Sosyal Medya

Makale

Ballı Kaymak Davası

Yıllar önce Elazığ iline bağlı Karakoçan’ın bir köyünde iki aile arazi anlaşmazlığına düşer.

Rıza Çaynak’ın ailesi ile diğer aile uzlaşmak yerine bu davayı mahkemeye taşırlar.

Şehirden arazi keşfine gelecek hâkimi etkilemek isteyen iki aile de hemen harekete geçer.

Rıza’nın tarafı daha varlıklı olduğundan büyük bir küp kovan balı tedarik ederler.

Öteki aile hayvancılıkla uğraştığından sütün en iyisinden bir teneke kaymak hazır eder.

Hediyelerini sunan iki aile ağzına bakar oldukları Hâkim, köylülerden bir yufka ister.

‘Davacının balından, davalığın kaymağından’ diyerek yufkaya sürüp karnını iyice doyurur.

Köyden ayrılırken bal küpü ile kaymak tenekesini yanına katıp şehre döner.

Çok zaman geçmesine rağmen arazi keşfinin sonuçlarına dair hiçbir netice çıkmaz.

İşte tam karamsarlığa düşecekleri vakit hâkimin tekrar keşfe geleceği haberi köye ulaşır.

Tabi iki aile de ümitlenerek tekrar bal ve kaymağı hazır edip ayrı ayrı sundukları hâkim;

Davacının balından, davalığın kaymağında diye yufkaya sürüp yine karnını iyice doyurur.

Bir öncekinde olduğu gibi, bal küpü ile kaymak tenekesini bagaja atıp şehre döner.

Bu hadise birçok kez tekrar edince bal ve kaymak sahibi davalı köylüler anlarlar ki;

Hâkimin balı, kaymağı bitince keşfe gelecek ve hiçbir sonuç çıkmadan dava sürüp gidecek.

Yani dava sahibi(!) kılınanlar anlarlar ki aslında onlar sadece bal ve kaymak sahibidirler.

İşte Rıza’nın böyle düşünüp kahrolduğu bir günde köyün alevi dedesi onu çağırır ve der ki;

‘Rıza, dağın zirvesinde gezmeyi bırakın da yaylaya inin belki de çözüme kolayca ulaşırsınız.’

Sonrasında alevi dedesi araya girip iki ailenin de razı olacağı şekilde uzlaştırıverir.

Rahman isimli bir avukat dostumun ağzından bir sohbet sırasında şu itiraflar dökülmüştü;

‘Siz aranızda uzlaşamadığınızda devreye biz gireriz ve her iki tarafı da kanunlarla korkuturuz.

Zarar görmekten korkan iki taraf da uzlaşmaya razı olur. Biz de bundan ballı kaymak yeriz.’

Aramızdaki uzlaşma noktalarını anlamsızlaştıranlar bilmelidir ki bunun zararı hepimizedir.

Balımızı ve kaymağımızı kaybetmenin ötesinde geleceğe dair endişelenir ve sabrımız tükenir.

Çocuklarımıza uzlaşma ve beraber yaşamayı öğretmek yerine kan davaları bırakmış oluruz.

Bir yörenin ballı kaymağını sürekli yemek isteyenler uzlaşma kültürünü yerle bir ederler.

O yöredeki şıhları, alevi dedelerini, kanaat önderlerini, sözü geçen akil insanlarını öldürtürler.

Ülkemizdeki 19 bin faili meçhul cinayetin kimler olduğuna bakılınca bu gerçek fark edilir.

Bir yörede sürekli ve hesapsız ballı kaymağa talip olanlar, orada terörü yaygınlaştıranlardır.

Doğumuzda dökülen kanın failleri, uzlaştırıcıları yok edip terörün ballı kaymağını yiyenlerdir.

Bir yandan bölünüyoruz diye sindirilenlerin geleceğe dair borçlandırılmasına ne diyorsunuz?

Aydınlık gelecek hayaliyle borçlandırıp bal, kaymağınıza göz diken bankalar masum mu?

Hesapsız ballı kaymak için fesat çıkaranlar, neden aslında biz ıslah edicileriz derler?

Ballı kaymak müptelaları bilirler ki bir yörede kan dökülünce uzlaşma ve adalet yok olur.

Sünni ve Şiiler arasında Irak ve Suriye’de yaptırılan katliamlar uzlaşmayı yok etmek içindir.

Bir de âlim görüntülü ballı kaymak severlerin vaazları, bu katliamları dinin emri gibi gösterir.

Müslüman olmak kimseye yetmez olur, herkes birbirini ayet ve hadislerle tekfir edip durur.

Ümmetin çocuklarını dağa çıkmaya, kendini patlatmaya çağıranlar ballı kaymak sevenlerdir.

Sanal baharlı devrim sonrası Mısır ve Libya’nın balına ve kaymağına el koyanlar kimlerdir?

Şu anda Irak’taki kaymak ve bal bitmeden Suriye’de ki kaymağa ve bala üşüştü tüm sinekler.

Suriye’de bal ve kaymak bitince bu sömürücüler sizce kimin ballı kaymağına üşüşecekler?

Globalleşmeden bahsedenler dünyanın tüm balını ve kaymağını hesapsız yiyenler değil midir?

Bu ballı kaymak seven Karunların zirvesi Davos’ta temsil edilmekten kıvançlı mıyız?

Bölgesel güç olmak, bölgenin bal ve kaymağını tüketme özgürlüğü(!) kazanmak değil midir?

Güç olmanıza izin veren küreselcilerin bölgedeki ballı kaymağına sahip çıkmak hakkımız mı?

Sahi etrafınızda her hangi bir problemi uzlaşıyla çözebilecek arabulucuları tanıyor musunuz?

Yoksa uzlaşmaktan çok daima haklı konumuzun devamı için ötekileştirenlerden misiniz?

Sizce Kuran ortak bir söze mi çağırıyor yoksa herkesi sizin gibi olmaya mı davet ediyor?

Filan mezhepten, cemaatten, fırkadan olmak mı önemli, yoksa herkesin Müslüman olması mı?

Allah’ı ve Resulünü, rakiplerinizi ötekileştirmeye alet etmenin ahiretteki karşılığı sizce nedir?

Sizce bağlandıklarınızın davası İslam mıdır yoksa yufkasına bal kaymak sürme gayret midir?

Cemaatinize bağlı ballı kaymak seven işadamları derneği olmasa finansı nasıl sağlardınız?

Ümmet arasında süren fitnenin devamı için aramıza İsrailli ajanların sızmasına gerek var mı?

Soruları balla kesip bir bilmece sorup yazıyı hitamına erdirelim.

Balı tutan parmağını yalıyorsa, o parmağa ait kol, kırılıp yen içinde kalınca sonuç ne olur?

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');