Sosyal Medya

Makale

Toplumsal Hafızada Silinmeyen ''28 ŞUBAT''

Bu ülkenin insanları nice yalancı şafaklara aldandı. Nice sahte kahramanlara inandı.Nice devler cüce , nice cüceler dev gösterildi. Nice şarlatanlar , soytarılar şeyh ilan edilip, bunlar üzerinden kumpaslar kuruldu...

Cephelerde yedi düvele karşı çarpışan kan veren ,can veren, malını veren bu fedakar ve cefakar milleti sonunda sanık sandalyesine oturttular 28 şubatta. velhasıl, bu topraklar nice ihanetlere sahne olmustur...

28 şubatın üzerinden onca yıl geçmesine rağmen yol açtığı, siyasi, ekonomik ve toplumsal kriz ve gerilimler geçerliliğini koruyor. 28 şubatcıların yaptığı millete rağmen ülkeye nizamat vermekti. 28 şubat, islamı bu ülkenin alternatifi olmaktan çıkarma operasyonu idi. 28 şubat, ipini kendi elinde tuttuğu bir takım kuşkulu örgütleri bahane ederek terör estirmekti irtica bahnesiyle malumunuz ,irtica küfrün takiyyesidir.

Sincanda yürüttükleri tanklarla halka gözdağı veren, halkın üzerindeki tahakkümümüz bin yıl sürecek diğerek kitlelere çaresizlik acziyet yılgınlık pompoladılar.

28 şubat darbesi nevi şahsına münhasır bir takım hususlar taşımakla beraber, T.C. sisteminin siyasi, ideolojik gelenek ve kimliğinden kopuk bir hadise değildir.Belli bir mantığa, ideolojik bir arka pilana dayanmaktadır, köklü bir geleneğe yaslanmaktadır. Kadro ve eylem sürekliliği vardır.

28 şubatcılar, maceracı, kişisel ihtiraslarını tatmin için yola çıkmış görülemezler. Resmi ideoloji doğrultusunda tanımlanmış bir eğitim sürecinde zihinleri şekillendirilmiş toplumu her an yoldan çıkarmaya aday bir sürü, kendilerini ise çoban olarak algılayan bir aydın despotiziminin bağlılarıdır.

Dayandıkları militarist gelenek ve işleyiş, formal hukuk kurallarının fevkinde algıladıklarında hukuk düzeniyle çelişen icraatlarını ülkenin koşulları ve gereklilik kavramlarıyla meşrulaştırabilmişlerdir.

28 şubatta kimlerin, hangi kurumların kemalizm ve laiklik zemininde bir ortaklık ve iş birliği içerisinde oldukları rahatlıkla gözlemlenebilir.

Ordu,sivil,bürokrasi,medya,yargı,sermaye,sendikalar ve bir takım sözde sivil bindirilmiş kıtalar birbirini kışkırtmasından ve aldatmasından değil ortak düşmana karşı irtica retoriği üzerinden karşılıklı çıkarlar ekseninde ideolojik saflaşmasından söz edilebilir.

28 şubatın,mimarlarını,mühendislerini,kuklalarını,piyonlarını deşifre edip halka iyi anlatmaz isek, aynı felaketi bizden sonra belki torunlarımız yaşayacaktır...

28 şubat,irtica olarak adlandırılan islami gelişime karşı, egemenlerin yaygınlaştırdıkları çok boyutlu savaş kampanyasına resmiyet kazandırılışını, belgerini simgeliyor.

Sincan operasyonu ardından ogünlerde nükleer başlıklı manşetler atılmıştı, holding medyası tankların faziletini anlatmaya başlamıştı. BÇG adlı illegal oluşum, Allah diyeni fişliyor zamanın kutretli generali, önüne konan listeler hakkında yalan yanlış suç duyurularında bulunuyor. Gazeteciler andıçlanıyor. Bu andıç sonunda, petrol ve vergi kaçıran patronun baş yazarı alçakları tanıyalım başlıklı yazılar yazıyor, psikolojik harp taktikleri sonunda infazlar yapılıyor...

