Sosyal Medya

Veysel Tepeli: Nereden Çıktı Bunlar?



Yaşı 40’ı devirmiÅŸ, hayatın eski ritmini de yeninin kaosunu da tatmış olanlara soruyorum: Çevrenizdeki gençlere hiç dikkatli gözlerle baktınız mı?

Yeni neslin ruh halini, hayata bakışını ve içten içe yaşadığı o büyük dönüşümü ne kadar okuyabiliyoruz?

Bakın, karşımızda bambaşka bir gençlik var. Ülkeyle ve gelecekle ilgili derin bir karamsarlık içinde, ilk fırsatta yurt dışına "kapağı atma" telaşında olan bir nesil.

Bir yandan Güney Kore kültürüne duyulan o mistik hayranlık, diğer yandan LGBT konularındaki yüksek hoşgörü. Bir yanda sokak hayvanlarına gösterilen ve neredeyse insan ilişkilerinin önüne geçen o devasa hayvan sevgisi; diğer yanda inanç dünyasında hızla yükselen Deizm bayrağı...

Sadece bu kadar da değil. Evliliği ve çocuk sahibi olmayı hayatın merkezine koymak yerine, bunları ayak bağı, birer "angarya" olarak görenlerin sayısı hiç de azımsanmayacak düzeyde.

İlişkiler şirazesinden çıkmış durumda; kadınların erkeklere karşı derin bir öfkesi ve güvensizliği var.

Toplumsal roller altüst olmuş gibi: "Kadınlar erkekleşiyor, erkekler kadınlaşıyor".

Varsa yoksa anlık hazlar, durdurulamayan bir hız tutkusu ve aileyi bir yük olarak görüp bireysel bir hayatın peşinden koşma arzusu...

Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım. Bu saydıklarımın hiçbiri okul müfredatlarında yazmıyordu. Hiçbir anne ya da baba, akşam akşam evladının karşısına geçip "Yavrum, büyüyeceksin ve evliliği bir angarya olarak göreceksin" diye telkinde de bulunmadı.

Peki, o zaman nereden geldi tüm bu düşünceler, bu hesaplar, bu radikal hayat planları? Biz nerede ıskaladık?

Cevap, aslında hepimizin gözünün önünde ama çoğumuz görmeyi reddediyoruz. İşte algı dediğimiz, toplum mühendisliği denilen şey tam olarak budur.

Bu düşünceler gökten zembille inmedi. Okuduklarımız, izlediğimiz film ve diziler, sosyal medyada kaydırıp durduğumuz o sonsuz akışların arasına milim milim yerleştirilmiş subliminal mesajlarla geldiler.

Bizlere dijital ekranlardan pazarlanan, hayran bıraktırılan o "parıltılı" rol modelleri vasıtasıyla hayatımıza sızdılar.

Onların giydiği kıyafetler, kurduğu cümleler, savunduğu değerler üzerinden yavaş yavaş, ufak ufak zihnimizi yeniden inşa ettiler.

Bizim öz değerlerimizi, reflekslerimizi, neleri umut edip nelerden korkacağımızı dijital bir laboratuvarda yeniden tasarladılar.

Peki, bu esnada biz ne yapıyorduk? Biz ebeveynler, abiler, ablalar olarak sadece seyrettik. Çocuklarımızın eline tabletleri, telefonları verip köşemize çekildiğimizde, onların sadece "oyun oynadığını" sandık.

Ekranların arkasındaki o devasa fabrikanın, çocuklarımızın ruhunu nasıl şekillendirdiğini fark edemedik.

Åžimdi ise karşımıza dikilen bu yabancılara bakıp ÅŸaÅŸkınlıkla soruyoruz: "Nereden çıktı bunlar?" 

Veysel TEPELİ

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.