Sosyal Medya

İkrime Sabri: Mescidi Aksa baskınları bir sayı meselesinin ötesine geçerek yeni bir dini ve siyasi gerçeklik dayatmayı amaçlıyor



Mescid-i Aksa Hatibi Şeyh İkrime Sabri, Yahudi bayramlarında artan baskınların Mescid’e yönelik saldırıların niteliğinde daha tehlikeli bir dönüşümü gizlediğini söyledi. Sabri, alenî ayinlerin genişletilmesi ve Siyonist yetkililerin bunlara katılmasıyla, daha önce sınırlı olan uygulamaların işgal polisinin koruduğu bir oldubittiye dönüştürülmesinin hedeflendiğini belirtti.

Sabri bugün (29 Eylül Salı) basına yaptığı açıklamada, yaşananların tehlikesinin yalnızca baskın düzenleyenlerin sayısıyla ölçülemeyeceğini, asıl tehlikenin baskınlara eşlik eden toplu dualarda, dini sembol ve malzemelerin içeri sokulmasında ve resmî siyasi himaye altında avlularda yeni ritüeller dayatma girişimlerinde yattığını ifade etti.

Sabri, gerçek tehlikenin yalnızca baskın görüntüsünde değil, onun ardında yattığını vurgulayarak şöyle dedi: “İzin verilen her yeni ayin, geçirilen her adım, Mescid’e girip orada ibadet eden her İsrailli yetkili, zamanla istisna olmaktan çıkarılıp oldubittiye dönüştürülmek isteniyor.”

Sabri’ye göre son yıllarda Yahudi bayramları, saldırıların tırmandırıldığı dönemlere dönüştü. Bu dönemlerde işgal rejimi, baskınları tekrarlamanın ötesine geçerek, uygulamaların birbirini izlemesinden ve gündelik tabloda sıradanlaşmasından yararlanıp Mescidi Aksa’nın içinde yeni bir dini ve siyasi gerçeklik dayatmaya çalışıyor.

Aksa Hatibi, Siyonist bakan ve yetkililerin baskınlara katılmasının kişisel varlıklarının ötesinde bir anlam taşıdığı görüşünde. Sabri’ye göre bu katılım, yerleşimci grupların öncülük ettiği uygulamalara hükümetin içinden bir koruma kalkanı sağlıyor ve bu grupların faaliyetleri ile işgalin resmî politikaları arasındaki bağı gözler önüne seriyor.

Sabri, alenî dua ve ayinlerin ve sözde “bitkisel kurbanların” içeri sokulmasının birbirinden kopuk olaylar olmadığını, Mescid’in kimliğini ve dini-tarihî gerçekliğini değiştirmeyi hedefleyen bir sürecin halkaları olduğunu vurguladı. Sınırlı uygulamaların polis koruması altında gerçekleştirilen organize eylemlere dönüşmesiyle tehlikenin katlandığına dikkat çekti.

Sabri, 144 dönümlük alanın tamamıyla Mescid-i Aksa’nın yalnızca Müslümanlara ait İslami bir mescit olduğunu, burada yeni ritüeller dayatılmasının kimliğini değiştirmeyeceğini vurguladı. Bu girişimlerin zamansal ve mekânsal bölünmeyi dayatmanın zeminini hazırladığını belirtti.

Sabri’nin açıklamaları, Kudüs Valiliği’nin verilerine göre dün (Pazartesi) sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki vardiyada 1792 yerleşimcinin Mescid’e baskın düzenlemesinin ardından geldi. Baskınlara aşırı sağcı Siyonist Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben Gvir de katıldı. Baskınlara alenî ayinler eşlik ederken, cemaatin Mescid’e girişine ve hareketine yönelik kısıtlamalar sıkılaştırıldı.

Bundan önce Pazar günü de 1500 yerleşimci Aksa’ya baskın düzenlemiş, “bitkisel kurbanları” içeri sokmuş ve Babu’l-Kattanin yakınında dua etmişti. İşgal güçleri ise Aksa’ya çıkan çarşıdaki dükkân sahiplerini işyerlerini kapatmaya zorlamış, böylece baskınların etkileri halkın geçim kaynaklarına ve gündelik hayatına yayılmıştı.

Sabri, Mescidi Aksa’nın siyonistlerin bütün taraflarının, önceki sınırları aşabileceklerini ve yeni emrivakiler dayatabileceklerini ispat amacıyla seçim yarışı ve güç gösterisi yaptıkları bir alan olarak kullandıkları bir mekan haline getirilmesine fırsat verilmemesini istedi. Bunun saldırıların düzeyini her mevsim bir öncekinden daha yukarı taşıdığını ifade etti.

Sabri, “Eskiden fısıltıyla yapılan artık açıktan yapılıyor, eskiden yasaklanan artık korunuyor, eskiden küçük grupların yaptığına artık siyasi yetkililer katılıyor” dedi.

Sabri, bu sürece karşı Kudüs’te ve Aksa’da yaşananlara ilişkin sessizliğin ve medya karartmasının kırılması çağrısında bulundu. Haberlerin baskın düzenleyenlerin sayısına ya da dağınık görüntülere indirgenmesinin, Mescidi Aksa’da adım adım dayatılan dönüşümlerin niteliğini gizlediği uyarısında bulundu.

Sabri, Kudüs’ün bugün bir baskın fotoğrafına ya da son dakika haberine bağlı geçici bir haberciliğe değil, kesintisiz bir medya sesine ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak, “Medya yaşananların ayrıntıları karşısında sustuğunda küçük ihlaller büyük gerçekliklere dönüşür” dedi.

Sabri, medya kuruluşlarını, dini kurumları, insan hakları kuruluşlarını, gazetecileri ve aktivistleri Kudüs’ü gündemin ön sıralarında tutmaya, uygulamaları belgelemeye ve anlamlarını açıklamaya çağırdı. Görüntülerin amaçları ortaya konmadan tekrarlanmasının, işgalin bunları Aksa’nın olağan gerçekliğinin bir parçası olarak sunmasına imkân tanıyacağı uyarısında bulundu.

Filistin Enformasyon Merkezi

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM