Sosyal Medya

Yaşam

AK Parti gücünü pekiştirdi



AK Parti 6. Seçim zaferinde, oy oranını yüzde 45’e taşıdı. İktidara geldikten sonra girdiği ilk yerel seçim olan 2004'de yüzde 40,2 oy alan AKP'nin oyları, 2009'da yüzde 38,6'ya düşmüştü. 12 yıllık iktidarında girdiği 3. yerel seçim olan 30 Mart'ta ise oylarını yüzde 45'e ulaştırdı. 

AKP ve Erdoğan, 2013 Haziran'ındaki Gezi olayları ama özellikle 17 Aralık operasyonu ve ardından Fethullah Gülen Cemaati ile girdiği kavgadan sonra 30 Mart'ın sadece bir yerel seçim olmadığını sürekli vurguladı. Seçimden önce başlayan 'Cemaat oylarının etkisi' tartışması 30 Mart ile netlik kazandı. AK Parti cemaatin lideri Fethullah Gülen'in memleketi Erzurum'da da yarışı birincilikle bitirdi. 

AK Parti'nin oyu İstanbul, Ankara, İzmir'in yanısıra yeni büyükşehir yapılan illerde de arttı. Dış ilçelerden gelen oylar büyükşehirlerde Ak Parti'nin oy oranını artırmasını sağladı. Balıkesir ve Ordu bunun örneklerinden. 

Güneydoğu

AK Parti Mardin’i siyasi yasağı nedeniyle bağımsız olan, BDP destekli Ahmet Türk’e kaptırdı. Şanlıurfa’da ise BDP’nin en güçlü isimlerinden Osman Baydemir’e rağmen kazandı. Diyarbakır’da milletvekili Galip Ensarioğlu ile girdiği yarışta oyunu birkaç puan artırabildi. Erdoğan, eşinin memleketi, ‘damadı’ olduğu, milletvekili seçildiği Siirt’i ise bu seçimde de BDP’den almayı başaramadı. Van’da dindar Kürtlerin oylarını alabilmek için eski imam Osman Nuri Gülaçar’ı aday gösteren AK Parti, burayı da kıyasıya rekabete rağmen BDP’den alamadı.

Üç büyük il 

AK Parti İstanbul’da 3. kez Kadir Topbaş ile girdiği yarışı kazandı. ‘İstanbul’u alan Türkiye’yi alır’ tezi bu seçimde de doğrulandı.

Ancak Ankara’da yarış son ana kadar netleşmedi. Kentin 20 yıllık başkanı, 5. kez belediye başkanı olmak için aday olan Melih Gökçek için bu kez yarış kolay geçmedi. Deyim yerindeyse sonuç foto–finiş ile belli oldu.

AK Parti’nin ‘bakan aday’ gösterdiği üç ilden biri olan İzmir, CHP kalesi ünvanını yine yitirmedi. AKP eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ile girdiği ve tüm gücüyle asıldığı İzmir’i alamadı.

Hatay ve Antep

Suriye etkisinin ölçüleceği sınır şehri Hatay’da ilçelerin büyük kısmını AK Parti almasına karşın, merkezden gelen oylar AK Parti’ye istediğini vermedi. Eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile girilen yarışta, AKP aday göstermediği için CHP’den aday olan Lütfü Savaş’ın gerisinde kaldı. Üç bakan adaydan sadece Fatma Şahin Gaziantep’te AK Parti’ye beklediği başarıyı sağladı.

Kıyılar

AK Parti 30 Mart’ta da kıyılara ulaşamadı. İzmir, Aydın, Muğla’da CHP duvarını aşamadı. Ancak Antalya’da şehrin eski belediye başkanı Menderes Türel ile zorladı. Ege kıyısında MHP’den aldığı Balıkesir ile moral buldu.  Karadeniz’de ise CHP’den Ordu ve Artvin’i almayı başardı. Yeni büyükşehir olan Trabzon, kupa küskünlüğünü seçime yansıtmadı. AK Parti karadenizde Trabzon, Samsun ve Rize’de yüzde 50’nin üzerinde oy aldı.

