Yazarlar
O duvarın önünde
Yazar:
İsmail Kılıçarslan
Şanlıurfa'nın kenar mahallelerinden birinde, inşaat halinde bir evdeyiz. Elektrik yok. Banyo yok. Üstelik bu 'ev'e kira da ödeniyor.
Evde 4 oda var toplamda. Bu dört odanın her birinde bir aile kalıyor. Mesela bir odada kocası şehit olmuş bir kadın yaşıyor 7 çocuğuyla birlikte.
Bu dört kardeşi o evin koridorundaki duvara dayanmış, beklerken buluyorum. İsimlerini soramıyorum. Gülümseyemiyorum onlara. Çünkü zaten onlar, sözlüklerinden 'gülümseme' kelimesini çıkaralı epey olmuş. Yüzlerine bakınca derhal anlıyorsunuz bunu. 'Gülümsemek', 'gülümseyebilmek' ne lüks bir duygu imiş, derhal farkına varıyorsunuz.
Sonra gözleri… Sonsuz güzel gözleri…
Çocukların gözlerinde böylesi bir 'keder' görmeye hiç alışık değiliz ki biz. Çocuk dediğinin yüzü de güler, gözü de.
Birbirimize bakıyoruz çocuklarla. Kısacık, ama çok uzun bir an bu. Susuyoruz karşılıklı. Anlatacak bir şeyleri olmadığından değil; anlatacak bir şeylerim olmadığından değil. 'Susmak' fiilinin hakkını vermek ister gibi susuyoruz. Bu suskunluğun içinde gizli tüm çığlıkları, tüm acıları, tüm kederleri duyuyoruz karşılıklı. Eminim bundan.

Yüzleri… Sonsuz güzel yüzleri… Yüzlerine bakıyorum… Her birinin yüzünde kızımdan bir parça buluyorum. Onlar da bakıyor yüzüme. Belki de, babalarından bir iz, bir kıvrım arıyorlar benim hiçbir işe yaramaz suratımda.
Koşup sarılmak, sarılmak, sarılmak istiyorum. Olmuyor. Yapamıyorum. Bir şey, adını bilmediğim bir şey 'mıh' gibi duruyor ayaklarımın üzerinde. Kıpırdayamıyorum.
Etrafta insanlar var. Hayır, yalan söyledim. Etrafta kimsecikler yok. Bu dört kardeşten ve benden başka kimsenin olmadığı bir ıssızlık şu dakika dünya…
Üzülüyor muyum? Hayır. Üzülmek başka bir şey… Şu dakika, şu saniye hissettiğim şey üzüntü değil. Kelimenin bütün çağrışımlarıyla birlikte 'utanç' yaşadığım şeyin adı. Dünyada benden başka insan, benden başka Müslüman, benden başka komşu yokmuş ve ben bu insan evlatlarına, bu Müslüman yavrulara, bu komşu çocuklarına borcumu asla ödeyemeyecekmişim gibi bir utanç. Birazdan bir katil onları öldürmek için gelecekmiş ve ben bu çocuklardan yüzümü çevirecekmişim, oradan kaçacakmışım gibi bir utanç. Ayakkabımdan, gömleğimden, telefonumdan, montumdan… Geçiniz bunları. Derimden, etimden, tırnaklarımdan, saçlarımdan tiksiniyormuşum gibi bir utanç.
'Ne yapsak' diyorum kendi kendime. Ne yapsak da sizin şu güzel yüzünüzü gülümsetebilsek? Verdiğimiz bisikletlerle bir koşu gidip 'şehit babanızı' geriye getirebilir misiniz? Oyuncak bebeklerle kendinize yeni bir ülke kurabilir misiniz?
Ne yapsak sizin için? 5 liralık kısa mesaj ile tamamınızı kurtardığını düşünen şu yaralı bilinçlerimizi harekete geçirmek için elden bir şey gelir mi? Birbirimizi seccadelerimizin rengi için tekfir edip dururken sizin tükenip yitiğinizi, kaybolup gittiğinizi anlatmanın bir yolu var mıdır?
Ne yapsak sizin için? Sizi dilenci, sizi dolandırıcı, sizi korkak zanneden şu azgınlar topluluğunu dize getirmek için ne yapsak?
