Sosyal Medya

Makale

Nijer gezi notları

1.GÜN (23 Eylül 2015 ÇarÅŸamba)

Uzun bir süredir, Nijer’de “Ä°nsani Yardım” faaliyetinde bulunan bir gurup arkadaÅŸ 2 yıldır beni de davet ediyorlar ama çok istememe raÄŸmen bir türlü gitmek nasip olmadı. Bayram öncesi tekrar teklif gelince bu sefer ÅŸartları zorlayayım dedim.

 Dış hatlardan Niamey uçağına doÄŸru giderken “acaba bir aksilik çıkar mı?” diye hala tedirginim.

Aslında 2 gün önce bu sefere çıkacaktım fakat aksilikler izin vermedi:

UçuÅŸumdan bir gün önce akÅŸam THY’den gelen iptal mesajı soÄŸuk duÅŸ etkisi yapmıştı. Gece boyu yaptığım telefon görüÅŸmelerinde “Politik Huzursuzluk” nedeniyle uçuÅŸun iptal edildiÄŸini öÄŸrenebilmiÅŸtim. Fakat bir gariplik vardı; benimle aynı uçakta uçacak olan diÄŸer arkadaÅŸlara iptal mesajı gitmemiÅŸti.

Ertesi gün bir dizi telefon trafiÄŸinden sonra öÄŸrendim ki gideceÄŸimiz uçak normal ÅŸartlarda önce Nijer’e sonra da Burkina Faso’ya iniyormuÅŸ. Burkina Faso’da yapılan askeri darbe nedeniyle THY bu ülkeye olan uçuÅŸlarını iptal etmiÅŸ, sadece Nijer’in baÅŸkenti Niamey’e uçuyormuÅŸ. Anlayacağınız benim Niamey uçuÅŸumda bir problem yoktu.

Ä°ptal oldu diye akÅŸamdan yarım bıraktığım hazırlığımı panikle tamamlayıp ucu ucuna havaalanına ulaÅŸtım. Fakat bu sefer de beni Ä°stanbul’a götürecek olan Adana uçağı, ÅŸiddetli yağış nedeniyle Kayseri’ye indiÄŸi anonsuyla karşılaÅŸtım.

Havaalanında 2 saat oradan oraya koÅŸturduktan sonra 2 gün sonrasına biletimi erteleyebilmiÅŸtim.

Bu kadar aksilikten sonra uçaÄŸa binerken bile hala tedirginim.

Almanya, Avusturya ve Ä°zmir’den gelen arkadaÅŸlar 2 gün önce Nijer’e vardılar. Ä°ÅŸi gereÄŸi 2 gün geciken Ömer Abiyle beraber uçuyoruz.

Öndeki ekipten 5 kiÅŸinin Nijer’in Difa bölgesine gittiklerini duyunca üzüldüm. Çünkü ben de gitmek istiyordum. Haklı olarak beni bekleyecek halleri yoktu; yarın sabah kurban ve gıda dağıtımı için önceden gidilmesi gerekiyordu. Ne diyelim; nasipte yokmuÅŸ Difa’ya gitmek.

Difa, Nijer’in güneydoÄŸusunda Nijerya’ya sınır olan bir bölgedir. Nijerya’da Boko Haram örgütünden kaçan onbinlerce insan Difa’ya göç etmiÅŸ. Halleri çok periÅŸan, aç ve açıktalar. Dünya medyasında yer almadıkları için kimsenin oradaki trajediden haberi yok.

Nijerya’daki kadar olmasa da Boko Haram’ın Difa bölgesinde varlığı/tehdidi var. Bu yüzden yardım kuruluÅŸları bölgeye inmekte endiÅŸe ediyorlar.

Yunanistan, Ä°talya ve Malta üzerinden geçerken aÅŸağısı ışıl ışıl, Afrika kıtasına geçince kıyıdaki ÅŸehirlerden sonra birden bire karanlığa gömülüyorsunuz.

6 saat sonra Niamey’e iniyoruz. Burada gün Türkiye’ye göre 2 saat geriden geliyor. Yani Türkiye’de ÅŸimdi saat 24, burada ise 22.

Niamey havaalanı küçük. Alıştığımız parlak ışıklar yerine yer yer karanlıkların olduÄŸu bir alan var. Pasaport kontrolüne giderken alanda THY ve Air France’a ait iki uçak var. Biraz ileride 2 tane küçük pırpır denebilecek uçak var.

Bir ülke üzerinde kimlerin etkisini olduÄŸunu görmek istiyorsanız havaalanlarına en sık inip kalkan uçaklara, hangi ülkelere ait olduklarına dikkat edeceksiniz.

THY uçakları haftada 3 gün buraya iniyor. Air France uçakları ise her gün iniyor ve kimi zaman aynı gün birden fazla uçuÅŸları oluyor.

Pasaport kontrolü için sıraya girmeden önce 45 yaÅŸlarında grileÅŸmiÅŸ beyaz önlüklü biri elinde bir çantayla bize yaklaşıyor. Sarı Humma aşısı vurulup vurulmadığımızı soruyor. Allah’tan ki 5 yıl önce Tanzanya’ya giderken aşıyı yaptırmışım. SaÄŸlık görevlisinin elindeki steril olmayan malzemelere bakınca, aşı olayım derken baÅŸka bulaşıcı hastalıklara yakalanma riski hiç de az deÄŸil.

Pasaport kontrolünden çıkarken mihmandarımız BeÅŸir bizi karşılıyor. BeÅŸir, 55 yaÅŸlarında, Fulani kabilesine mensup Nijer yerlisi bir insan. Mısır’da Ezher Üniversitesini bitirmiÅŸ, uzun süre Almanya’da çalışmış bir insan. Bu yüzden Arapça ve Almancası var. Ayrıca Nijer’de büyüyen herkes gibi Fransızcası da var.

Havaalanından çıkarken etrafı daha iyi görebilmek için bizi bekleyen aracın arka açık kısmına oturuyorum. BaÅŸkent Niamey’in caddelerinden ilerliyoruz. Etraf genelde karanlık, ışıklı yerler çok az. Etraf bir ÅŸehirden çok bir köyü andırıyor. Belediyecilik namına bir ÅŸey gözükmüyor; çöpler her yere yayılmış durumda.

Ara cadde ve sokaklarda asfalt yok. Yollar toprak ve çukur. Biraz sonra kalacağımız evin önüne geliyoruz. Yüksek duvarlı müstakil bir ev. Burada bu tip evlere malikâne diyorlar ama bizim basit 4-5 odalı, tek katlı ve küçük bahçeli bir ev. Bahçesiyle beraber ancak 500 m2 çıkar.

Kapıda sürekli duran ve “Gardiyan” adı verilen bir bekçi var. Burada bu tip evlerin tamamında gardiyan varmış.

“Güvenlik sıkıntısı mı var?” diyorum. ArkadaÅŸlar, güvenlikle ilgili bir sıkıntı olmadığını ama bu tip uygulamaların gelenek halini aldığını, mihmandarımızın da bu ÅŸekildeki takdirine itiraz etmediklerini söylüyorlar.

Gardiyan dışında kapıda ve avluda birkaç kiÅŸi daha var. Gönüllü olarak bize eÅŸlik etmek isteyen insanlarmış bunlar.

Eylülün sonu ve yaÄŸmur mevsiminde olmamıza raÄŸmen hava bir hayli sıcak. Dışarısı bir nebze olsun rahat ama içeride klimalar olmasa çekilir gibi deÄŸil. Hem klima hem de vantilatörü beraber çalıştırıyoruz. Klimayı soÄŸutmak, vantilatörü de sivrisineklerin uçmasını engellemek için kullanıyoruz. Malumunuz, buradaki sivrisinekler baÅŸta Malarya (Sarı Humma) olmak üzere birçok hastalığın taşıyıcısılar. 

Ekip 10 kiÅŸi. 5’i ÅŸuan Difa bölgesinde. Biz 5 kiÅŸi de Niamey’de ve 150-200 Km çapındaki bölgede yardım çalışmalarına iÅŸtirak edeceÄŸiz.

DiÄŸer 9 arkadaÅŸtan sadece 4 yıl önce Patani’ye beraber gittiÄŸimiz Selami’yi tanıyorum. DiÄŸerleriyle burada tanışmak nasip oluyor. Gaye Allah rızası ve insan olunca bir iki saatte kırk yıllık dost gibi oluyoruz.

 

2. GÜN (24 Eylül 2015 PerÅŸembe)

Bugün bayramın 1. günü. Bayram namazı burada saat 9’da kılınacak. ÖÄŸlen kerahat vaktine kadar farklı saatlerde namaz kılan bölgeler de varmış.

Aslında çok güzel bir uygulama. Bizde birçok insan uykudan uyanamadığı için Bayram Namazını kaçırıyor. Oysaki öÄŸlen kerahatine kadar kılınması mümkün. Birçok Afrika ülkesi ve Uzak Asya bölgelerinde de Bayram Namazı 9-10 civarı kılınıyor.

Namaz için dışarı çıktığımızda evimizin önüne kadar cemaatin taÅŸtığını görüyoruz. Camii 100-150 metre ileride. Evlerde kimse kalmamış gibi, kadın ve çocuklar da dâhil herkes Bayram Namazına gelmiÅŸ.

Küçükken yaÅŸadığım bayram coÅŸkusunu yeniden yaşıyorum. Bizde bayramlar o eski coÅŸkusunu kaybetmiÅŸ. Buraları iliÄŸine kadar bayramı yaşıyor. Çocuklar en güzel kıyafetleriyle sokaktalar. Büyüklerin onlardan eksik kalır yanı yok. Bayanlar en az çocuklar kadar süslü.

Namaz çıkışı birçok insanın elinde 2 metrelik ucu sivriltilmiÅŸ mızrakvari çubuklar var. Bir arkadaşım hemen merakımı gideriyor:

Kesilen koyunlar çaprazlamasına bu iki mızraÄŸa gerdiriliyor. Yakılan odun ateÅŸinin 1-2 metre uzağına bu hayvanlar tutuluyor. Yaklaşık gün boyu böylece bekletilen etler kuruyor. Özellikle kırsalda kimsenin buzdolabısı olmadığı için etler ancak bu ÅŸekilde muhafaza edilebiliyor.

ArkadaÅŸlar, komÅŸular ve mihmandarlarımızla beraber bayramlaÅŸtıktan sonra Kurban Organizasyonu için yola çıkıyoruz.

Niamey’in doÄŸusundaki Fabici ÅŸehrine gideceÄŸiz. Orada Rogi köyünde önceden alınmış hayvanlar kesilecek. Yolumuz yaklaşık 150 Km. Bir kısmı asfalt bir kısmı toprak yol.

Niamey’den çıkarken her taraf yeÅŸillik içinde. YaÄŸmur mevsimindeyiz. Temmuz-Eylül arası 3 aylık dönemde buralarda sık yaÄŸmur yaÄŸar, etraf su birikintileri ve yeÅŸilliklerle dolar. Ä°nsanların neredeyse tek yiyeceÄŸi olan “Mil” denen bitki bu dönemde ekip hasat ediliyor. Hayvanlar bu dönemde bol bol besleniyor. Ekim ayıyla beraber yaÄŸmurlar kesiliyor, etraf kuruyor, adeta çöle dönüyor.

Ä°nsanlar, belli yerlerde küçük göller haline gelmiÅŸ yaÄŸmur suyu birikintilerinden su ihtiyaçlarını karşılıyorlar.

Normalde bizim elimizi yıkamaya imtina ettiÄŸimiz bu çamurlu suyu insanlar içiyor, hayvanlarını suluyor ve yıkanıyorlar.

Mil ekili tarlaların ve aÄŸaçların arasında 2,5 saat süren bir yolculuktan sonra Rogi (Roji) köyüne varıyoruz.

Köy muhteÅŸem gözüküyor. Betondan yapılmış cami haricinde tüm evler yarıya kadar kerpiçten yarıdan sonrası sazlık ve aÄŸaç dallarından yapılmış. Köyün etrafı sulak ve yarı bataklık alanlarla çevirili. Bataklıktaki Nilüferler tomurcuk açmış. Palmiyeler arasındaki Afrika evleri etkileyici gözüküyor.

DiÄŸerleri gibi bu köyde de elektrik yok. Sadece caminin lambalarını yakmak ve telefonları ÅŸarj etmek için küçük bir jeneratör var.

Köy meydanında büyük bir kalabalık var. Çevredeki yaklaşık 50 köyden insanlar kurban eti almak için gelmiÅŸ.

Organizasyonu, Fabici Belediye BaÅŸkanı Zübeyir yapmış. 30 yaÅŸlarında genç biri. Hukuk okumuÅŸ. Samimi ve gayretli biri.

Kurbanlıkları tek tek görüp vekâlet verdikten sonra kesimlerine eÅŸlik ediyoruz. Her köye bir büyük baÅŸ kurban veriliyor. Büyük köylere 2 tane veriliyor. Belediye BaÅŸkanı Zübeyir’i tebrik etmek lazım; bu kadar kalabalık bir organizasyonu ciddi bir problem yaÅŸamadan atlatmak öyle kolay deÄŸil.

AkÅŸamüstüne doÄŸru Rogi’deki organizasyon bitiyor. Yol üstünde 4-5 noktada birkaç büyük baÅŸ var, onların da kesimine eÅŸlik edip Niamey’e döneceÄŸiz.

ArkadaÅŸlar, yakındaki Sira köyünde Åžeyh Zambo’yu ziyaret edeceÄŸimizi söylüyorlar. Mihmandarımız BeÅŸir, Åžeyh Zambo’nun çok ağır hasta olduÄŸunu söylüyor.

Åžeyh Zambo’yu tanımıyorum, ilk defa göreceÄŸim. ArkadaÅŸların Åžeyh Zambo’yu anlatımlarıyla merak ediyorum.

Nijer’in büyük kabilelerinden biri olan Fulani Kabilesinin önde gelen isimlerinden biriymiÅŸ. Dini kimliÄŸinden dolayı bölgedeki diÄŸer kabileler de büyük saygı gösteriyorlarmış.

AkÅŸam namazı vakti Åžeyh Zambo’nun köyüne geliyoruz. Çocukları bizi karşılıyor. Evin önünde tahta bir sedir üstünde oturan Åžeyh Zambo bizi karşılıyor. 70-80 yaÅŸlarında bir insan. Hastalıktan dolayı zar zor konuÅŸuyor. Otururken bile rahat deÄŸil ama belli etmemeye çalışıyor.

Yardım çalışmaları hakkındaki takdirlerini ve dualarını iletiyor. Åžeyh Zambo konuÅŸurken, yapılan bu küçük yardımların onların dünyasındaki devasalığını görüyorum. Maddiyatından ziyade manevi yönünü dile getiriyor.

Verilen nimetler için bizlere “Åžükür”, yaÅŸanılan sıkıntılar için de onlara “Sabır” düÅŸtüÄŸünü vurguluyor. EÄŸer biz ÅŸükrümüzü onlar da hakkıyla sabırlarını yerine getirirlerse cennette buluÅŸacağımızı söylüyor.

Åžeyh Zambo, bir tarikat ÅŸeyhi deÄŸil, bir din âlimi. Film olacak cinsten bir hayatı var. 8-10 yaÅŸlarında babasıyla beraber eÅŸek sırtında çıktığı bir Hac yolculuÄŸu var ki 3 yıl sürmüÅŸ. Vakit olsa da bu 3 yıllık yolculuÄŸu, Hac dönüÅŸü Sudan’da ilim için verdiÄŸi molayı, mücadelesini dinleyebilseydik.

Alıştığımız ÅŸeyhlerin aksine, gelen hediyelerin hiç birini kendine kullanmayıp ihtiyaç sahiplerine dağıtıyormuÅŸ.

Sanki dostlarıyla son kez konuÅŸan bir kiÅŸi edasıyla “belki bu son görüÅŸmemiz” diyor. Ayrılırken, o hasta haliyle hepimizin elini tek tek sıkıp her birimize ayrı ayrı dua ediyor. Samimiyeti ve duruÅŸu beni derinden etkiliyor.

Köyden ayrılırken kendi yaptığım hac ile Åžeyh Zambo’nun babasıyla yaptığı hacı düÅŸünüyorum:

2-3 saatlik uçak yolculuÄŸuyla 5 yıldızlı lüks otellerde yaptığımız hac ile Åžeyh Zambo’nun 3 yılda çoÄŸu zaman aç ve susuz olarak ancak varabildiÄŸi hacı kıyaslamaya çalışıyorum ama bu kıyası yapmaya bile utanıyor insan.

AkÅŸam karanlığında diÄŸer kurbanları, arabaların far ışığı yardımıyla kurban ettikten sonra Niamey’e doÄŸru yola çıkıyoruz.

Yolda bazı yerleÅŸim yerlerinden geçerken yolun kenarındaki genç kalabalıklar dikkatimizi çekiyor. 17-18 yaÅŸlarında erkek ve kız çocukları bir ÅŸenlik içinde yürüyorlar.

Mihmandarımız Beşir merakımızı gideriyor:

Nijer’de, Ramazan ve Kurban Bayramının ilk 3 günü, bekar erkekler ve kızlar, bir büyükler heyetinin kontrolünde akÅŸamları bu ÅŸekilde dolaşıyorlarmış. Erkekler, ellerinde sopalarla kendilerini kızlara beÄŸendirmeye çalışırlarmış. Aynı ÅŸekilde kızlar da en güzel elbiseleri ve takılarıyla kendilerini beÄŸendirtmeye çalışırlarmış.

BeÅŸir, evlendirdikleri çocuklarını 1 yıl boyunca anne babalarının görmediklerini ve görüÅŸmediklerini anlatıyor. ÖrneÄŸin kuyu başında karşılaÅŸsalar bile birbirleriyle konuÅŸmadıklarını belirtiyor. Yaklaşık 1 yıl sonra gelin ve damat baba evine yemeÄŸe davet ediliyor ve bundan sonra diyalog baÅŸlıyor.

Gerekçesini soruyoruz; ailelerin çocukların evliliÄŸini etkilememesi ve kendi ayakları üstünde durmayı öÄŸrenmeleri için diyor BeÅŸir.

Söz evlilik adetlerinde açılmışken Åžoförümüz Ali de, evliliÄŸin ilk yılında gelinin 1 yıla yakın damadın babaannesine hizmet ettiÄŸini, yaklaşık 1 yıl sonra damat, kaynanasını alarak babaannesine ziyarete gidip gelini kendi evine götürdüÄŸünü söylüyor.

Bunun gerekçesini de, büyüÄŸe saygı ve büyüÄŸün geline tecrübelerini aktarması olarak açıklıyor.

Niamey’e yaklaşırken ÅŸiddetli bir toz fırtınası ve ardından saÄŸanak bir yağış baÅŸlıyor.

Gece yarısı eve vardığımızda yorgunluÄŸumuzun farkına varıyoruz. Öyle yorgunuz ki yemek yemeyi bile düÅŸünmeden yatıyoruz.

 

3. GÜN (25 Eylül 2015 Cuma)

Sabah ilk iÅŸimiz Difa’ya giden ekiple görüÅŸmek oluyor. Aslında dün kısmen görüÅŸüp bayramlaÅŸmıştık. YaÅŸadıkları sıkıntılardan kısaca bahsetmiÅŸlerdi. Ayrıntılarını öÄŸreniyoruz:

Nijerya sınırındaki mülteci kampında gıda dağıtımı yapmışlar ve Kurban kesmiÅŸler. Kendilerine eÅŸlik eden 2 araç dolusu askere raÄŸmen gıda ve Kurban organizasyonunda ufak da olsa izdiham yaÅŸamışlar.

Bu tip yerlerde açık alanda yapılan yardım organizasyonlarını maalesef planlandığı gibi tamamlamak pek mümkün olmuyor. Ancak kalabalık ve güçlü bir yerel ekip ve asker varlığında istediÄŸiniz düzeni saÄŸlayabiliyorsunuz.

ArkadaÅŸlarımız bölgeye ilk defa gittikleri için yerel bir ekiple kontak kurma imkanı olmamış. Sadece bölge valisinin kendilerine 2 büyük araçla tahsisi ettiÄŸi askerler yardımcı oluyor.

Bölgede durumun çok vahim olduÄŸunu söylüyorlar. Nijerya’dan Boko Haram’dan kaçan insanlar aylardır sınır bölgesinde aç ve susuz yaÅŸamaya çalışıyorlar. ÇoÄŸu insanın başını sokacak bir evi, çadırı bile yok. Çaprazlamasına çaktıkları birkaç çubuk ve dal parçasının üstünü naylon, kâğıt ve bez parçalarıyla kapatıp altında yaÄŸmur ve güneÅŸten korunmaya çalışıyorlarmış.

Boko Haram örgütü Nijerya’da yaÅŸamasına raÄŸmen sıklıkla Nijer’in Difa bölgesine girip çıkıyormuÅŸ. Kendi aramızda dillendirmesek de bölgedeki arkadaÅŸlarımız için derin bir endiÅŸe taşıyoruz.

Nitekim birkaç saat sonra Difa Sultanı ve 15 adamının Boko Haram tarafından öldürüldüÄŸünü öÄŸreniyoruz. EndiÅŸemiz bir kat daha artıyor.

Cumayı mahalledeki diÄŸer bir camide kılıyoruz. Dün kadınların camiye geliÅŸini bayram namazına mahsusu sanmıştım ama bugün Cuma namazında da bir hayli kadın namaza gelmiÅŸ.

Buradaki insanların Kuran okuyuÅŸları çok farklı. Ancak dikkatli dinleyince ne okuduklarını anlıyorsunuz. Ä°nsanların Ä°slami bilgileri çok yüzeysel. Arap ülkelerinin desteklediÄŸi, bizdeki imam hatip okullarına benzer Fransızca ve Arapça eÄŸitim veren birkaç okul var. Buradan mezun olanlarla Arapça anlaÅŸmak mümkün.

Caminin az ilerisindeki Kilise canımı sıkıyor. BeÅŸir’e buradaki Hıristiyan nüfusu soruyoruz. Resmi rakamlara göre %2 diyor ama bunun Fransız ve diÄŸer batılı birimlerce abartılı olarak yazıldığını söylüyor.

Bugün Niamey içindeki Kurban organizasyonuna katılacağız. Ä°kindi sonrası, avlusunda toplu kesim yapılacak bir okula gidiyoruz. Kızgın boÄŸaların hışmına maruz kalmadan kesimi tamamlıyoruz.

Niamey’in sokaklarını dolaşırken kendimi 40 yıl geriye gitmiÅŸ gibi hissediyorum. Urfa ViranÅŸehir’deki çocukluÄŸum aklıma geliyor:

Toprak ve çukur yollar, çamura dönüÅŸmüÅŸ su birikintileri, köÅŸe baÅŸlarında yığılmış çöpler, tek katlı kerpiç evler, sokaklarda özgürlüÄŸünü ilan etmiÅŸ çocukların koÅŸturmaları, sadece akÅŸamları gelen elektrik, kesik sular, kuyuların başında toplaÅŸan kadınların kovalarla eve su taşımaları…

O sıkıntılara ve yokluğa rağmen mutluyduk. Buradaki insanlar da mutlu. Allah bir şeyi alırken yerine başka bir şeyler verdiğine inanırım.

DüÅŸünüyorum, yokluk içindeki mutluluk mu yoksa varlık içindeki mutsuzluk mu daha iyi?

Bu duygularla bir günü daha bitiriyoruz.

 

4. GÜN (26 Eylül 2015 Cumartesi)

Difa’daki arkadaÅŸlarımızın Niamey’e doÄŸru yola çıktıklarını öÄŸrenince rahatlıyoruz.

Niamey’de hayvan pazarına uÄŸruyoruz. Çevre illerden gelen hayvan tüccarları sürüleriyle beraber ilginç ve renkli bir ortam oluÅŸturmuÅŸlar.

Bu insanlarla oturup ne yaÅŸadıklarını, ne düÅŸündüklerini, umutlarını, korkularını konuÅŸmak isterdim. Ama ne onların buna vakti var ne de benim onlarla anlaÅŸacak dilim var. Tercümanla da bu iÅŸ pek olmuyor.

Niamey’de bayrakların yarıya indirildiÄŸini görünce sebebini soruyoruz:

Dün Hac’da ÅŸeytan taÅŸlama sırasında izdiham sonucu ölen bine yakın hacı için bayrakların yarıya indirildiÄŸini öÄŸreniyoruz.

Niamey sokaklarında insanları gözlemliyorum:

Orta yaşın üstündeki insanlar geleneksel bir giyim içindeler. Genç neslin batılı tarzdaki kıyafetlerine bakarak yaÅŸanan yozlaÅŸmayı anlamak mümkün. Orta yaşın üstünde dindarlık belirgin ÅŸekilde gözüküyor ama genç nesilde dindarlığın emarelerini görmekte zorlanıyorum.

Çocukların üzerindeki Barcelona, Real Madrid gibi takımların forması bolca gözüküyor; üstelik çok kaliteli bir kumaÅŸları da var. Bunu nasıl alabildiklerini soruyorum:

UNÄ°CEF’in ücretsiz olarak dağıttığını söylüyor. Ä°yilik yaparken bile insanları kendilerine özendirerek kültürel olarak sömürüyorlar.

Sömürme demiÅŸken, Fransa’nın burayı iliklerine kadar sömürdüÄŸünü söylememe bilmem gerek var mı?

Gariptir, cellâdına âşık olmuÅŸ bir mahkûm gibi buradaki eÄŸitimli insanlar hala Fransa’ya büyük bir hayranlık duyuyorlar.

BaÅŸtaki idareci ve bürokratların büyük çoÄŸunluÄŸu Fransa’nın devÅŸirip geri gönderdiÄŸi kiÅŸiler.

Resmi binaların köÅŸe baÅŸlarında askerler nöbet tutuyor. Nijer’in kendi milli ordusu olmadığını, Afrika BirliÄŸi askerleri ve paralı askerlerle güvenlik sorununu hallettiklerini öÄŸreniyorum.

Stadyumun önünde geçerken gençlerden oluÅŸan büyük bir kalabalık görüyoruz. SorduÄŸumuzda ise, FildiÅŸi Sahillerinden gelen popçu bir grubun konseri olduÄŸunu öÄŸreniyoruz.

Anlayacağınız, Nijer’in sadece yer altı ve yer üstü zenginlikleri deÄŸil gelecek nesli de sömürülüyor.

Nijer’in tahmini olarak 18 milyon nüfusu var. Hausa, Djerma, Tuareg, Kanuri, Tubu, Arap, Gurmançe, Fulani gibi baÅŸlıca etnik toplulukları var. Resmi dili Fransızca ve Hausaca.

Nijer’de güney, güney batı kesimlerde yoÄŸun kısa aÄŸaçlık alanlar var ama kuzeye Büyük Sahraya doÄŸru çıktıkça yeÅŸil alanlar yerini çöle bırakıyor. Nijer, Orta Afrika’daki yaÄŸmur ormanları ile Kuzeydeki Büyük Sahra arasında bir geçiÅŸ alanı gibi duruyor.

Niamey’in ortasında Nijer nehri geçiyor. Bu nehir Kuzey Batı Afrika’nın en büyük nehri unvanına sahip.

Nehrin kıyılarında çok ilkel ÅŸartlarda tarım yapılıyor.

Mil denen bitki dışında kayda deÄŸer bir ekim gözükmüyor.

Mil, mısırgillerden ama mısır gibi taneli deÄŸil, daha küçük tohumsu bir ürün veriyor. Ä°nsanların kahır ekseriyetinin tek beslenme ürünü mil ve süt karışımı olan gıdadır.

 

5. GÜN (27 Eylül 2015 Pazar)

Bugün de Niamey’deyiz. Son kurbanlar kesilecek ve bir mahallede canlı süt keçisi dağıtımı yapılacak.

Nijer’de Türkiye’den birçok yardım kuruluÅŸu var. Var olmasına varlar ama varlıkları Nijer’de bir ÅŸey deÄŸiÅŸtirmemiÅŸ. Neredeyse her kuruluÅŸ “küçük de olsa yeter ki benim olsun” mantığıyla hareket ediyor.

GeldiÄŸimiz uçakta belki 6-7 farklı yardım kuruluÅŸundan ekipler vardı. Havaalanında ve uçakta istisna birkaç kiÅŸi haricinde birbiriyle konuÅŸan, selamlaÅŸan kimse görmedim. Oysaki hepimiz Allah rızası için, Nijer’deki Müslüman kardeÅŸlerimize yardım etmek için yola çıkmamış mıydık..?

Yardım kuruluÅŸlarımızın külahlarını önlerine koyup yeniden düÅŸünmesi gerekiyor:

Bu halle kendi egolarımızı tatmin etmekten öteye geçemiyoruz. EÄŸer Nijer’in makûs talihi deÄŸiÅŸecekse bu ancak hep birlikte yapacağımız iÅŸlerle mümkündür.

Bir iki kurum eÄŸitim alanına, birkaç kurum ziraat ve hayvancılık alanına, diÄŸer kurumlar yetim çocuklara vs yönelse, çok deÄŸil 15-20 yıl sonra Nijer’in çehresi deÄŸiÅŸecektir.

Bu dayanışma sadece Nijer için deÄŸil, diÄŸer mazlum ve maÄŸdur coÄŸrafyalar için de ÅŸarttır.

Biliyorum birçok arkadaÅŸ bana kızacak ama hakikat namına söylemek zorundayım:

Hepsi deÄŸil ama Cemaatlerin yardım kuruluÅŸlarının önemli bir kesimi misyoner gibi düÅŸünüyor, misyoner gibi çalışıyor. Niyet iyi ama sonuç kötü. Cemaat refleksi, yardımları cemaat içine hapsediyor ve karşı tarafa cemaatin düÅŸüncesi/ideolojisi dayatılıyor. Çalışmalarda maÄŸdur insanların endiÅŸesinden çok cemaatin istikbal endiÅŸesi hâkim.

Birkaç yıl önce Gürcistan’a gidip dönen bir arkadaşım, Gürcü Müslümanların “Ä°ran’dan gelenler bizi Åžii, Körfez ülkelerinden gelenler Vahabi, Türkiye’den gelenler Nurcu yapmaya çalışıyor; bırakın biz Gürcü Müslüman kalmak istiyoruz” diye feryat ettiklerini söylemiÅŸti. Nijer’de de durum çok farklı deÄŸil.

Ä°kindi sonrası dul ve fakir kadınlara süt keçisi dağıtımı yapılıyor. Nijer’de süt keçisi demek aç kalmamak demek. Aç kalmamak tabirini açlıktan ölmemek diye anlayın.

Difa’daki arkadaÅŸlar akÅŸam saatlerinde eve dönüyorlar. Tüm akÅŸam yaÅŸadıkları maceraları anlatıyorlar.

Ne acı durum; Müslümanlar,  Ä°slam düÅŸmanlarından daha fazla Allah için, Ä°slam ve Müslümanlar için ortaya çıktığını iddia eden kiÅŸi ve örgütlerden zulüm görüyorlar.

 

6. GÜN (28 Eylül 2015 Pazartesi)

Sabah saatlerinde Tera’ya doÄŸru yola çıkıyoruz. Tera’da Ömer Abilerin ve Bizim Çocukların beraber yaptıkları bir yetimhane ve okul kompleksi inÅŸaatını ziyaret edeceÄŸiz.

Tera, Niamey’in batısında, yaklaşık 200 Km mesafede bir ÅŸehir. Burkina Faso sınırına çok yakın.

Fransızların yaptığı bir yoldan gidiyoruz. Yaklaşık her 1-2 kilometrede bir kasis var. Ortalama her 50 Km’de bir askeri kontrol noktası var.

Nijer nehri sağımızda. Nehrin sağı solu yeÅŸil tarlalarla çevirili. Etrafta bolca aÄŸaç var. Arkadaşımızın biri “Ekim’den sonra, yaÄŸmur mevsimi bittikten sonra etrafta aÄŸaçlardan baÅŸka bir yeÅŸillik gözükmez” diyor.

Buradaki insanları Arabistan’daki gibi tembel bekliyordum ama yanılmışım. Yapacak çok fazla iÅŸleri olmasa da genel olarak herkes bir ÅŸeyle uÄŸraşıyor. Dünyanın birçok yerinde olduÄŸu gibi burada da kadına erkekten daha fazla iÅŸ düÅŸüyor. 7-8 yaÅŸlarındaki birçok kız çocuÄŸu küçük kardeÅŸine bakıyor.

Birkaç ÅŸehrin merkezi haricinde ülkede su ÅŸebekesi yok. Ä°nsanlar yaÄŸmur göletlerinden, su kuyularından; kimisi başıyla, daha ÅŸanslı olanlar eÅŸeklerle su taşıyorlar. Su taşıma iÅŸi maalesef kadınlara ve çocuklara tevdi edilmiÅŸ. Kimi kadınların başında bir bidon, sırtına baÄŸladığı çocuÄŸu ve diÄŸer iki elinde baÅŸka ÅŸeylerle yol aldıklarına ÅŸahit oluyoruz.

Yaklaşık 3 saat yolculuktan sonra Tera’ya varıyoruz. Köy mü ÅŸehir mi pek belli deÄŸil. Etraf pislik içinde.

Önce Belediye BaÅŸkanını ziyarete gidiyoruz fakat yerinde yok. Oyalanmadan doÄŸruca yetimhanenin olduÄŸu komplekse gidiyoruz.

Kompleks, yaklaşık 5 dönem üzerine kurulu yetimhane, okul ve camiden oluÅŸuyor. Aslında buraya önce cami yapılmış. Daha sonra etrafında yetimhane ve okul yapılmasına karar verilmiÅŸ. Etrafta çok sık olmasa da evler var. Ä°lk baÅŸlandığında neredeyse hiç ev yokmuÅŸ ama buraya dışarıdan insanlar yetimhane ve okul yapacak dendiÄŸi için buraları kıymetlenmiÅŸ ve insanlar ev yapmaya baÅŸlamış. Daha yetimhane ve okul yokken böyle kıymetleniyorsa yarın bunlar faal olduÄŸunda acaba nasıl olur?

Cami çok önceden yapılmış ve buradaki camilere göre bayağı büyük. ArkadaÅŸlar, caminin bir kısmını saÄŸlık ocağı olarak deÄŸerlendirmeyi düÅŸünüyorlar.

Camide önceleri, çevredeki çocuklara Kuran ve Ä°slami dersler veriliyormuÅŸ. Arabistan’dan gelen bir hoca bu eÄŸitimi veriyormuÅŸ. Önceleri bayağı bir ilgi varmış fakat Selefi düÅŸünceye sahip olan hoca, özellikle tasavvuf noktasındaki olumsuz çıkışları yüzünden bölge halkıyla çatışmaya baÅŸlamış. Ä°nsanlar çocuklarını geri almışlar, hoca da orayı terk etmek zorunda kalmış. Ä°ÅŸin garip tarafı bölgede kayda deÄŸer tasavvufi bir ekol yok. Ä°nsanlarda geleneksel bir Ä°slam düÅŸüncesi hâkim.

Yetimhane ve okulun inÅŸaatı bitmiÅŸ. Ufak tefek eksiklikler, çevre düzenlemesi kalmış. 1-2 aya burası kullanıma hazır hale gelir. 80 yetimlik bir kapasitesi var.

Burası ilgiye o kadar aç bir bölge ki eÄŸer buradaki yetimler hakkıyla yetiÅŸtirilse sadece Tera’nın deÄŸil batı Nijer’in bile çehresini deÄŸiÅŸtirirler.

ArkadaÅŸlar ÅŸimdiye kadar iÅŸin kolayını yaptılar; bina inÅŸa ettiler. Asıl zorluk bundan sonra; insan inÅŸa etmek hiç kolay deÄŸil.

Birkaç adak kesiminden sonra akÅŸam saatlerinde yola çıkıyoruz. Yolun yarısında önde giden aracımız bilye dağıtıyor. Yolda köyden biraz daha büyükçe bir yerde duruyoruz. Sorup soruÅŸturup bir tamirci buluyoruz. Tamirci gidip baÅŸka bir araçtan söktüÄŸü bilye aksamını getirip takmaya çalışıyor. Normalde en fazla yarım saatte bitmesi gereken iÅŸ, alet edevat olmadığı için 2 saat geçmesine raÄŸmen bitmiyor. Çekiçle tornavidayla gece yarısı 12 gibi teker takılacak duruma geliyor ama bu sefer de fren balatası uymuyor.

SaÄŸlam olan araçla bir kısmımızın dönmesine birkaç arkadaşın araba başında kalmasına karar veriyoruz. Gece 2’ye doÄŸru Niamey’e varıyoruz. Sabah namazında diÄŸer arkadaÅŸlarımız da geliyor.

 

7.GÜN (29 Eylül 2015 Salı)

 Dünün yorgunluÄŸuyla öÄŸlene kadar evde dinleniyoruz. Ä°kindi civarı Niamey’in 15-20 Km uzağında 2 ayrı köyde Süt Keçisi dağıtımı yapıyoruz.

YokluÄŸa ve yoksulluÄŸa raÄŸmen kadınlar ve kız çocukları giyimlerine süslerine özen gösteriyorlar. Ne de olsa kadın fıtratı; süslenmek, beÄŸenilmek dikkat çekmek istiyorlar. Batılı ve doÄŸulu kadının zihniyet farkı burada ortaya çıkıyor:

Batıda kadınlar soyunarak dikkat çekmeye çalışırlar oysaki Afrika’da ve doÄŸuda kadınlar giyinerek takarak takıştırarak dikkat çekmeye çalışıyorlar. Aslında bu daha güzel ve daha fıtri.

Köyün biri hafifçe tepe bir yerde. Uzaktaki Niamey ÅŸehrine ve içinden akıp yanımızdan geçen Nijer nehrine bakıyorum.

Niamey bana Adana’yı hatırlatıyor. Adana da aynı ÅŸekilde bir ovada, içinden nehir (Seyhan) akan bir ÅŸehir. O zamanı görmedim ama öyle sanıyorum ki yaklaşık 50-60 yıl önce Adana’nın da görüntüsü böyleydi.

Ziraattan pek anlamam ama buranın topraklarının da Çukurova gibi bereketli olduÄŸu anlamak için ziraat fakültesini bitirmeye gerek yok.

Ne yazık ki burada kadim bir ziraat kültürü yok. Adamlar doÄŸru dürüst domates biber ekmeyi bile bilmiyor. Birçok sebze ve meyve Türkiye’den bile pahalı.

Nijer nehrinin belli yerlerinde sulama barajları kurulup Çukurova gibi çok geniÅŸ alanlarda sulu tarım yapılması çok zor deÄŸil.  

TÄ°KA ve Türkiye’den gelen yardım kuruluÅŸları el ele verip sadece tarım ve sulama üzerine ortaya koyacakları örnek projelerle Nijer’i çok rahat kendine yeter hale gelmesini saÄŸlayabilirler.

AkÅŸamüstü Niamey’in (bildiÄŸim kadarıyla) tek Süper Marketine gidiyoruz. Bu marketi Libya’daki iç savaÅŸtan kaçan Hıristiyan bir aile kurmuÅŸ. Yanında giyim ve elektronik maÄŸazası da var.

Markete giren arkadaÅŸlarımız fiyatların çok pahalı olduÄŸunu söylüyor. Orada çalışan bir elemanın 1 aylık maaşı ile ancak 2,5 kilo Kivi alabiliyorsunuz. Kivi mi pahalı yoksa insanların aldığı ücret mi çok az? Galiba her ikisi.

Eve dönerken bir polis aracımızı durduruyor. Åžoförümüz istenen tüm evrakları uzatıyor. Polis eviriyor çeviriyor ama evraklarda görmeyi umduÄŸu eksikliÄŸi bir türlü göremiyor. Åžoföre kırmızı ışıkta geçtiÄŸini söylüyor. Oysaki kırmızı ışıkta geçmemiÅŸtik. Niyeti belli.

Fransızcası olan Mustafa müdahale ediyor ve kırmızı ışıkta geçmediÄŸimiz söylüyor. Bizim aksi iddiamız üzerine canı sıkkın halde “Siz öyle söylüyorsanız…” deyip evrakları geri uzatıyor.

 

8. GÜN (30 Eylül 2015 ÇarÅŸamba)

Ä°zmir’den gelen arkadaÅŸlarla beraber bu akÅŸam döneceÄŸiz. Normalde hep beraber Ä°zmirlilerin açtırdığı su kuyularının açılışına gitmeyi planlıyorduk fakat Tera dönüÅŸü yaÅŸadığımız gecikmenin benzerini yaÅŸayabilir ve uçağı kaçırabiliriz korkusuyla ben ve Ä°zmir ekibi Niamey’de kalıyoruz.

DiÄŸer arkadaÅŸlar araziye çıkıyorlar. Bizler Niamey’de Ä°HH’nın Katarakt ameliyatlarını yaptığı hastaneyi ve TÄ°KA’yı ziyaret etmeyi planlıyoruz.

Önce Ä°HH’nın hastanesine uÄŸruyoruz. Nijer Üniversitesi kampüsü içinde Nijer ÅŸartlarına göre bayağı temiz ve steril bir ortam var.  Åžuan sadece Mısırlı bir doktor var. Günde ortalama 10 ameliyat yapılıyor. Dönem dönem Türkiye’den gelen doktor ekiplerle daha fazla ameliyatlar yapılıyormuÅŸ.

TÄ°KA’ya gitmek üzere yola çıkıyoruz fakat arkadaÅŸlar önce hayvanat bahçesine gidelim diyorlar. Hayvanat bahçesinde hayvan çeÅŸidi çok az ve cazip deÄŸil ama tarih öncesine ait iki farklı dinozor iskeleti için buraya gelmeye deÄŸer.

TÄ°KA’da çok sıcak karşılanıyoruz. Yapılanları ve yapılması planlananları konuÅŸuyoruz. Tarım projeleri için Adana’dan bir arkadaşı tavsiye ediyorum. GörüÅŸelim diyorlar.

TÄ°KA’nın inÅŸa ettiÄŸi ve Nijer’in en büyük hastanesini ziyaret ediyoruz. Ä°nÅŸaat sürüyor, ÅŸubat gibi bitirilmesi planlanıyor. Türk ElçiliÄŸi yeni yer almış. Anlaşılan Türkiye, Nijer’de kalıcı ve etkin olmayı planlıyor.

Bir haftadır buradayız, etrafını hep gezdik ama bir türlü Nijer nehrine inmek nasip olmadı. Ä°nelim diyoruz ama vakit geç olduÄŸu için tekrar vazgeçiyoruz. Ä°nÅŸallah bir sonraki sefere.

Yabancı ülkelerde havaalanına gitmeyi ciddiye almak lazım. UçuÅŸtan 2 saat önce deniyor ama biz 3 saat öncesinden havaalanına geliyoruz.

UçaÄŸa giderken alandaki Etopya ve Cezayir havayollarına ait iki küçük uçak gözükse de Air France ile THY uçağının varlığı belirgin ÅŸekilde kendini gösteriyor. Galiba Nijer’in geleceÄŸinde bu iki ülkenin mücadelesi belirleyecek.

Galerinin Devamı Ä°çin: 

*** Nijer'deki Gündelik YaÅŸam'dan Kareler...

*** Nijer'de Yüzler

 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.