Sosyal Medya

Çocuk

Çocukla zaman geçirmek

Çocuk hayatımızın neresinde sorusu sıkça sorulmalı ve cevabı mutlaka tartışılmalıdır. Çocukla birlikte olduğumuz süre kadar, bu süre içinde nasıl vakit geçirdiğimiz de önemlidir.



 İlk yıllarında hayatını sürdürebilmesi için gerekli tüm ihtiyaçları anne babası tarafından giderilen çocuk, kendine yetmeye başlayınca onların ilgisi azalır. Böyle olunca daha çok kendi oyun dünyasında oyuncaklarıyla vakit geçirmeye başlar. Çocuğun temel duygusal ihtiyaçlarından biri olan sevgiyi en iyi ve kolay ifade etme biçimi, ona zaman ayırarak birlikte etkinliklerde bulunmak ve oynayarak paylaşmaktır.

Küçük yaştan itibaren çocuk için anne babasıyla oynamak büyük bir zevktir. Ancak çocuğa göstereceğimiz ilginin biçimi yaşına ve gelişim dönemine göre değişebilir. Örneğin, okul öncesi dönemde çocuklar oyun kurmayı beceremeyebilirler. Bu nedenle anne babanın onunla birlikte oyun kurmaya çalışması gerekir. Bu dönemde ona ayıracağınız en kıymetli zaman oyun zamanıdır. Ergenlik döneminde oyunun yerini karşılıklı sohbet, ilgi alanlarında birlikte etkinlikte bulunmak ve sorunların paylaşılması alır. 

Yaşı ne olursa olsun çocuk sözlerine, yaptıklarına ve duygularına anne babanın ilgi göstermesini ister. Gösterilen ilgi onun duygusal ihtiyaçlarını gidermeye yönelik ve istekleri doğrultusunda olmalıdır. 

Genellikle anne babalar çocuklarıyla yeterince ilgilendiklerini ve onlara zaman ayırdıklarını düşünürler. Oysa çocukla ilgilenmek sadece onu yemesi, içmesi, temizliği gibi bedensel ihtiyaçlarını gidermek değildir. Duygusal açıdan doyurmaya yönelik çabalar en az bedensel ihtiyaçları gidermek kadar değerlidir. 

Anne babanın çocuğa gösterecekleri ilgide süreklilik çok önemlidir. Özel durumlarda örneğin, hastalandığında fazlaca ilgi gösterip diğer zamanlar ilginin yok olması onda ciddi hayal kırıklığı yanında duygusal dengesizlik ve güvensizlik oluşturur. 

Çalışan annelerin çocuklarına ayıracakları zamanları kısıtlıdır. Bu kısıtlı zamanı dikkatlice değerlendirilmeli, yemek, temizlik gibi ev işlerini daha sonraki zamanlara ertelemeli ve çocuklarının duygusal ihtiyaçlarını gidermek öncelikli amaç olmalıdır. Çocuklara ayrılan sürenin uzun olması, bu sürenin iyi değerlendirildiği ve çocuğa olumlu katkı sağlayacağı anlamına gelmez. Sürenin uzun ya da kısa olmasından çok kaliteli bir ilişkinin var olup olmadığı sorgulanmalıdır. 

Diğer taraftan baba ile çocuk arasındaki ilişki biçimi çocuğun ruhsal gelişimi ve olgunlaşmasında belirleyici faktörlerdendir. Maalesef babalar çocuğun bedensel ve duygusal ihtiyaçlarını giderme işini tamamen anneye bırakma çabasındadırlar. “Sen annesin ilgilen” ya da “Bu senin görevin” sözleriyle kendilerini dışarıda tutmaya ve sorumluluktan kaçmaya çalışırlar. Oysa çocuğun sağlıklı ruhsal gelişimi ve uyumu için babanın da aktif rol alması, çocuğa zaman ayırması, onunla bir şeyler paylaşması, ortak etkinliklerde bulunması ve anneyi desteklemesi şarttır. İşlerin yorgunluğunu ve başka sıkıntıları bahane ederek çocukla oynamaktan kaçan hatta onun sorularına dahi cevap verme lütfunda bulunmayan babaların çocuklarının ruhsal gelişimlerine vurdukları darbeleri sonraki yıllarda telafi etmeleri mümkün olmayabilir. Özellikle erkek çocukların cinsel kimlik gelişiminde babanın özdeşim modeli olarak ayrı bir önemi vardır. 

 

MÜCAHİT ÖZTÜRK

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.