ETYEN MAHÇUPYAN / Al Jazeera

Ortaya çıkan genel tabloya bakarsak tahminleri doğru çıkaran sonuçlar oldu. 2 ay boyunca çıkan tapeler ve iktidarın aldığı tedbirler hiçbir şeyi etkilemedi. Seçmen yolsuzluk ve darbeyi kıyasladı ve darbenin daha tehlikeli olduğuna karar verdi. Melezleşen bir orta sınıf var. Bu sadece muhafazakar kesim değil. Klasik muhafazkarlığa sahip çıkan insanlar değil bunlar. Dindarlığı yeniden tanımlıyor bu insanlar. Ne dindar ne laik bir aile tipolojisi var. Bu orta sınıf kendi demokrasi taleplerini AK Parti'nin taşıyabileceğini düşünüyor. Demokrasi mi değil mi tercihiyle karşı karşıya kaldı seçmen. Tercihini demokrasiden yana kullandı. 17 Aralık sonrası AK Parti'ye yaradı. 16 Aralık'ta AK Partililer bile tahmin edemezdi bunu.

NUR SERTER/ Al Jazeera

Bu seçimden CHP'nin Ankara ve İstanbul'dan birisini kazanarak çıkması halinde bunu önemli bir başarı kriteri olarak değerlendirmek gerekir. Ancak seçimlere hangi koşullarda girilmiş olduğunu da gözönünde tutmak gerekebilir. Cumhuriyet tarihinde hiçbir iktidar partisi seçimlere bu kadar olumsuz koşullarda girmedi. Onun için CHP'nin aldığı bu sonucu sevinerek karşılamak mümkün değil. Bununla ilgili analizlerin objektif bir biçimde yapılması gerekir. Seçimlerde oylar Başbakan'a akıyor, AK Parti'ye değil. Türk halkının etik değerleri bu kadar köşeye iteceğini düşünmüyorum. Başbakan'ın halkı ikna etme yöntemleri göz önünde bulundurulmalı. AK Parti seçimlerde aldığı oy oranını, hukukun ve yargının yerine koyarak aklandığı gibi bir izlenime kapılırsa demokrasinin kalan kırıntıları da yok edilecektir. CHP asla iki konu üzerinden siyaset yapmamıştır. İnanç siyaseti ve etnik kimlikler üzerinden siyaset. Bunlar Türkiye'de yaygın olduğu için verilen oylar da buna göre veriliyor. Seçim propagandasında hükümeti yolsuzluklardan dolayı eleştien CHP'nin yolsuzluk dosyaları nedeniyle partiden ihraç ettiği Sarıgül'ü aday göstermesi seçmende kafa karışıklığı yaratmış olabilir. Seçmen bu çelişkiyi yaşasa bile Türkiye'nin yol aldığı kritik süreç nedeniyle CHP'den yana oy kullandı. CHP, seçmeni böyle bir çelişkiyle karşı karşıya bırakmasa iyi olurdu. Sarıgül, bundan sonra CHP'de genel başkanlık yarışı başlatabilir. Ama CHP örgütlerinin buna geçit vereceğini zannetmiyorum. CHP'nin siyaset yaparken yolsuzluğa bulaşmamış isimlerle yoluna devam etmesi lazım. Ama önümüzdeki süreç çeşitli gelişmelere gebe olabilir.

MAZHAR BAĞLI / Al Jazeera

Bu seçim sonuçları uzun süredir toplum mühendisliği yürütenlerin hesaplarını boşa çıkardı. Halk iradesine sahip çıktı, ortaya konan bütün kötü propagandalar ve tezgahlara rağmen kendi düşüncesinden vazgeçmedi. Bu Ak Parti'ye seçim kaybettirme değil, AK Parti'yi bitirme operasyonu idi. Ak Parti büyük bir başarıyla sonuçlandırdı. Seçime katılım da oldukça yüksek oldu. AK Parti'nin oyu yüzde 38'den yüzde 46'ya yükseldi. Bu büyük bir başarıdır.Cumhurbaşkanlığı seçimleri konusunda bir akademisyen olarak kişisel görüşümü söyleyeyim. Sayın Başbakan hiçbir makam için herhangi bir pazarlık içine girmez. "Al gülüm ver gülüm" hesabına girmez. Kendi ilkeleri doğrultusunda doğru bildiğini yapmaktan geri durmaz. 1908'den Ahrar Fırkası'ndan bugüne kadar bir siyasi okuma yaptığımızda Sayın Başbakanımızın cumhurbaşkanı olması olması gerekendir. Bundan sonra AK Parti Türkiye'de gerçekten esas meseleleri belirleyen bir siyasi hareket olacaktır.

ALİ ÇARKOĞLU / Al Jazeera

Bu sonuç beklenen bir sonuçtu. Bundan bir iki ay evvel hiç kimse böyle bir sonucu beklemezdi. AKP açısından çok daha büyük bir oy kaybı beklenirdi. 17 Aralık Operasyonu, internete düşen kasetler, gezi olayları nedeniyle bu beklenti vardı. Ancak son 2-3 hafta içinde ortaya çıktı ki değerlendirmeler çok partizanca yapılıyor. Bir partinin seçmeniyseniz oyunuzu değiştirmiyorsunuz. Ne olursa olsun partinize oy veriyorsunuz. Twitter ve youtube yasaklarının etkili olacağı düşünüldü. Ancak bunların Türk halkı için bir karşılığı yok. Olduysa da ne kadar oldu? Yüzde 50'den yüzde 47'ye indirecek kadar oldu. Yerel seçim genel seçimle kıyaslandığında birkaç puanlık düşüş beklenir zaten. İki taraf da sonuçları kendisine yontacak bir yorum bulacaktır. İki milliyetçi hareket kazanarak çıktı. Ana muhalefet partisi de oy kazanmış görünüyor. Herşeye rağman muhafelefetin kazancının daha büyük olduğu bekleniyordu. Ama artık "iki kişiden birini oyu bendedir" diyen bir AKP görmeyeceğiz. AKP de "global dünya krizinin etkisinde yüzde 38 aldık, şimdi artırmış durumdayız" diyebilir. Yani herkesin kazandığı bir seçim. her aprti kendine yontacak bir sonuç bulabilir.

MUSTAFA KARAALİOĞLU / NTV

AKP son dönem tartışmalarının tamamı üzerinde büyük üstünlük sağladı. Benzersiz bir zafer. Genelde oy tabanının da yüzde 55'i bulduğunu söyleyebiliriz. Ne zaman darbe girişimi olsa halk kendi iradesini göstermede cimri davranmıyor. Sayın Erdoğan açısından da değerli bir sonuç. Rakipleri açısından umutsuz ve trajik. Gerçekti yalandı ama 17 Aralık gibi değerli bir malzeme vardı ellerinde. Ama fırsata dönüştüremedi muhalefet. Seçimin mağlubu CHP'dir. Gülen grubu da trajik yenilgi oldu. Türkiye haritası bağlamında da AKP Türkiye partisi olduğunu gösterdi. Ya birinci ya ikinci parti oldu. Erdoğan'ın sert üskubunun bir karşıtı olduğunu unutmayalım. Tek taraflı bir sorun değil yani. Sayın Erdoğan'dan beklediğimiz balkon konuşmasının Erdoğan'ın düşmanları tarafından da yapılması gerektiğine inanıyorum.

ALİ BAYRAMOĞLU/ NTV

AKP için çok önemli bir başarı. Gezi olaylarından sonra başlayan otoriterleşme tartışmaları, AKP ile liberal kesimlerin demokrat kesimlerin ayrıştığı iddiaları. Diğer tarafta malum cemaat ve hükümet gerginliği ve onun yaratmış olduğu ağır tahribat. Bu çerçeveden baktığımız zaman fevkalade bir başarıdan bahsedebiliriz. Eğer Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olacaksa, bu rakamlar da büyük bir kamuoyu araştırmasının kendisi ise yüzde 60'lara yakın birinci tur rakamıdır bu. Yani burada AKP'ye yönelik son derece güçlü bir destek var. Tabii sorularımız var. Sadece seçmenden alınan bu büyük destek gerginliğin azalmasına yardımcı olacaktır ama yeterli olmayacaktır. 2007 yılında değiliz. Yani asker muhtırası karşısında büyük bir halk ya da demokrasi tokadı atan bir iklim değil bu. Bu başka iklim. Yolsuzluk tartışmaları var otoriterleşme tartışmaları yalnızlaşma tartışmaları var. AKP'nin bundan sonra gemiyi nasıl yürüteceği son derece önem taşıyor. Yarından sonra en çok tartışacağımız şey bu olacak. Bundan sonra beklentim şöyle. Cemaatin devlet içindeki gayri meşru eylem dokusunu temizleyecek hükümet. Bu hukuk içinde olmalı ama. Ölçüsü kaçarsa yani HSYK'da internette olduğu gibi tartışmalarla karşı karşıya kalırsak, bütün bu oya rağmen, yeni bir sorun yeni bir meşruiyet tartışması ile karşı karşıya kalırız. İkincisi şudur. Yolsuzluk iddiaları kulağa kar suyu kaçırdı. Yapılan anketler bize diyor ki toplumun yüzde 65'i bunlardan rahatsız oldu. Bunun içinde AKP'ye oy verenler de var. AKP ciddi bir yolsuzluklarla ilgili topluma izahat yapmalı.

İSMET BERKAN / NTV

Türk siyasetinde konsolidasyon görünüyor. Dört partide toplanmış oylar. AKP kendisi başarı çıtasını yüzde 39 üstü olarak görüyordu. 2 yıl önce de genel seçimler oldu ve o seçimlerden sonra da çok şey. Oy kaybettiyse bile onca yaşanana rağmen az kaybetmiş. Haritaya baktığınızda AKP diye bir parti var. Türkiye'nin her yerinde var. Birinci ya da ikinci. Buna karşılık AKP'nin çeşitli bölgelerde yerel rakipleri var. Doğu ve Güneydoğu'da BDP, sahillerde CHP gibi. Türkiye'deki muhalefet açığı sorunu var. CHP ve MHP toplamı AKP'den az. Katılım oranı yüzde 87 görünüyor. Bu merkez sağ ve muhafazakar seçmenin oy vermeye gittiğini gösterir. Bu AKP 'nin başarılı kampanya yürüttüğünü gösterir. Türkiye'de gerçekte iki ana siyasi akım var. Türkçülük ve İslamcılık. Türkçülük de CHP ve MHP temsiliyeti var, diğerinde AKP'dir temsilci. Bu kimlikler üzerinden siyasi mücadele yapılıyor. Kimlik üzerinden siyaset yaparsanız öteki vardır. Türkiye'de olan da budur.

NAGEHAN ALÇI / CNN Türk

Başbakan meydanlarda kime meydan okudu? Meydan okuduğu güç o kadar karanlık ki… Kim başını kaldırmaya kalksa onu kasetlerle, ona ait olduğu iddia edilen kayıtlarla karalamaya çalıştılar. Çok büyük bir korku atmosferiydi. Başbakan bütün riski üstüne alarak mücadeleyi seçti. Ben seçimlerden sonra bir hukuk süreci başlayınca dillerin çözüleceğini, insanların karşı çıkışlarına tanık olacağımızı düşünüyorum.

 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM