Sosyal Medya

Makale

Gavura ‘Gavur’ Demek Yasaklanmıştır

Son Osmanlı Vakanüvisi, Abdurrahman Şeref Efendi’nin nakline göre: “Galata’da Voyvoda Karakolu’nda kumandan bir tabur ağası var imiş. Hıristiyan ahali ara sıra bir Müslüman’ı yakalayıp karakola götürür. “Bana gâvur dedi” diye cezalandırılmasını istermiş. Tabur ağası “Ay oğul anlatamadık mı? Şimdi Tanzimat var, gâvura gâvur denmeyecek. Söyleye söyleye dilimizde tüy bitti!” diye kabahatliyi tekdir ve tevbih eyler(azarlar) imişler.

 

Herhangi bir yazımda “Gâvur” sözcüğünü kullandığımda Word yazı programında bu sözcüğün altında yeşil kırık bir çizgi beliriyor. Bu yeşil itiraz çizgisinin üzerine tıkladığımda ise “Argo veya Kaba Sözcük” uyarısıyla bu sözcüğü kullanmayıp değiştirmem tembihleniyor.

 

Benim için günden güne manası yerine oturan ve birçok hususu bu terim üzerinden düşünmemi sağlayan “Gâvur” sözcüğü meğer argoymuş. Hatta çok da kaba bir sözcükmüş ki nezaket sahibi benim gibi birisine asla yakışmazmış! Asıl ilginç olan, Word, bu yeşil kırık çizgiyle değiştirilmesini istediği diğer sözcüklerin yerine kullanılacak yeni sözcükler önerirken “Gâvur” yerine bir sözcük önermeyip siyah harflerle “Argo veya Kaba Sözcük” diyerek dışlıyor. Eğer sözcüğü değiştirmemekte ısrar ediyorsanız “Tümceyi yok say” seçeneğine yönlendiriyor. Ama ben “Kuralı yok say” seçeneğinde karar kılıp “Gâvur” terimini kullanmaya devam ediyorum…

 

Bu uyarı muhtemelen “Word” programını yazan gâvurlar tarafından değil de içimizdeki “Gâvura gâvur demek yasak.” projesinin ürünü olan kıblesi batıya dönük gavur severler tarafından yazılıma ilave edilmiş olmalı…

 

Gâvur sözcüğü, Kuran’da ki Kâfir sözcüğünün halk dilindeki karşılığı gibi durur. Genellikle dinsiz, merhametsiz, acımasız anlamında kullanılır. Ama ülkemizde hangi görüşten olursa olsun (hatta ateist olduğunu söyleyen) biri diğerine “Gâvur” diyorsa onun Müslüman olmadığının yanı sıra bizden sayılmadığını da vurgulamış olur. Ama ‘Kâfir’ sözcüğünü söyleyen bir dindar(!), kendi itikadi mezhebine ve İslami kabullerine uygun olmayan diğerlerini (Müslümanları) zikreder ve bunda bir beis görmez. Yani “Gâvur” nitelemesi din ile ilgisi olmayanlarda dahi bir düşman algısı oluştururken, dindarların ötekilerden gördükleri Müslümanlara “Kâfir” sözcüğünü reva görmesi sizi de incitmiyor mu?

 

Gâvura gâvur demekten vazgeçilmesinin Tanzimat sonrası başlayan bir uygulama olduğu iddiasını tarihçilere bırakıyorum. Ama “Gâvur” kelimesi bize, kadim bir tarihe bağlı olduğumuzu hissettirmesine ve adeta toplumsal birlikteliğimizi hatırlatmasına rağmen kullanmaktan vazgeçmemiz size de manidar gelmiyor mu?

 

Bir gün Tv’de Topkapı Bostanlarının parka dönüştürme projesine karşı yapılan gösterileri izliyordum. Gösteri için toplanan kadınların birine orada yaşayan bir Roman hanım “Seni tanımıyorum buraya nereden geldin?” sorusuna ecnebi kadının bozuk bir Türkçeyle karşılık verince, oradakilere dönüp “Bu gâvurla mı birliktesiniz?” demesini ve bu sözlerin protestocu kadınların yüzlerini nasıl allak bullak edip  seslerini kestirdiğini görmeliydiniz.

 

İçimizdeki gâvurların farklı kıyafet giyme zorunluluğunun Osmanlı’nın yıkılmasından sonra konulan kılık kıyafet kanunuyla kaldırılmasının insanlar arasındaki eşitsizliği giderdiğini söyleyenler, yeni neslimizin gâvurlar gibi giyinmekte kalmayıp onlarla ortak mensubiyetler peşinde koşmalarına ne diyorlar? Gâvurluk bir hayat tarzıdır. Ve batıya seyahat eden her vatandaşımızın gâvura olan hayranlığı azalır. Bu hayranlık azalmasının bir düşmanlığa dönüşmemesi için de “Onların ahlaklarını değil de teknolojilerini almalıyız.” sözünü nakaratlaştıran proje çocuklarının kimliklerine dikkat etmeliyiz.

 

Ateist olduğunu söyleyen bir meslektaşım, İslam’ı tebliğ etme isteğimi kabul etmiş, sohbete “Sen ve ben gâvur değiliz.” şeklinde başlamama memnun olmuştu. Ama Kuran’ın onun düşüncesine sahip olanlara sık sık kâfir nitelemesi canını sıkıyordu. Bunun nedeni dindarlardan hep bir kin ve nefret boşalması veya aşağılama olarak duyduğu kâfir kelimesini “Argo veya Kaba Sözcük” zannıyla kendine yakıştıramamasıydı. Kuran’daki tüm olumsuz nitelemelerin bir durum tespiti olduğunu ve bundan kurtulmanın yollarının tüm ayrıntılarıyla izah edildiğini, kınanıp aşağılananların ise yanlışta ısrar edip insanlara ve kendilerine zulmedenlerin olduğunu anlatmaksa çok vaktimi almıştı. Ve bu zor süreçten sonra kesinlikle Kuran’daki olumsuz nitelemeleri bir sövgü olarak kullanmamaya dikkat ediyorum.

 

Kuran’ın olumsuz nitelemelerini “Argo veya Kaba Sözcük” gibi kullanmayı öncelikle iman iddiasında olanlar terk etmeli ki Word’de kullanılan bu haksız nitelemeye itiraz hakkımız olsun. Bu konuda vaizleri, propogandisleri ve siyasetçileri ciddiyetle uyarmalıyız.

 

Velhasıl dostlar İslam coğrafyasındaki yangının söndürülmesi için gâvur konusunda bir mutabakata varmalıyız. Türkiye’de yaşayanlar gâvur değildir. Türkler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar… gâvur değildir. Türkiye’nin sadece % 50 si değil, tamamı gâvur değildir. Gezi protestolarına katılanlar gâvur değildir. İranlı kardeşlerimiz gâvur değildir. Gâvur olanlar bellidir. İslam ümmetinin, kültürüyle, inancıyla, kimliğiyle savaşanlar, yani Amerikalılar, İngilizler, Ruslar, İsrailliler, bizimle Çanakkale’de çarpışanlar ve üç kuruş için bunlara uşaklık eden yerli işbirlikçiler gâvurdur… Yani “Kahrolsun” dediklerimizdir gâvur olanlar.

 

Bir takım cenahlarca planlı ve programlı olarak “Her şeyin altında bir Yahudi parmağı aramayın” sözüyle o kadar çok Müslüman kınandı ve bunu yapanlar antiseminizimle o kadar çok suçlandı ki, bu kadar baskıya dayanamayan gavura gavur demesi yasaklananlar artık Suriye ve Mısır‘da yapılan katliamların sorumlu olarak Şii veya Sünnileri suçlamaktan başka yol bulamadılar. Mısır ve Suriye ile sınırı olan ve bitmez tükenmez savaşlar yapmış İsrail artık sudan çıkmış ak kaşık mertebesinde zikrediliyor. Küresel sermayenin gayri meşru çocuklarına (müttefiklerimize) Gavur demezseniz sizin veya cemaatiniz gibi inanmayan veya düşünmeyen mümin kardeşlerinize Kafir deyip onlarla savaşmayı İslam’ın bir emri gibi görmeye başlarsınız.

Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. (Mâide / 51)

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.