Siyasi planda hükümet değişikliğiyle zirvesine ulaşan ve parti kapatma ile sürdürülen bu laik haçlı seferi ekonomi alanında meşhur amborgo listeleriyle eğitim alanında, kur'an kursları ve imam hatiplerin budanmasıyla, yargı alanında ve islami düşünce eylemlerinden dolayı yargılanan kişilere astronomik cezaların yağdırılması ile meyvelerini verdi.

Kılık kıyafet dayatmaları yaygınlaştırılırken başörtü yasağı ordudan ve bürokrasiden ihraçlar ise bu dönemde rutin uygulamalar halini aldı.

28 şubat yangını milletin değerlerini kundaklarken, milletin yangın kulesine nöbetçi diye diktikleri nöbet yerinde uyumuşlardı. Yangın var diye bağıracakları yerde bir nevi horultularıyla sahte emniyet telkininde bulunuyorlardı. Oysa onların orada bulunmalarının nedeni yangını haber vermek, yangına karşı durmaktı... Bu dönemde, 3 çeyrek yüzyıldır itilip kakılan horlanan ve mağdur edilen muztaripler yanan yüreklerinden tüten dumanın kendisinden çıkacağı baca aradılar. Mağdur yığınlar seslerini ülkeyi yönetenlerin fildişi kulelerine ulaştıramıyorlardı. Yiğit sesler aradılar ses bekledikleri ağızları bıçak açmazken, bazı ağızlardan bıçak gibi sesler keskin bir şekilde gerçekler dökülüyordu. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandı o yüzden susmadılar...

Celadet nicedir hasretlisi olduğumuz bir meziyet susan kamçıyı görünce yere kapanan, görecek gözü, işitecek kulağı haykıracak dili olmayan imanın kime ne yararı var. Bu iman yüreğe yüktür.

O dönemde kimin nerede durduğu tartışması yapılıyor. Mağlum cemaatlerin, grupların, sistemle gerilip çatışma yaşamadıklarını biliyoruz. Fetö yapılanmasının, müslümanları utandıran eylemlere imza attıklarını hatırlatmak isterim.Zor zamanlarda kimin nerede durduğunun bilinmesi açısından bu sabıkalı geçmişin unutulmaması lazım.

Bu süreçte islami camianın gösterdiği tavır üç başlıkta toplanabilir:

1) Çatışma ve geriliminden kaçarak uzlaşı arayışına girenler

2) Farklı ideoloji ve kimliklere sarılarak direnmeyi tercih edenler.

3) Var olan kısıtlı imkanlara rağmen bedelini göze alarak direnişi tercih edenler.

-Başörtüsü islami bir kimliğin gereği olarak sunulması yerine,insan hakları ideolojisi olarak sunulması...Kesintisiz eğitim eylemlerinde meslek liselerinin edebiyatının yapılması.İmam Hatip eylemlerinde bayrak taşınması vs... 28 Şubat sürecinin sonrası dönem,müslümanlarda ciddi bir özgüven kaybı moral bozukluğu düşünsel kaos,karmaşa dağılma sürecidir.Kesik sesle yapılan islamcılık eleştirileri yüksek sesle yapılmaya başlandı...

Her Ramazanımız zehir ediliyordu.Kalkancı-fadime hikayelerinin tekmili birden sahneleniyor,sonradan öğreniyoruz ki sisi lakaplı travestiler kraliçesinin başrolünü oynadığı bir tezgah kurulmuş,film çekimleri başlamıştı.

Dindar insanları karalama ihaleleri üstlenilmiş.İslami yapılanmalar topun ağzına konmuş malum medyanın ne kadar barutu varsa ateşlenmiş...Memleketi işgale yeltenen illegal bir oluşum kazıklı voyvoda rolün'e soyunmuş içişleri bakanına bile ''Gelirsem o kadını yağlı kazığa oturturum'' gibi hangi terbiyenin ürünü olduğu belli malum laflar edebilmiş.

28 Şubat mütedeyyin insanlar için bir fitne eleği olmuştur. Bu fitneden çok az insan yara almadan çıkmıştır. Günün iktidarını oluşturanlar izini asla silemeyecekleri bir yara almışlardır.

80'lerde müslüman gençliğe rehberlik etme iddiasındaki bazıları itirafcılığa soyunacak kadar düşmüşlerdi. Bazıları içinden çıktıkları camiaya ihanet ettiler.

-Bazıları tezgahlarını kapatıp sıvışmış

-Bazıları yurt dışına kaçmış

-Bazıları dünyevileşme limanına dümen kırmış

-Bazıları saçını sakalını kesmiş,bunlarlada yetinmeyip bıyıklarını dahi kesmişler...

Kamp değiştirenimi ararsın,tezgahında islami hareket satarken birden onu bırakıp Türklük satmaya başlayanlarımı ararsın...

Günün anlam ve önemine uygun bir imaj edinmek maksadıyla yeni kıyafetler diktirmek ve onlara bürünmek için sıraya girenimi ararsın fırsat bu fırsat deyip hesapları ve kirli çamaşırları karıştıran tezek böceği tiplilerinimi ararsın.Daha ileri gidenler oldu.İşyerinin duvarındaki hat levhalarını çağdaş portrelerle değiştirenler.Başörtülü eşini bırakıp 28 Şubatın model olarak sunduğu açık bir eş edinenler.

Tüm bunlar olurken, Allah azze ve celle, Alim ve Basirdi.O her şeyi görüyor biliyordu.Boşuna demiyordu; ''İşte bu günler biz onu aranızda döndürür dururuz'' diye.

-Döndürüyor o günleri

-Dönenleri başı dönüp yere yıkılanları

-Yola yatanları

-Yolu satanları

-Yolda yürümeyi bırakıp nutuk atanları

-yürüyenlere çelme takanları

-Yürüyenlere laf atanları,hala ordamısın diyenleri...Konformizmin kurbanlarını görüyoruz.

-Hepimiz yaptıklarımızın rehiniyiz

Asıl konuşması gerekenler direniş erleridir. Adam gibi direnenlerdir.

Özeleştiri yapmak lazım.Olayları iyi analiz etmek lazım.Kalkancının düzmece şeyhliği ile,bugünün el kaidesi,Boko haramı,Daişi,geçmişte 11 eylülü ve bahaneleri nasılda örtüşüyor.

Küresel 28 Şubatla...

-Sadakat bedel ister beyler

-Karanlıkta kahkaha atanlar (28 Şubatta tank şov yapanlar,yapan kafa Adanada tır şova yeltendi)

Cunta-medya-ihanet el ele.

-Gasp edilmiş sevinçlerin haramileri cirit atıyor.

-Acıların kıymetini bilelim.

-Hangi darbeperest tarihin kurucusu olmuştur.

-Yakarım diyen seslere aldırma

-Külü yakabilirlermi

-İslamın medeniyet yürüyüşünü kimse durduramaz

Bu uzun bir yürüyüştür.Yüreğimize sahip çıkalım.28 Şubattan bilenmiş ve bedel ödemiş olarak çıktık arslanlar gibi...

Hepimiz zamanın tanıklarıyız. Kollektif hafızada bu tarihi unutmadık unutturmayacağız.

Nihayet, 28 Şubat darbesinin müslümanlara kan kusturan boğucu bir atmosfer oluşturan sürecinin kudretli aktörlerinin hapise tıkıldığı günleri yaşadık ama filmin sonu farklı bitti...Bu husustada konuşulacak çok şey var...Ama,yüreğimizi acıtan şey,bunlara yeniden yargılanma hakları verilip alayını beraat ettiren adalet,halen zindanlarındaki 28 Şubat mağdurlarına uygulanmadı,uygulanmıyor.Bu çifte standartı,anlayan bize anlatsın bu zulüm neden! Sivas olayları,mağdurlarından beri bunları gündemde tutmalıyız.

Tüm bunlar,günü geldiğinde toplumları harekete geçirecek vicdanlarda olanı açığa çıkaracak olaylardır...

Vesselam...

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.