Siz onları bilmezsiniz yavrucaklar. Onlar, bu ülkede değil sizin, kendilerine benzemeyen herhangi bir insan tekinin yaşıyor olmasından rahatsızdırlar. Sizin çocuk olduğunuzu bilmez, bilseler de anlamaz onlar. 'Kuyruklu Kürt bunlar' derler, 'pis Arap' derler, 'dilencilikle senden benden rahat yaşıyorlar' derler, 'bana ne ülkelerinde savaş varsa' derler.
Yüzlerinizi görüyorlardır ve yüz çeviriyorlardır sizden. 'Aman her yer de bunlarla doldu, mecbur muyum ben bunların kokularına tahammül etmeye' derler.
Unuturlar 2,5 milyon kişi olduğunuzu güzel çocuklarım benim. Biriniz bir küçük kötülük etse faturayı hepinize keserler. Biriniz bir şey çalsa tamamınız hırsız olur. Sizin geleceğinizi çalan o suratsız diktatörlerin, sizin umudunuzu elinizden alan o meymenetsiz katillerin en büyük hırsız olduklarını bir dakikalığına olsun zahmet edip düşünmezler.
Sizi görmezlerse sorunları bitecektir. AVM'lerine, kafelerine, parklarına döneceklerdir huzur içerisinde…
Bense diyorum ki yavrucaklar. Aslında bize en ağır geleni size bakıp insanlığımızla yüzleşmek zorunda kalmak… Ölesiye korkuyoruz bundan. O yüzden size, sizin sonsuz güzel yüzlerinize, sizin sonsuz güzel gözlerinize bakmıyoruz, bakamıyoruz.
Biz size bakmaktan çok korkuyoruz. Çünkü bakarsak 'o büyük insanlık ideali'mizin yaldızları tek tek dökülecek.
Bir yalanın içinde yaşayıp gitmenin adıdır size bakmamak. Bizi boşuna 'gerçeğe' çağırmayın çocuklar. Gelemeyiz.
Ölen dayım mıydı, hayır hayır amcamdı

Sevgili Gürçim Yılmaz anlatmıştı. Suriyeli şair Amal Kassir'i Gaziantep'teki mülteci kamplarına götürdüğünde şahit olmuş. Ziyaret ettikleri okullardan birinde konuştukları bir çocuk dümdüz anlatıyormuş: 'Babam öldü. Babaannem öldü. Dedem öldü. Ağabeyim öldü. Dayım öldü. Bir dakika. Ölen dayım mıydı, hayır hayır amcamdı. Dayım yaşıyor.'
Aile fertlerinden hangisinin öldüğünü, hangisinin hayatta olduğunu karıştıracak kadar çok insan kaybetmiş çocuklar.
Dünya bitmiştir. Buraya kadardır. Sessizce dağılabilir ve kıyameti bekleyebiliriz.
Peki ne olacak bu mülteciler?

Şanlıurfa'da konuştuğumuz insanlar genel olarak mültecilerin şehirde oluşturdukları sorunlardan şikayet ediyorlar. Ve aslında şikayetlerinin doğrudan 'ahlaksız bir kazanç' için bizatihi Şanlıurfalılar tarafından ortaya çıkarıldığını görmezden gelmeyi seçiyorlar.
İki ana şikayet konusu var. İlki, mülteciler yüzünden artan kira bedelleri. Urfa'da kiralar fırlamış gitmiş. Gidecek hiçbir yeri, yapabilecek hiçbir şeyi olmayan mülteciler ev kiralamak istediğinde Urfalı ev sahipleri çok yüksek kiralar talep etmişler. Mülteciler de, bu yüksek kiraları ödeyebilmek için 2-3 aile aynı evde yaşamaya başlamışlar. 'Kiram gelsin de, ne olursa olsun' diye düşünen ev sahipleri de kiraları artırdıkça artırmış.
Bunun, basit bir 'köylü kurnazlığı' olduğunu düşünmek yerine 'hepsi bu mültecilerin suçu' diye düşünmek, Şanlıurfalı dostlarım alınmasın ama tam bir akıl tutulması bence. İnsanların çaresizliğinden yararlanıp 'vahşi birer kapitaliste dönüşen' ev sahiplerinin suçunu mültecilere yıkmak yakışmaz Urfa'nın 'şanlı' insanlarına.
İkinci problem de aşağı yukarı benzer. Eskiden 50-60 lira olan işçi yevmiyeleri mültecilerden sonra 20-30 liraya kadar düşmüş şehirde. Urfalılar, mültecilere isyan ediyor. Güzel kardeşim. Mülteciye isyan edeceğine, 3 kuruş fazla kazanmak için seni dakikasında satan, o işi senden 10 lira düşük yapıyor diye seni sömürdüğü gibi mültecileri de sömürmekte bir beis görmeyen Urfalı hemşehrine isyan et.
Seni iş güvenliği olmayan, sosyal güvencen olmadan çalıştıran vahşi kapitaliste gücün yetmeyince senin bir alt sınıfın olarak gördüğün zavallı mülteciye mi diktin gözünü? Ayıp değil mi?
Burada denebilir ki, 'kardeşim, devlet baksın mültecilere.' İlk anda haklı gibi görünen bu itirazı biraz kazıyınca altından çıkan bir gerçek var. Onunla yüzleşelim mi?
Şu an Türkiye'de, sayıları günden güne artan 2,5 milyonu aşkın mülteci var. Dünyanın hangi devleti, 2,5 milyon insana aynı anda bakabilir?
Eğer 'niye açtık o zaman kapıları' diyen bir hödük değilseniz bu sorunun cevabını biraz düşünmenizi öneririm.
Evet. Hatırı sayılır bir mülteci kitlesine devlet, bir o kadarına da STK'lar eliyle millet bakıyor. Ancak 2,5 milyon insandan söz ediyoruz yahu. İnsaf.
Bir ruh bid dem nefdike Suriyya

Üsküdar Belediyesi'nin muazzam kampanyası çerçevesinde Şanlıurfa'daki mülteci çocuklara oyuncak dağıtırken çıktı karşıma bu küçük eylemciler. 40 kişi kadardılar. Ellerinde salladıkları Türkiye bayrakları ile tekbirler getirip sloganlar atıyorlardı. 'Kanımız, canımız sana fedadır Suriye' diyorlardı. 'Beşşar, düzenin değişmesini istiyoruz' diyorlardı. Tören yapılan okulun bahçesinde yaklaşık 20 dakika sloganlarla dolaştılar.
Çocuklara katılıp bir süre ben de slogan attım. Gülümsedik birbirimize.
Çocuklar elbette bu 'eylemi', 'eylem' olsun diye değil; oyun oynamak ve eğlenmek için yapıyorlardı. Çünkü onların dünyasında oyun demek tam olarak bu işte.
Bir abimiz, Suriyeli çocukların bir oyununu anlatmıştı. Bir tarafın 'mücahit', bir tarafın 'Beşşar', bir tarafın da 'Devle' (yani IŞİD) olduğu bir oyun. Oyunun kuralı çok basitmiş. Mücahitler, Beşşar ve Devle'ye aynı anda saldırabiliyorlar. Ancak Devle ve Beşşar gruplarının birbirlerine saldırması yasak. Sadece mücahitlere saldırabiliyorlar. Hatta dilerlerse ittifak da kurabiliyorlar.
Aman. Çocuk oyunu işte…
YENİŞAFAK
İsmail Kılıçarslan
-
Eylül 04, 2018 Salı Nazımdan Fazıl Saya
-
Ağustos 18, 2018 Cumartesi Türkiye ilginç bir ülke
-
Mayıs 15, 2018 Salı Ramazan kılavazu
-
Mayıs 08, 2018 Salı İbrahim abinin bıraktığı yerden
-
Nisan 03, 2018 Salı Bazı filmler, bazı meseleler
-
Mart 10, 2018 Cumartesi Din güncellenmez, günceller
-
Şubat 20, 2018 Salı Yetmez ama evet
-
Ocak 23, 2018 Salı Sensin savaşa hayır
-
Ocak 16, 2018 Salı Gelmiş geçmiş en eğlenceli parti
-
Ocak 14, 2018 Pazar Aladağ
-
Ocak 09, 2018 Salı Sveti Stefan Kilisesi ve Boğaziçi Üniversitesi
-
Aralık 26, 2017 Salı Korkuyu beklerken
-
Aralık 19, 2017 Salı Deniz Gezmiş ve diğer parkasızlar
-
Aralık 12, 2017 Salı Mesele Siyonizm değil Yahudiliktir
-
Aralık 02, 2017 Cumartesi Tarihe kayıt düşün: Köle olmayacağız!
-
Kasım 28, 2017 Salı Oyna devam
-
Kasım 14, 2017 Salı Tam bağımsızlığın yolu: Faizsiz düzen
-
Ekim 31, 2017 Salı Sadece ByLock
-
Ekim 28, 2017 Cumartesi Dikey değiniler
-
Ekim 24, 2017 Salı Sahih mi?
-
Ekim 22, 2017 Pazar Feysbuk
-
Ekim 21, 2017 Cumartesi Ezberlere sıkışıp kalmış bir kahraman: Aliya
-
Ekim 10, 2017 Salı Dünyanın en berbat fikri: Amerika
-
Ekim 08, 2017 Pazar Haymatlos
-
Ekim 07, 2017 Cumartesi İslamcılar kadar taş düşsün başınıza
-
Eylül 30, 2017 Cumartesi Zam ve gaziler
-
Ağustos 27, 2017 Pazar Gölge
-
Ağustos 15, 2017 Salı Özgüven değildir o, cahil cesaretidir
-
Ağustos 08, 2017 Salı Bir zillet hikayesi
-
Kasım 12, 2016 Cumartesi Aynısının laciverti: Trump
-
Kasım 08, 2016 Salı Hahrolsun KGG
-
Kasım 05, 2016 Cumartesi Şu kardeşlik meselesi
-
Ekim 02, 2016 Pazar Seni ben sonbahara
-
Eylül 17, 2016 Cumartesi Günün birinde
-
Eylül 11, 2016 Pazar İsmailin bayramı
-
Eylül 06, 2016 Salı Kerimov, Muhammed Salih ve ötesi
-
Eylül 04, 2016 Pazar Şırınga
-
Ağustos 16, 2016 Salı Başarsalardı
-
Ağustos 13, 2016 Cumartesi 15 Temmuzu dünyaya anlatmak
-
Ağustos 09, 2016 Salı Alfabetik 15 Temmuz sözlüğü
-
Temmuz 30, 2016 Cumartesi 15 Temmuz gündemim
-
Temmuz 26, 2016 Salı Adalet gecikmez, tez verilmeli
-
Temmuz 24, 2016 Pazar Ayıboğan Mustafanın gurur gecesi
-
Temmuz 23, 2016 Cumartesi Yeni bir ülke: Mümkün ve acil
-
Temmuz 12, 2016 Salı Tehlikeli bir mesele: STKlar
-
Temmuz 09, 2016 Cumartesi IŞİD bizim sorunumuz mu?
-
Temmuz 05, 2016 Salı O zaman bu bayram
-
Temmuz 03, 2016 Pazar İbn Batutayı anıcak
-
Temmuz 02, 2016 Cumartesi Amatör mehdi ve ufuk çizgisi
-
Haziran 28, 2016 Salı Yetmez ama evet mi?
-
Haziran 21, 2016 Salı Yazık oluyor bize hocam
-
Haziran 19, 2016 Pazar Radiohead şeriata karşı mı?
-
Haziran 14, 2016 Salı Omar Metin Orlandoya demokrasi götürdü!
-
Haziran 12, 2016 Pazar Gülsüz Yasin
-
Haziran 07, 2016 Salı Ramazan bu sene de oruca denk geldi
-
Haziran 04, 2016 Cumartesi İslamcılar ne yapacak?
-
Mayıs 31, 2016 Salı İstanbul: Fetih, işgal ve ötesi
-
Mayıs 29, 2016 Pazar Ben o çiçeği bir daha hiç görmedim
-
Mayıs 28, 2016 Cumartesi Merhamet sözleşmesi
-
Mayıs 24, 2016 Salı Yuh artık!
-
Mayıs 17, 2016 Salı Mescitleri denetleyecekmiş geri zekâlılar
-
Mayıs 14, 2016 Cumartesi Peki, Erbakanın suçu neydi?
-
Mayıs 10, 2016 Salı Salah, Kudüs, İsrail, NATO
-
Mayıs 08, 2016 Pazar Kara Dursun
-
Mayıs 07, 2016 Cumartesi Usûl esasa mukaddemdir
-
Nisan 30, 2016 Cumartesi Halla
-
Nisan 26, 2016 Salı Danslı bir kutuplaşma hikayesi
-
Nisan 19, 2016 Salı Tanrı Amerikayı korusun
-
Nisan 17, 2016 Pazar Sana bu mektubu
-
Nisan 12, 2016 Salı Bir mavra: Marka şehir
-
Nisan 02, 2016 Cumartesi Yazıklar olsun
-
Mart 26, 2016 Cumartesi Vermeyeceğiz
-
Mart 19, 2016 Cumartesi Ensar Vakfını idam edelim
-
Mart 15, 2016 Salı Türkiye
-
Mart 08, 2016 Salı Kahpe Yeni Dünya
-
Mart 05, 2016 Cumartesi Ahmet sever de ben sevemez miyim?
-
Mart 01, 2016 Salı Çok özür dilerim
-
Şubat 27, 2016 Cumartesi Yusuf hocayı asalım, Cihan ablayı kurşuna dizelim
-
Şubat 21, 2016 Pazar 21 Şubat: Palahniuk ve Malcolm birader
-
Şubat 09, 2016 Salı Sahtekâr
-
Şubat 06, 2016 Cumartesi Kardeşlik bedel ister
-
Ocak 31, 2016 Pazar Küçük bir iyilik
-
Ocak 30, 2016 Cumartesi Düşsün her yer. Düşsün insanlığımız
-
Ocak 26, 2016 Salı Babaannemin mezarı başında
-
Ocak 24, 2016 Pazar Satranç dersleri
-
Ocak 23, 2016 Cumartesi Adam asmaca
-
Ocak 16, 2016 Cumartesi Karşı bildiri
-
Ocak 12, 2016 Salı Sizi kim çoban köpeği yaptı?
-
Ocak 09, 2016 Cumartesi Sırrı abiye ne oldu?
-
Ocak 03, 2016 Pazar Öyle bir beklemek ki, çok ölmek
-
Aralık 22, 2015 Salı Hayatımızı reelpolitiğe teslim etmek
-
Aralık 20, 2015 Pazar Çok âşıksın, keşke olsan
-
Aralık 19, 2015 Cumartesi Kültür yönetimi üzerine başıbozuk notlar - 2
-
Aralık 15, 2015 Salı Kültür yönetimi üzerine başıbozuk notlar
-
Aralık 08, 2015 Salı Emperyalizm, gerici solculuk ve eski Türkiye
-
Aralık 05, 2015 Cumartesi Kılıçdaroğlunun İslamiliği
-
Aralık 01, 2015 Salı Bayırbucakın çocuklarıyla
-
Kasım 29, 2015 Pazar Er-rızku al Allah
-
Kasım 28, 2015 Cumartesi Vursana hadi. Hadi vur.
-
Kasım 21, 2015 Cumartesi Gerçek İslam bu değil
-
Kasım 17, 2015 Salı Bomba eken katliam biçer
-
Kasım 14, 2015 Cumartesi Kültür ve medeniyet bakanlığı
-
Kasım 08, 2015 Pazar Ölür oğlum bu kuş
-
Kasım 07, 2015 Cumartesi İki sevinçli adam
-
Kasım 03, 2015 Salı Niçin oldu bu? Vol. 2
-
Ekim 31, 2015 Cumartesi İnsanı zorla Osmanlıcı yaparsınız
-
Ekim 27, 2015 Salı Yarasalar ve karanlıklar
-
Ekim 24, 2015 Cumartesi Senin koalisyonun hangisi?
-
Ekim 17, 2015 Cumartesi Finlandiyadan Cumhurbaşkanı, Danimarkadan karikatürist
-
Ekim 10, 2015 Cumartesi Ölen çocukları ayırmak
-
Eylül 12, 2015 Cumartesi Türkiyeyi Türkiye mi yönetecek?
