Sosyal Medya

Makale

Peygambersiz Bir Din mi Yoksa Peygamberi İlahlaştırılmış Bir Din mi?

Sosyal medyada bir Peygamber/Sünnet tartışmasıdır gidiyor.

Bir tarafta peygambersiz/sünnetsiz bir İslam önerenler diğer tarafta peygamberden rivayet edilen her söylemi kabul etmemiz gerektiğini iddia edenler var.

Peygambersiz bir İslam” savunucuları ile “Peygamberi ilahlaştırılmış bir İslam” çabasında olanları saymazsak (ki bunlar yok sayılabilecek kadar azınlıktırlar), ortada uzlaşılmayacak bir durum yok aslında.

Sünneti/Peygamberi öteleyenler peygambere karşı olduğu için değil, Allah’ın sözünün/vahyin daha önemli ve öne çıkarılması gerektiğine inandıkları için bunu söylüyorlar. Aynı şekilde hadislere dört elle sarılanlar da vahyi küçümsedikleri için değil bu dinin peygamberini ve söylediklerini önemsedikleri için bunu yapıyorlar.

İki tarafında söyleminde iyi niyet ve samimiyet var. İki tarafta da bu dini en güzel ve en doğru şekilde yaşama isteği var fakat birbirimizi anlamak, birbirimize saygı/anlayış göstermek gibi bir çabamız olmadığından, rahatça uzlaşıp ortak bir yol bulacağımız yerde kavga edip duruyoruz.

Aslında mesele o kadar basit ki:

Allah (cc), bu dini Hz Muhammed üzerinden gönderdiğine göre ve Kitabında (Ahzab:21) “Andolsun ki; sizin için Rasulullah'ta güzel bir örnek vardır…” demesine binaen; bir Müslüman için Hz. Muhammed’i ve söylediklerini göz ardı etmek gibi bir keyfiyeti yoktur.

Peygamberimizden gelen her emir ve tavsiyeyi alalım almasına ama bize ulaşan her rivayetin Peygamberimizden geldiği kesin mi?

Maalesef ki hayır; bugün uydurma hadislerin, sahih hadislerden kat be kat fazla olduğu acı bir gerçek.

Peygamber efendimizden gelmiş olabilir diye rivayet edilen her sözü doğruymuş gibi alıp amel etmek, dinimizi çöplüğe çevirmekten ve uydurma dinler icat etmekten başka bir işe yaramaz.

Hadisler, Vahiy/Kuran gibi koruma altında olmadığı için iyi veya kötü niyetli her türlü müdahaleye açıktır. Nitekim bunun binlerce örneği var.

O zaman bize düşen işin kolayı yani hadisleri toptan reddetmek değil, zor olanı yani hadisleri uydurma ve yanlış olanlarından ayırıp kullanmaktır.

Sahih hadisleri ayırmak da yetmiyor. Hadis sahih olsa bile hangi tarihte, hangi muhataba ve hangi vakaya binaen söylendiğini bilmek de gerekiyor. Bir hadisi bağlamından koparttığınızda, kast edilmek istenenden çok daha uzak bir anlama sürüklenmesi mümkündür.

Örneğin Mekke döneminde, uğranan zulümlere binaen ne yapılması gerektiğiyle ilgili sorulan bir soruya Peygamberimizin vereceği cevap ile Medine döneminin sonlarında aynı konuyla ilgili söyleyeceği büyük ihtimalle farklı olacaktır.

Bir hadis, bir vahyin/ayetin önüne geçmesi durumunda ne yapmalı?

Eğer bir hadis, bir vahyin/ayetin önüne geçiyorsa yani bir ayetin söylemine zıt bir söylemi varsa o zaman o hadiste bir problem var demektir. Ya o hadis uydurmadır ya da o hadisin rivayet edildiği ortam ve muhataplarıyla ilgili eksik veya yanlış bir yorum vardır.

Özetle; bu dine inanmış birinin hadisleri/sünneti ret etmesi akıl kârı değildir. Ama hadisleri ciddi bir analizden geçirmeden kullanması da doğru bir davranış olmaz.

Müslüman vasat olmalıdır: ne bir Yahudi gibi peygamberini basit bir postacı seviyesine indirebilir ne de bir Hristiyan gibi ilahlaştırabilir.

Gömülüp gitmiş bir peygamber bize yol gösteremeyeceği gibi, ilahlaştırılıp göğe çıkartılmış bir peygamberde bize yol gösteremez. Bize ancak içimizde yaşayan bizim gibi bir beşer olan bir peygamber yol gösterebilir.

Bugün bedenen aramızda olmasa bile, söylemiyle ve örnekliğiyle bize model olmuş ve olacak bir peygamber var.

Ne mutlu ona tabi olanlara…

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');