Sanıyorum en kötü durum bir meçhulle savaşmaktır.

Korku filmleri seyirciyi meçhul olanla karşı karşıya bırakır.

Meçhul, adı üstünde meçhuldür, bilinmeyendir.

Bilinmeyen, mahiyeti hakkında fikir sahibi olunmayan varlıklar hakkında korku duyulur.

Bilinen düşman insanın sırtından soğuk ürpertiler geçirtmez. Ondan korkulur veya korkulmaz. Fakat onun var olup olmadığına ilişkin ense kökünde soğuk bir nefesin rüzgârı duyumsanmaz.

Hakkında bir şey bilmediğimiz, mahiyetinin ne olduğunu kestiremediğimiz düşman ise içimize ürperti salar.

Korku filmleri dedim...

Drakula'yı alalım. Kont Drakula...

Transilvanya'nın ürpertici serinlikteki dağında bulunan şatosunda yaşadığı farz ediliyor... Yaşayan bir ölüdür Kont Drakula... Beyaz benzi, kırmızı gözleri, sivri tırnakları, dudağından dışarı fırlamış iri köpek dişleriyle korkutucu bir görüntüye sahip... Gündüz tabutunda yaşıyor. Gün ışığında görünmüyor. Görüntüsü aynada yansımıyor... Drakula'nın bir başka özelliği sıçan, kurt, yarasa kılığına girebilmesinde... Kılığına girdiği hayvanın sürüsüne hükmedebiliyor. Ayrıca deliklerden, yarıklardan sızıp öte tarafa geçme marifetine sahip... Kendisi her şeyi görüyor, fakat istediği takdirde görünmemeyi başarabiliyor. Gece tabutundan çıkıp insanlara sinsice yaklaşıp onları yakalıyor ve sivri köpek dişlerini avının ensesinden geçiriyor, kanını emiyor. Kanla besleniyor. Kanını emdiği kimseler de bir süre sonra kendisi gibi vampire dönüşüyor. Drakula'nın nasıl yakalanacağı bilinmediği ve ona nerede, nasıl av olunacağı kestirilemediği için etrafa dehşet saçıyor... Üstelik ölümsüz... Üstelik nasıl yakalanacağı, kendisiyle nasıl başa çıkılacağı bilinmiyor... Nerden baksan, insana yabancı gelen, tanıdık olmayan, fakat tüm korkunç görüntüsüne rağmen gene de insan biçiminde olan bir yaratık...

Bu IŞİD denilen çete de aynen Bram Stoker'ın roman kahramanı Drakula'ya benziyor. Hele de yüzlerini maskelediklerinde...

Evet, insan bilmediğinden korkar. Bu çete de kendini bilinmez hale getiriyor. Ama tüm bu esrarengiz görüntüsüne rağmen çetenin arkasında bir beşeri güç var değil mi? Tüm mesele o gücün kim olduğunu çözmekte değil mi?

Onun arkasında kim olduğu, kimin tarafından yönetildiği aydınlatılırsa problem de çözülmüş olur. Sorular şunlar: 1. çeteyi kim finanse ediyor, 2. çetenin silahını kim sağlıyor, 3. çetenin üyeleri kimlerden oluşuyor? Bunlar bilindiği takdirde çetenin elemanlarıyla mı uğraşmak gerekir, yoksa ona finans sağlayan, silah veren mercilerle mi sorun çözümlenir?

Problemin nereden kaynaklandığını bilmeden ya da bilmezlikten gelerek tepeden bomba yağdırmak suretiyle belki sahadaki elemanı, lojistik destek alanlarını ifna etmek mümkün olabilir. Fakat problem çözülmüş olur mu?

IŞİD'in arkasında Esed olabilir, peki Esed'in arkasında kim var?

İşte bu nedenle diyorum ki, kuklaya ateş etmekle problem çözülmüyor. Onun ipini elinde tutana dikkatin yöneltilmesi gerekiyor.

YENİŞAFAK