Güncel
Cizre'nin gösterdiği
Hükümetin çözüm sürecinin devamı için şart koştuğu 'kamu düzeni'ne yönelik eylemlerin son dönemdeki merkezi Cizre. Al Jazeera, Cizrede son birkaç haftadır yaşanan gerilimi ve yansımalarını Âkil İnsanlar heyetinden isimlere sordu.
Şırnak'ın Cizre ilçesinde bir süredir devam eden gerginlik, hem güvenlik güçleri ile hem de PKK- Hizbullah arasında yaşanan çatışmalardan kaynaklanıyor. Al Jazeera, Cizre’de yaşanan olayları Âkil İnsanlar'a sordu.
'Kürtler arasında barış şart'
Konuyla ilgili Al Jazeera’nin sorularını yanıtlayan akademisyen Vahap Coşkun, Aralık ayında Kandil’de yapılan bir toplantıda, “Bu tür eylemlerin yapılmaması, yapılanların ajan provokatör ilan edileceği kararı çıktığını” hatırlattı. Coşkun’a göre, zaman içinde bu toplantıda alınan kararlara uygun davranılması durumunda sürecin daha sağlıklı devam etmesi mümkün olabilecek. Ancak Vahap Coşkun, Cizre’de yaşanan olaylarla başka bir ihtiyacın daha ortaya çıktığı görüşünde.
“Cizre olaylarından çıkarılması gereken en önemli sonuçlardan bir tanesi de Kürtler arasında barışa ihtiyaç olduğu kavramı. Doğrudan olmasa da yine de çözüm süreci ile irtibatlı bir durum. 90’lı yıllardan bu yana Kürtlerin kendi aralarında var olan farklı fay hatları var. Çözüm süreci gerçek manada bir çözüm üretecekse sadece devlet ile problemlerin giderilmesi noktasında değil Kürtlerin kendi aralarındaki sorunların giderilmesi için de çözüm üretmek durumunda. Bir de toplumsal kesimlere kulak verdiğimizde şöyle bir endişe çıkıyor; devlet ile herhangi bir örgüt arasında çatışma kontrol edilebilir görünüyor. Ama Kürtlerin kendi farklı siyasal kimlikleri arasında çatışma olduğu zaman bunu kontrol etmek güç hale gelebilir ve onulmaz yaralara sebebiyet verebilir. Bu iki olayda Kürt kamuoyundaki en önemli hassasiyet buydu. Bunu Kürt siyasetçilerin de gördüğünü düşünüyorum.”
“Örgüt gençlik yapılanmasına fazla pirim verdi”
Gazeteci ve Âkil İnsanlar üyelerinden Muhsin Kızılkaya ise olayları farklı bir açıdan değerlendiriyor. Cizre olaylarının Kandil’den gelen, “Bu eylemler yapılmasın” talimatının ardından yapıldığını söyleyen Kızılkaya, olayları örgütün çözüm sürecinin başından bu yana gençlik yapılanmasına fazla prim vermesinden kaynaklandığını düşünüyor.
“Bunlar, genel gidişatı, Hükümet ile İmralı arasındaki görüşmeleri etkileyebilecek olaylar değil. Ancak PKK karar alırsa, ben ateşkesi bozdum derse süreç bitti diyebiliriz ya da bir karakola baskın yaparsa bunları söyleyebiliriz ama bu tür şeyler insanların moralini bozmaktan başka bir işe yaramıyor. Bu eylemler durdurulabilir ama bu gençlik meselesi örgütün de henüz çözemediği bir mesele. Gerçekten de umutsuz vaka bu gençlik. Kendi gelecekleri açısından da hiçbir amaçları yok. Muhayyel Kürdistan fikrinin ölmüş olması onları hırçınlaştırıyor. Bunlar bütün bu acılı sürecin yan etkileri, bence çok büyütmemek gerekiyor.”
“Devlet eski kafayı terk etmeli”
Âkil İnsanlar üyeleri arasında yer alan İnsan Hakları Derneği Başkanı Öztürk Türkdoğan ise olayların nedeninin “Devletin eski kafayı terk etmemesi” olduğunu söyledi. Türkdoğan’a göre, esas sorumlu olan devlet provokasyona zemin yaratacak adımlardan uzak durmalı.
“Bu meselede çok daha karmaşık konular var. PKK’nın ara kademelerine sızan istihbaratçılardan tutun, değişik yapılanmalara gitmek isteyenler var. Örgüt bunlarla mücadele ediyor. Burada temel aktör, temel sorun devlet gücünün tutumudur. Resmi güç provokasyona zemin oluşturacak tutumdan uzak durursa örgütün içine sızsalar bile onlar yine zemin bulamazlar. Bölgedeki paramiliter yapılar hala dağıtılmış değil. Hem yasal hem yasa dışı yapılanmalar aynen duruyor. Kontrgerillanın faaliyette olduğu bir ülkede siz çözüm sürecini yeni parametrelere göre nasıl yürüteceksiniz. Ekim ayındaki olaylar gösterdi ki devlet içindeki paramiliter yapıları hala aktif halde.”
Kaynak: Al Jazeera

Henüz yorum yapılmamış.