalji yapmak için sokaklara çıkıp birkaç sloganı hançereni yırtana kadar haykırmak ve sonra sanki hiçbir ÅŸey olmamış gibi eve dönüp aile efradı ile yemek yiyip maçını izlemek ve sevdiÄŸi o tarihi diziyi seyretmenin keyfini çıkarır, yorgunluk da ona ayrı bir mahmurluk katar,  üstüme düşen sorumluluÄŸumu da yerine getirdim diyerek derin bir uykuya geçer, sabah kahvaltısında haberleri izlerken Kudüs haberlerinin devamını duyunca da ama Ä°srail sende çok oldun, rahatımızı niye bozup duruyorsun, bir iki mesaj ile duygularını paylaşır… Ama hepsi o kadar…

Gazeteci aydınların günüdür Kudüs’e yönelik bir saldırı olduÄŸunda o tetikte hazırdır; en sert sözcüklerini seçer, en derin duygusal analizlerini hazırlar, en kışkırtıcı sloganları cebinde tetiktedir; yazıları duyguları coÅŸturmaya hazır ve nazırdır. Kalabalıkların tahrik edilmesi ve o an yapılması gerekeni yapmaya matuf duygusal tahriki yaptığı ölçüde deÄŸer kazanacaktır. Televizyonlarda boy gösterecek ve Kudüs davasının yılmaz savunucusu olarak tarihe geçecektir.

Gerçekten mesele bu mudur?

Her Kudüs’e yönelik veya Gazze'ye yönelik ya da Filistin’e yönelik bir saldırı olduÄŸunda anlık tepkiler ortaya koymak sonra hiçbir ÅŸey olmamış gibi normal hayata dönmek… Bu mudur?

EÄŸer, Kudüs kurtarılacaksa öncelikle bir samimiyet ve safiyet testinden geçmemiz temel ÅŸarttır.  Herhangi bir baÅŸka beklenti içinde olmadan dünyanın neresinde bir Müslüman veya insan zarar ve zulüm görüyorsa o salt Müslüman ve hatta insan olduÄŸu için karşı durmalı ve o zararı yapan kiÅŸilere güçlü bir ÅŸekilde karşı durulmalı ve yapılması gereken ÅŸeylerin adımlarını atmadan çekinmemeliyiz… Ä°ktidarlar ve Müslüman halklar, zulmü karşı samimiyetle irade beyanında bulunduklarında ilahi yardıma mazhar olurlar… Allah dün, bugün ve yarın da müminlerine yardım edecektir, ancak ÅŸartı yerine getirme koÅŸuluyla, o da samimiyet ve safiyet testinden geçme ÅŸartıdır…

Salt ilahi rızaya matuf iÅŸlerde Allah yardımını gönderiyor… Zulme karşı çıkacak bir güç varsa ve o güç karşı durmuyorsa ilahi yardım nasıl gelsin, ama tek bir kiÅŸi dahi o zulme boyun eÄŸmeyip karşı duruÅŸunu gerçekleÅŸtirirse ona çığ gibi bir yardım akar…

Mesele samimiyetimizi test etmemizle iliÅŸkilidir. Safiyetimizle iliÅŸkilidir. Dünyaya baÄŸlılığımızla iliÅŸkilidir…

O zaman Müslümanlar, Müslüman olmayı baÅŸardıklarında ve kendilerini ilahi azaptan ve gazaptan kurtardıklarında Kudüs de kurtulmayı hak edecektir… Müslümanlar kendilerine dönmedikçe yeniden iman etmedikçe Kudüs kurtulmayacak ve dünyanın her yerinde Müslümanlar mazlum olmaya ve zulüm görmeye devam edeceklerdir…

Vesselam…

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.