-
Eylül 08, 2015 Salı Bu yazıyı bir akıl hastanesinden yazıyorum
-
Eylül 05, 2015 Cumartesi Aşağılık soysuzlar...
-
Ağustos 22, 2015 Cumartesi Müslüman, dindar, Sünni
-
Ağustos 18, 2015 Salı Bad Arabs
-
Ağustos 15, 2015 Cumartesi Erken
-
Ağustos 11, 2015 Salı Kafayı yemek üzereyiz
-
Ağustos 08, 2015 Cumartesi Koalisyon şart
-
Ağustos 04, 2015 Salı Suruçu galiba, sanırsam, kesin AK Parti yapmıştır
-
Ağustos 01, 2015 Cumartesi Barış: Hemen ve şimdi
-
Temmuz 25, 2015 Cumartesi Sen yine yalanlar söyle
-
Haziran 27, 2015 Cumartesi Yalnız adamı savunmak
-
Haziran 16, 2015 Salı Mursiyi yargılamak mı? Hoşt...
-
Haziran 09, 2015 Salı Niçin oldu bu?
-
Haziran 06, 2015 Cumartesi İhsas-ı rey
-
Mayıs 31, 2015 Pazar Yavaşlık için darmadağınık notlar
-
Mayıs 30, 2015 Cumartesi Cumayı Ayasofyada mı kılalım fabrikada mı?
-
Mayıs 23, 2015 Cumartesi Ben de tam bilemiyorum valla
-
Mayıs 19, 2015 Salı Yeni başlayanlar için 10 maddede Mısır
-
Mayıs 16, 2015 Cumartesi Bu şeytani işleri bırak
-
Mayıs 12, 2015 Salı Savaş çıkınca yerine kim girecek?
-
Mayıs 10, 2015 Pazar Bir mezarın peşinde
-
Mayıs 09, 2015 Cumartesi Balkanların avazı
-
Mayıs 05, 2015 Salı Yeni başlayanlar için 10 maddede Suriye
-
Mayıs 02, 2015 Cumartesi Medeniyet tasavvuru versus kültür simsarları
-
Nisan 28, 2015 Salı O kedi o trafoya girmeyecek
-
Nisan 26, 2015 Pazar O duvarın önünde
-
Nisan 19, 2015 Pazar Mutfak zevkinin son günleri
-
Nisan 18, 2015 Cumartesi Yeni bir Tanzimat Fermanı
-
Nisan 14, 2015 Salı Popülist İslamcılıktan Pop İslamcılığa
-
Nisan 12, 2015 Pazar Kevn, mekân, imkân, temkin
-
Nisan 11, 2015 Cumartesi Ölmek problem değil, mesele birlikte yaşamak
-
Nisan 07, 2015 Salı Gereğini yap sayın vali
-
Nisan 05, 2015 Pazar Zeytindağından Aksaya: Bir kıyamet yürüyüşü
-
Mart 29, 2015 Pazar Aksanın kırlangıçları
-
Mart 22, 2015 Pazar Sokak tefsiri ya da o köpek niçin helak oldu?
-
Mart 21, 2015 Cumartesi Okmeydanı versus Çarşamba
-
Mart 17, 2015 Salı Kürdün Kürtten başka dostu yok!
-
Mart 14, 2015 Cumartesi Ölüm satrancı
-
Mart 08, 2015 Pazar Sofuluk var mı Sava abi?
-
Mart 07, 2015 Cumartesi Kabataşı yazmak
-
Mart 03, 2015 Salı Politika insanı bozar mı usta?
-
Şubat 21, 2015 Cumartesi Bir toz toprak ülkesi: Pakistan
-
Şubat 17, 2015 Salı Bir zındık: Molla Lütfi
-
Şubat 14, 2015 Cumartesi İktisadi bir itiraz
-
Şubat 10, 2015 Salı İslamcılığı harcadılar matmazel
-
Şubat 07, 2015 Cumartesi Tunus notları: Bir rüzgar bayrak bekliyor
-
Şubat 03, 2015 Salı Bir kölelik biçimi: Taşeronluk
-
Ocak 27, 2015 Salı Small is beatiful mu usta?
-
Ocak 24, 2015 Cumartesi Çelişebilir miyiz lütfen?
-
Ocak 20, 2015 Salı Hocam biraz sosyoloji çalışsan
-
Ocak 17, 2015 Cumartesi Tecdid mi temcid pilavı mı?
-
Ocak 10, 2015 Cumartesi Bütün Müslümanlar terörist abi
-
Ocak 06, 2015 Salı Diriliş mi Filinta mı?
-
Ocak 03, 2015 Cumartesi Bir faşist: Barış Atay
-
Aralık 30, 2014 Salı Çörek otu mu alacağız, Yakupu mu kurtaracağız?
-
Aralık 27, 2014 Cumartesi Mehmet Akif Hindikuş Dağlarında
-
Aralık 20, 2014 Cumartesi Dört tablo
-
Aralık 16, 2014 Salı Müconun kırmızı çorapları
-
Aralık 13, 2014 Cumartesi Belki de inanırdık kardeşim
-
Aralık 09, 2014 Salı Yeni İslamcılık ve foklar
-
Aralık 06, 2014 Cumartesi Kahrolsun fakirlik
-
Kasım 29, 2014 Cumartesi Önce ahlak mı marmelat mı?
-
Kasım 26, 2014 Çarşamba Operasyon tamam mı abi?
-
Kasım 25, 2014 Salı Açılım değil toplumsal barış
-
Kasım 22, 2014 Cumartesi Cuma namazını VIP kılmak
-
Kasım 18, 2014 Salı Bir kurban: Deniz Seki
-
Kasım 15, 2014 Cumartesi Sorunlu din dersi
-
Kasım 11, 2014 Salı Sağ ellerimiz hünerini unuttu
-
Kasım 04, 2014 Salı Balkona çıkmış İslamcı
-
Kasım 01, 2014 Cumartesi Apo ölmüş Ersin abi
-
Ekim 28, 2014 Salı Çok canım sıkılıyor, Kürt vuralım istersen
-
Ekim 25, 2014 Cumartesi O küçük hikâyenin peşinde
-
Ekim 21, 2014 Salı Bonzai bom, kafam trilyon
-
Ekim 18, 2014 Cumartesi Nedir peki medeniyet dediğin?
-
Ekim 14, 2014 Salı Güneş yeniden doğarken
-
Ekim 11, 2014 Cumartesi 94'e dönmek
-
Eylül 30, 2014 Salı Koşun koşun, özgürlük geliyor
-
Eylül 27, 2014 Cumartesi Gönüllü ihanet
-
Eylül 23, 2014 Salı Şu şaşkın zihin
-
Eylül 20, 2014 Cumartesi Sırasını mı beklesin, çırak mı olsun?
-
Eylül 16, 2014 Salı Dünya değişiyor mu hacım?
-
Eylül 13, 2014 Cumartesi Servet abi paralelci mi?
-
Eylül 02, 2014 Salı Pek Âlâ değil, hatta gayetle çirkin!
-
Ağustos 30, 2014 Cumartesi Çok sıkıldım
-
Ağustos 23, 2014 Cumartesi Roma notları ya da iki kişilik yalnızlıklar
-
Ağustos 19, 2014 Salı Mazgal muhafazakârlığı ya da Floransa notları; Kilisenin tanrısı kaybederken
-
Ağustos 16, 2014 Cumartesi Çeşme muhafazakârlığı
-
Ağustos 12, 2014 Salı Çocuklar nerede oynasın?
-
Ağustos 09, 2014 Cumartesi 'Yeni' Yeni Türkiye mi?
-
Ağustos 05, 2014 Salı Orta değil ortalama
-
Temmuz 26, 2014 Cumartesi Uyan, diren, özgürleş!
-
Temmuz 22, 2014 Salı Gün batımından şafağa
-
Temmuz 19, 2014 Cumartesi Gazze'deyim, deva bulmam!
-
Temmuz 15, 2014 Salı Kızgınız, Allah için
-
Temmuz 08, 2014 Salı Sahi, Mali nerde Ekmel Bey?
-
Temmuz 05, 2014 Cumartesi Meşruiyet değil izzet!
-
Temmuz 03, 2014 Perşembe Hüzün
-
Temmuz 01, 2014 Salı Dedim niçin korkmazsın? Dedi Tanrım var
-
Temmuz 01, 2014 Salı Tefekkür
-
Haziran 29, 2014 Pazar İnfak
-
Haziran 28, 2014 Cumartesi Ramazan için notlar
-
Haziran 24, 2014 Salı Endüstri oyuna karşı!
-
Haziran 21, 2014 Cumartesi Canınızı sıkmak istiyorum
-
Haziran 17, 2014 Salı Hayret etmek hakkımız!
-
Haziran 14, 2014 Cumartesi Hilafet devleti kurunca Hıristiyan öldürecekler
-
Haziran 10, 2014 Salı Tarihin sıfır noktası: Urfa
-
Mayıs 24, 2014 Cumartesi Tuhaf bir okul ziyareti
-
Mayıs 17, 2014 Cumartesi Utanıyorum
-
Mayıs 13, 2014 Salı Üçer beşer onar
-
Mayıs 10, 2014 Cumartesi İslam terakkiye manidir
-
Mayıs 06, 2014 Salı Cici Müslüman
-
Nisan 26, 2014 Cumartesi Eğitimli cehalet
-
Nisan 22, 2014 Salı Anne, babamı pişirebilir miyiz?
-
Nisan 19, 2014 Cumartesi Ey ulu sarıklı yeşil hocalar!
-
Nisan 15, 2014 Salı Siyaset değil sosyoloji
-
Nisan 12, 2014 Cumartesi Günün birinde hepimiz terörist olacağız, sen de bunu iğrenç bulacaksın
-
Nisan 08, 2014 Salı 529
-
Nisan 01, 2014 Salı Küs değil kırgınız
-
Mart 29, 2014 Cumartesi Millet halka karşı
-
Mart 25, 2014 Salı O karar çıkar mı?
-
Mart 22, 2014 Cumartesi Godiva
-
Mart 21, 2014 Cuma Kırık bir aşk hikayesi
-
Mart 15, 2014 Cumartesi Duralım!
-
Mart 11, 2014 Salı İnsanlıkta indirim var!
-
Mart 10, 2014 Pazartesi Hint Kınacısı
-
Mart 01, 2014 Cumartesi Elektriği şebekeden almak
-
Şubat 25, 2014 Salı Algıdan olguya: Bir savaşın sonuçları
-
Şubat 22, 2014 Cumartesi 'Yapmamayı tercih ederim'
-
Şubat 18, 2014 Salı Yandaş!
-
Şubat 15, 2014 Cumartesi 'İki Sırp Evi Yakılsa'
-
Şubat 11, 2014 Salı Bosnom
-
Şubat 08, 2014 Cumartesi Muharrem ölür, kalan sağlar bizimdir!
-
Şubat 04, 2014 Salı Evdeki düşman
-
Ocak 28, 2014 Salı Vallaha bilmiyorum
-
Ocak 25, 2014 Cumartesi Ümmetin ölmüş çocuklarına
Murat Sayımlar: Gafletin Elli Tonu
Şevket Hüner: Yoğun Bakımda Okunan Roman
Mehmet Kaman: Kutsal Yanılgılarımız
Veysel Ocak: Darul Harp-Darul İslam Kaosunda / Fıkıhsızlığındaki İslamcılık
Ramazan Kayan: Görmemezlikten Gelmek
'Barış Kurulu ve Mladenov Gazze Şeridi’nde savaşın devam etmesi için bahane üretiyor'
Mustafa Öner: Ben yeryüzünde bozgunculardan mıyım?
Yasin Aydoğan: Erdem Öyküsü
Mehmet Beyhan: Bir İnsan Gidince, Bizden Ne Eksilir?
Murat Sayımlar: Mevcut Pozisyonunu Terk Etmemek
Fatih Camii'nde Mescid-i Aksa protestosu! Kadınlar başörtülerini erkeklerin önüne attı
Hasan Aycın: Gölge
Hasan Aycın: Maske
Hasan Aycın: Yağmur
Hasan Aycın: Ünlem
Hasan Aycın: Kaval
Hasan Aycın: Yumruk
Hasan Aycın: Ufuk
Hasan Aycın: Merdiven

Henüz yorum yapılmamış.