M. Ali Akbulut: Mezhep ve Kutsal Belde Söylemleri; Yeni Fitneye Dikkat
Amerika ve işgal rejimi İsrail'in, bölge özelinden İslam dünyasında ortak hareket ettikleri biliniyor. Fakat son yaşanan gelişmelere bakıldığında, ABD ile işgal rejimi İsrail arasında hem taktik hem de strateji farklılıkları olduğunu söylemek mümkün.
Gazze'den başlayan Lübnan, Yemen ve İran'da ortak operasyonlar düzenleyen Siyonist emperyalist çizgi, İran'a yönelik Ramazan Savaşı'nda istediklerine ulaşamadı. İran'ın direnişi, Hizbullah'ın silahsızlandırılamaması, Yemen'in denkleme etkili giriş yapması bütün hesapları alt üst etti.
Savaşın uzaması, ne savaş ne barış şartlarının devam etmesi, Hürmüz Boğazı'nın kapalı tutulması, ardından Bab el-Mendeb'in de direniş ekseninin kontrolüne geçmesi bölgedeki bütün dengeleri değiştirdi. Küresel anlamda ekonomik ve sosyal krizleri kalıcı hale getirecek boyutlara tırmanışa geçmesi, Siyonist emperyalist ortaklığına ciddi darbe vurdu.
Trump artık eskisi gibi askerî operasyonlardan sonuç alamayacağını öğrendi. Ekonomik kuşatılmışlıkların istenilen sonucu vermeyeceğine dair görüşler güç kazanıyor. Küresel ekonomik krizlerin baskısı da Trump'ı hem iç kamuoyunda hem dünya genelinde zor durumda bırakıyor.
İran'a olası askerî saldırının yapılması ve yapılması hâlinde nasıl bir sonuç alacaklarını bilmiyorlar. Beklemedikleri İran direnişi, ekonomik ve siyasi yük olmaya başladı. ABD istihbaratının bilgileri yeterli görülmeyip işgal rejimi İsrail istihbaratıyla yol yürünmesi de ayrı bir prestij çöküntüsüne sebep oldu. İran'la başlatılan bir savaşın hesap hatası olduğunu kabul ediyorlar. Yaklaşan seçimlere dair ciddi kaygıları da var. Bütün bunların toplamında Trump, yeni bir askerî operasyondan kaçınıyor.
Trump, siyasi, sosyal, ekonomik baskılara diplomatik baskıların da etkisiyle savaştan kaçınırken, her fırsatta koruyup kolladığı cephe arkadaşı Netanyahu ise bir yandan ülke içindeki siyasi ve hukuki kariyeri olsun, gerekse de çözülmeye ve dünya genelinde yalnızlaşan işgal rejiminin durumunu beka olarak görüp yeni bir savaşa girmenin zaruretine inanıyor. Trump'tan ayrı yeni savaş taktikleri üzerinde çalışma yürütüyor. Savaşın yükünü ABD'den alıp bölge ülkelerine yüklemek adına ciddi diplomatik ataklar içinde. BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmayla, Kuzey Afrika ve Körfez'deki müttefikleriyle yakın temas içinde olmaya çalışıyor. Trump'tan boşalan yerleri İsrail diplomasisi, siyasi etkisi, askerî ve istihbarat iz ve işaretleriyle doldurma gayreti içinde.
Netanyahu'nun BAE ziyareti ve bu ziyarette bölge ülke temsilcileriyle yaptığı toplantıların, bölge ülkeleri arasında fitne çıkarmaya yönelik olduğu açık. Bu temas ve toplantıları, İran ve Yemen aleyhine olduğu kadar bölge ülkeleri arasında güvensiz ortamın oluşmasına yol açacak adımlar olarak görmek gerekiyor.
Şimdilik Suudi Arabistan ve Ürdün yetkililerinden yalanlama yapıldığına dair açıklamalar olsa da açıklamayı yapan makam ve isim hakkında bir bilgi yok. Açık bilgiler olarak kamuoyuna yansıyan Netanyahu'nun BAE ziyareti ve toplantıları, Netanyahu'nun bölgede ABD-İsrail birlikteliğinin kırıldığına dair ipuçları sayılır.
Trump ne kadar iç kamuoyu ve seçimler için savaştan uzak durmak istese de Netanyahu ise iç kamuoyu ve seçimler için yeni bir savaşa ihtiyaç duyuyor. Trump ne kadar ekonomik yük ve siyasi baskılardan etkilense de Netanyahu ise bölge ülkelerine baskı, tehdit ve şantajlarla ekonomik ve siyasi yükü üstlenmeleri için çalışıyor.
Bölge ülkelerini İran ve Yemen'e karşı birleştirmek adına mezhep kartını, Mekke ve Medine gibi kutsal topraklar kartını kullanmaya, uluslararası kamuoyunda da İran'a karşı olası operasyonu meşrulaştıracak yeni senaryolar peşinde olduğunu söylemek gerekiyor. Bu senaryolardan birinin de Ebu Dabi-Tel Aviv seferi yapan uçağın kaçırılma eylemi senaryosu olması mümkündür.
ABD ve Siyonist rejimin önünde her daim yalan ve yanıltıcı bilgiler bulunuyor. Dünya kamuoyuna yönlendirilecek yanıltıcı ve yalan bilgilerle yeni senaryoların sahneye konulması da mümkün. 11 Eylül İkiz Kuleler senaryosu ile Afganistan işgali, kimyasal silah, kitle imha silahları iddiasıyla Irak'ın işgali, uyuşturucu kaçakçılığı iddialarıyla Venezuela işgali, nükleer silah programları iddiasıyla İran savaşı senaryoları ve milyonların hayatına mal olan savaşlar unutulmasın.
Trump savaş istemiyor gibi olsa da Netanyahu bölge ülkelerini yeni bir ateşe sürüklüyor. Oyunlara, fitnelere karşı daha duyarlı ve dikkatli olmak durumundayız. Yemen'de "Husiler" diyerek yeni mezhep söylemleriyle kutsal beldelere yapılan saldırı iddialarının kim tarafından, nereden çıktığına daha dikkat etmek gerekiyor.
Duyarlı ve dikkatli olmak dileğiyle.
M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.