Sosyal Medya

Yazarlar

Şiddet yoluyla politika*-3

Barış ortamında da savaşımın yapılabilmesi

Barış ortamı tüm toplumun kontrol edilip edilemeyeceğinin test edildiği zamanlardır.

Toplum içerisinde kendisine zemin oluşturmuş farklı düşüncelerin, bu düşüncelerin oluşturduğu grupların refleksleri, kaos ortamında alacağı tavırlar hep barış ortamlarında ölçülürler.

Şiddet yanlısı ideoloji; büyük hedefe doğru adım atmak istediğinde koşullara ve sürece nasıl egemen olacağının stratejilerini, kendisinin planladığı (kendisinin başlattığı ve bitirdiği) barış ortamlarında oluşturur.

Bu zamanları çok değişik bir biçimde ve strateji de yönetir.

 

-. Barış zamanlarının belirgin, en önemli özelliği ve koşullandırması; toplumun sorunlarına yönelik ideolojiyle harmanlanmış tespitlerin ön plana çıkarıldığı, açıklamaların yapıldığı, çözüm önerilerinin sürekli toplumsal hafızaya taşındığı ve gündemde tutulduğu atmosfer oluşturulur.

Bu yolla toplumdaki gerginlik düzeyinin sürekliliği sağlanmış ve kontrol edilmiş olur.

Gündem üzerinden toplumunun kanalize edilmesi; güdüsel bilinçlenmeye yönelik çalışmaların bir bölümünü oluştur. Güdüsel bilinçlendirilme süreci,, toplumun bütünüyle siyasallaşmasını; gündemi elinde tutanların ise siyasal önder olarak görülmesini sağlar.

 

-. Barış ortamıymış gibi görülmesi sağlanan zamanlarda, ideolojik örgüt; farklı düşüncelere sahip olan taraflarla girdiği çatışmalarla ve oluşturulan sürtüşmelerle, ekonomik olarak problemli olan bölgeyi olduğundan daha istikrarsız bir bölge olduğu moral-düşünce havasını oluşturur. Bu istikrarsız bölgeye sistemin (İktidar-, hükümet) müdahil olmasını ister. Bölge insanının nezdinde imajını korumaya çalışan sistem (hükümet); organlarıyla konuya müdahil olduğunda, taraf olmak zorunda bırakılacak ya da taraflar arasında sorunları siz çözün tarafsızlığı pasifliğine itilecektir. Bu yetersizliğinden dolayı, mevcut İktidar her halükarda zarar görecektir. Bölgeye siyasallığı egemen kılan HDP şimdiye kadar bunları (gündemleştirdiklerini) lehine çevirmeyi iyi başarmıştır. Bu anlamıyla mücadelenin toplumsallaşması açısından barış ve savaş ortamı arasında herhangi bir fark yoktur. Çünkü sorunlu alanları harekete geçirme imkanı her iki ortamda da mevcuttur.

 

Barış ortamlarında geniş bir halk tabanı oluşturmak için bireylerin ve toplumların eğitimine önem vermek

-. Şiddet yanlısı ideolojik örgütlerin militan ve taraftar kazanma zamanlarıdır.

Böyle bir ortamı yakaladığında mücadeleyi yürütenler, dünya görüşlerine ait kavramların ve ideolojilerinin temel düşüncelerini, toplumsal bilinçte işleyerek köklü olarak yer edinmesini sağlar ve militanları üzerinde, örgütsel başarı bilincinin sağlamlaşmasının zeminini ve koşullarını oluşturmuş olur. Böylece çatışma anında halktan ve militandan maksimum fayda sağlamış olur.

-. Barış ortamları örgüte zaaflarını aşma imkanını ve koşullarını oluşturduğu için, örgütün ve örgütselliğin aşama kat ettiği zamanlar olarak sürekli oluşturmak istediği en önemli fırsattır. Barış ortamları örgüt için; zaafların giderilmesi, mevzilerin güçlendirilmesi  ve yeni meydan okuma alanlarının açılabilmesi için eğitim ve hazırlık dönemidir. Bu sayede engellerin aşılması, karşı meydan okumaların güçlü ve sağlam mevzilerde karşılanması imkanı oluşur. Şiddet dışındaki mücadele daha az kayıpsız bir şekilde hedefe ulaşma imkanını hazırladığı için, her zaman halk içerisinde daha geniş tabanlı destek bulmuştur. Siyasal yöneliş bu duygusal atmosfer içerisinde gerçekleştirilir.

 

Şiddet ortamında siyaset ve siyasi söylem toplum için nefes alabileceği, toplumsal bünyeye oksijen taşınabilecek tek kanal olarak kalmasından dolayı toplum, dolaylı olarak bu yöne kanalize olur.

-. Şiddetin hakim olduğu coğrafyada toplumsal yaşam; hayatı inşa edecek ve değerli kılabilecek, bütün unsurlar değerini kaybetmiş olur. İnsan bir irade oluşturamadığı için, edilgen bir biçimde yaşamaya mahkum olur. Kabul edilmelidir ki sinirleri gerilmiş insanların oluşturduğu bir toplumda dengeli, sakin ve doğru düşünme imkanları ve davranışları beklenemez. Zira şiddet ve terörün  hakim olduğu / hüküm sürdüğü atmosfer ortam üzerinde ağır baskılar oluşturur. Kimse tam olarak ne yapılacağına dair bir şey söyleyemez. Ortam tam bir fikir terörüne teslim olur. Düşünsel kaos insanların karar verme özgürlüklerini ellerinden alır. Sadece kendisi sahneye egemen olur ve düşüncesine dayatır:Politik oluşumlarına destek sağlamak kolaylaşır. Bu süreç örgütsel şiddetin planlanmış ideolojik stratejisidir.

-. Oluşturulan politik önderlik, problemleri herkesin eşit oranda yüklenmesini dayatır. Olayları ve düşünceleri manipüle eder ve kördüğüm ettiği sorunları toplumun kucağına bırakır. Sorunları zemininden ederek; toplumu içeriksiz bir tavır almaya zorlar ve toplumsal ahlak(siyasi duruşu) sisteminin çökmesine sebep olur.

 

Barış süreci, toplumu düşmanla bilinçlendirme sürecidir.

Düşman algısı;toplumu, tek hedef etrafında birleştirmenin en uygun yöntemidir.

Düşman algısı ve önyargılar büyütülerek: meseleler; tartışılan, konuşulabilen bağlamından soyutlanarak, tuzak bir fikir önermesine dönüştürülür. Toplumun sosyolojisi; saldırma, karşı çıkma ve savunma gibi düşünsel boyutu / derinliği olmayan bilinçli =bilinçsizliğe savurulur. Örgüt bu toplumsal savrulmayı iyi yönetirse ki, örgüt HDP kanadıyla bunu iyi yönetmiştir:Barıştan sonraki  şiddet sürecinin düşman (sistem= İktidar) tarafından başlatıldığı algısı topluma verildiğinde mesela artık konuşulamaz ve şiddet, bir halkın var olma mücadelesi olarak meşruiyetini kazanır.

 

Örgütlü şiddet için siyaset, ideolojisinin çökmesi demektir.

Örgütlü şiddetin iki kanatlı olması gerektiğini söylemiştik. Örgüt, siyasi kanadı olmadan dengeleri sağlaması mümkün değildir. Bir örgütün siyasi kanadının olması ise her zaman bir risk taşır. Zira ideolojiden kopuk bir zeminde gelişen politik ortam, siyasi kanadın bir süre sonra başka bir düşüncenin ağına yada etkisine düşmesini sağlayabilir. Bu olmasa bile en azından, bütün ulusçu sistemler, bir oluşumun siyasete soyunmasını kabul etmek için, mutlak anlamda militarizminin somutlaştığı demirden elbisesini giydirerek siyaset ortamına dahil eder. Tüm siyasal hareketler önce oligarşik sistemin biçtiği ve diktiği demirden elbiseyi giymek zorundadır. Elbiseyi giydiğinde ise, toplum nazarında diğerlerinden seni ayıracak özelliklerin belirginliğini kaybeder. Gün geçtikçe bu belirginlik- farklılık daha da azalır. Bu süreç hareketin diğer kanadının da  sönümlenmesini getirecektir. Bu durum son aşamada ideolojinin çökmesi demektir. Örgüt için şiddet belirgin hususların gösterilmesi için şarttır.

 

Terör ve şiddet düşüncenin ağına düştüğünde etkisizleşir.

Çünkü terör ve şiddet; eylemden daha çok gücünü, düşünsel ve metotsal boşluktan almaktadır. Halk, hak ile batılı birbirinden ayıran işaretler / belirtiler, belirginlik kazanmadığı için, hareketleri ve yöntemleri doğru bir biçimde değerlendirmelerini sağlayacak sağlıklı bir kıstastan yoksun kaldıkları için iradesiz bir yığın haline dönüşmüştür.

 

Problemleri doğal atmosferi içinde önümüze koyamamaktayız.

Ulusal kimliklerini icadıyla birlikte, kuşatıcı bütünlükler, kuşatıcı ümmet referansları parçalandı. İnsani ve İslami anlamda evrensel ufuklara sahip olmadığımız için, evrensellik bilinci taşımadığımız için, aklımızı ve zihnimizi esir alan bağnazlıkları aşamıyoruz. Hayatımızı bu utanç verici bağnazlıklarla sürdürüyoruz. Müslümanlar olarak harekete geçme yeteneğine sahip olamıyoruz. İslam toplumları için ortak bir siyasal bilinç ve kültür gerekiyor. Bu bilinci ve kültürü oluşturamadığımız takdirde ortak bir İslami siyasal irade oluşturamayız. İnsani bir iklimin oluşumu için mutlak akılsızlık durumlarından kurtulmak hayatı bir zorunluluktur. Tarihin bu kirli akışını durdurabilmek, yalnızca özgün referans kaynaklarımıza dönmekle mümkündür.

Selam ve Dua ile

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM