Sosyal Medya

M. Ali Akbulut: Geç Gelen Diyalog Zemini



Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın oluşturduğu Mekke İttifakı’na dair tartışmalar durmak bilmiyor. Kaygılar, riskler, tehditler, tehlikeler ve fırsatlar şeklinde yapılan değerlendirmeler devam ediyor. Bu değerlendirmelerin olduğu şartlarda, beklentiler ve temenniler çerçevesinde yeni gelişmeler oldu. Mekke İttifakı bileşenleri, ittifak dışında ve bölgenin önemli aktörlerinden olan İran’da bir araya geldi.

Tahran’da yapılan dörtlü toplantı, Mekke İttifakı’nın geleceğine dair umut verici bir adım olmuştur. Şimdilik içinde belirsizlikleri ve karamsarlıkları barındırsa da güzel bir adım diyebiliriz. İran’ın ev sahipliğinde yapılan Mekke İttifakı üyesi ülkelerin güvenlik toplantısı, ittifaka yönelik olumsuz düşünceleri kısmen de gideriyor.

Çok yönlü değerlendirmelerden, çok daha yüzeysel ve daha anlaşılır olması açısından yetersiz olmakla birlikte, ileriye yönelik iyimser ve güzel bir adım demek gerekiyor. Bölgesel istişarelere adeta kapı aralıyor. Diyalog için zemin oluşturuyor.

Toplantıya katılanlar, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan tarafından kabul edildi. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın, “Bölge güvenliği konusunda ve bölge ülkelerinin birliği noktasında atılan her adıma destek verdiklerini” belirten beyanı da dikkate alınması gereken bir cümle. Mekke İttifakı’nın gündemi ile İran’ın gündemi farklı olsa da ortak noktanın; bölgesel hareket edilmesi, bölge güvenliğinin oluşturulması, bölgesel dinamiklerin harekete geçirilmesi, bölge barışının sağlanması gibi genel konu başlıkları olduğu anlaşılıyor.

Mekke İttifakı üyesi ülkelerin ana gündeminde Yemen meselesi olduğu açık. Suudi Arabistan’ın ciddi anlamda başarısız bir Yemen siyaseti var ortada. Yaşanan çatışmada çok ciddi kayıpları var. Ekonomik olarak her geçen gün yıpranıyor. ABD, işgal rejimi İsrail, İngiltere ve Fransa doğrudan ve dolaylı yardımlar ulaştırıyor. Yine de başarı sağlayamıyor. Pakistan ve Türkiye’nin dahil olduğu fakat çözüm bulunamayan Yemen sorunu, Mekke İttifakı’nın gündemiyle Tahran oturumunda ele alındı.

Ve tabii ki bir de İran’ın gündemi var. İran, olaylara genel olarak bölge içi dinamiklerin kullanılarak bölge güvenliğinin sağlanması gerektiği inancında. Bu inanç içerisinde, yaşanan her cephede çatışmanın durması gerektiğini söyleyerek yaklaşıyor. Gazze, Ürdün Nehri’nin batı yakası, Lübnan, Suriye ve Yemen’i birbirinden ayırmıyor. Ve bölge güvenliğinin bölge ülkeleri tarafından çözülmesi, ABD ve işgal rejimi İsrail’in saldırganlığının durması gerektiği şeklinde bakıyor. Olaylara genel bakarak bölge ülkeleri arasındaki diyalog, istişare, işbirliği ve ittifakların değerli olduğunu belirtiyor. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın açıklamaları da bu doğrultuda.

Tahran’daki oturum sonrası yayınlanan bildiriye bakıldığında genel ifadeler var. Hatta İran’a yönelik ABD ve işgal rejimi İsrail’in saldırısına işaret edilmeyip kınama da yapılmadı. Buna rağmen, bölge ülkeleri arasında güven artırıcı bir adım; Mekke İttifakı üzerine yapılan “riskler ve tehditler var” şeklindeki değerlendirmelerimizi büyük oranda giderip ileriye yönelik fırsat oluşturabilecek bir çizgiye yöneliş var diyebileceğimiz bir toplantı olmuştur.

Mekke İttifakı’nın geleceğine dair olumlu bir adım, bölgenin içinde bulunduğu şartlar dikkate alındığında sorunların çözümü konusunda bir irade gösterisidir. Çatışma yerine diyalog oluşturulması anlayışının varlığını gün yüzüne çıkarıyor. ABD’nin bölgeyi terk etmeye çalıştığı bu süreçte, bölge güvenliğini bölge ülkelerinin sağlayacağına dair bir bakış ve düşüncenin dışa vurumudur aynı zamanda. Aynı zamanda ABD’nin bölge ülkelerinin güvenliğini sağlamakta yetersiz kaldığı gibi bölgedeki huzursuzluğun kaynağı olduğu gerçeğinin anlaşılmasıdır.

Mekke İttifakı üyesi ülkelerin gündemindeki ana konunun Yemen, İran’ın gündemindeki ana konunun ise bölge güvenliği ve bölgesel işbirliği diyaloğu olduğunu bir kez daha hatırlatalım. Yemen meselesinin tek başına gündeme alındığını söylemek, oturumu küçümsemek olduğu kadar, bölgenin diğer çatışma bölgelerini de gündemine yerleştirdiğini söylemek de zor. Çünkü yayınlanan bildiride ABD ve işgal rejimi İsrail’in kınanmaması da bunun işaretlerini veriyor.

ABD’ye yönelik de bir mesaj olduğunu unutmamak gerekiyor. ABD’nin bölge siyasetlerinin bölgeyi çatışmaya sürüklediği bir gerçek. Emperyalist siyasetlerin ve Siyonist yayılmacılığın bölge ülkeleri arasında yürüttüğü fitne siyasetlerinin etkisinin kırılması yönünde bir irade varlığı da söz konusu.

Her ne kadar bölgedeki denklemler ve değişimler dikkate alınarak fazla iyimser olmaktan kaçınılsa da bizim hayır isteyerek kalbimizin, beklentilerimiz ve arzularımızın da bölgenin yararına olması yönünde attığını söylemek gerekiyor.

Uzun süredir beklenen, gecikmiş bir işbirliği, istişare ve diyalog toplantısı görüntüsü verilmiştir. Bu iradenin canlı tutulması ve hayata geçirilmesi için de çaba gösterilmesi gerekmektedir. D8’in kurucu mimarı merhum Necmettin Erbakan’ın çatışma yerine diyalog anlayışının da canlandırılması şeklinde bakmak mümkün.

Bölge barışına, bölge huzuruna, bölge halkının refahına ve birliğine katkı sağlayacak bir başlangıç olması dileğiyle.

M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM