Şevket Hüner: Düşmandan Kime Sığınmalı?
Düşmanların insafına bırakılmış Gazze’yi izlerken aslında ona müdahale edemeyenlerin daha zor ve çetin bir muhasara altında olduğu gözlerden kaçırılıyor. Düşman, Gazzelilerden, batıya teslim olmuş İslam(!) dünyasını örnek alarak silahlarını bırakıp onlara çizilen kadere teslim olmalarını bekliyor. Asıl ilginç olan, Gazzeli mücahitlerin derme çatma silahlarını teslim almak isteyen düşman, İslam(!) dünyasına en modern ve tahrip gücü yüksek silahlar vermeye devam etmesidir. Kıblesinin işgal edilmesinin uyandıramadığı bir ümmeti, İslam’ın ilk kıblesini korumak için ölümü göze almış yetimleri anlaması ise beklenemez…
O zaman;
Düşman kimdir? Düşmandan, düşmanlaşmaktan, düşmanı desteklemekten kime sığınılmalı?
Bu soru yaratılış kıssasında ele alınır. Nimetlerle dolu cennet gibi bir yerde yaşayan Âdem ailesine yasak ağaca yaklaşmaması ve bu ağaca yaklaşmayı bir kurtuluş olarak göstererek kandıracak olan şeytanlaşmış İblis’i düşman görmesi tembihlenir. Düşman, dost kılığında gelir ve Âdem ailesinin zaaflarını tetikleyecek bir üslupla usulca fısıldar;
Hal böyleyken Şeytan onu vehimlere sürükleyerek "Ey Âdem!" dedi, "Sana sonsuzluk ağacını ve sonu gelmez bir saltanatın (yolunu)göstereyim mi?" (Taha /120)
Ağacın meyvesini yiyen Âdem ailesinin zihninde yok olan ilk şey düşman imajıdır. Sonrasında, nimetleri verip ona doğru yolu gösteren Allah’ın dostluğu flulaşır. Âdem ailesini bu gafletin büyüsünden uyandıran şey ise kendisine verilen nimetler cennetinden mahrum edilmeleridir. Artık onlar birbirini uyararak düşmana direnen bir aile değil, kaybettikleri nimetler için birbirini suçlayan bir yalnızlığa mahkûm edilmiş iki çaresiz insandır.
Düşmanı, düşman olarak kalması konusunda motive eden güç nedir? Âdem ailesini kandırmak için kullanılan ölümsüzlük ve bitmez tükenmez saltanat yalanı, iblisin sadece kendisine ve kendinden saydıklarına layık gördüğü rüyasıdır. Aslında isteği ilahlaşmaktır. İblisin gizlediği niyetini Âdem ailesiyle ortaya çıkaran ise ölümsüz ve sürekli saltanatın yegâne sahibi Allah’tır. Bu yönelişinden vazgeçmeyen iblisin kibri, sonu cehennem bile olsa kıyamete kadar süren bir hayata talip olur? Kötü niyetini ortaya çıkaran Allah’a karşı güçsüz kalan iblis, intikamını onun kötü niyetini ifşa edilmesine sebep olan Âdem ailesinden alacağını ilan eder. Onlara farklı yönlerden yaklaşarak şükredemez kılmak için mücadeleye ant içmesi ise onu şeytanlaştırır. O andan itibaren insanın kıyamete kadar sürecek bir düşmanı olmuştur.
Âdem ailesi ise yaptıklarından pişman olarak şöyle yalvararak Allah’a sığınır.
Onlar dediler ki "Ey Rabbimiz nefislerimize zulmettik, eğer sen bize mağfiret etmez, merhamet buyurmazsan şüphe yok ki hüsrana uğrayanlardan oluruz."(Araf / 23)
Bu duada düşmanı değil de düşmana direnemeyen beraberliklerini suçlayarak af dileyen Âdem ailesi, aynı zamanda ölümsüzlüğün ve sonu gelmez saltanatın sadece Allah’a mahsus olduğuna iman ettiklerini de ilan ederler. Fakat düşman bu sefer çocuklarının arasına sızar ve onların birini diğerine karşı kışkırtır. Ama bu sefer ölümü göze alıp düşmana kanan kardeşini uyaran bir Habil vardır. Şeytanın sahte saltanatına direnerek katledilen ilk şehit ve şahit o olur.
İşte Şeytan’ın Âdem ailesiyle mücadelesi burada başlar. Kimileri ölümsüzlük ve süren saltanat yalanına kanıp öyle büyük imparatorluklar kurmuşlar ki kardeşlerine “kullarım” diye seslenmiş. Birileri firavun adıyla Rabliğini ilan etmiş ama Musa karşısında çaresizliğe yenik düşmüştür.
İşte günümüzde de küresel güçlerin desteği ile Firavunlaşarak soykırım yapanlar, firavuna direnen Musa’nın rehberliğinde bunu yaptıklarını iddia ediyorlar. Şeytan artık sadece içimizden değil internetli cep telefonlarımızdan ingilizce dilinde seslenerek diyor ki;
Trump İsrail meclisi Knesset’te; "Bu, sadece bir savaşın sonu değil. Tanrı çağının başlangıcıdır."Netanyahu benden defalarca adını bile duymadığım silahlar istedi. Biz de onlara verdik. O, verdiğimiz bu silahları çok güzel kullandı. Bir sürü teröristi(!) ortadan kaldırdılar ve barış(!) güçle geldi." dedi ve ayakta alkışlandı.
Trump birkaç saat sonra Mısır’da 35 devlet başkanının karşısında, "Bütün devletleri Abraham Anlaşmalarına davet ediyorum. Ben ‘Abraham’ diyorum çünkü halk öyle söylüyor. Aslında ‘İbrahim’ diyebilirim ama ‘Abraham’ demek bana çok daha zarif geliyor.Hamas'a elinde tuttuğu rehineleri serbest bırakması için baskı yapan siz Arap ve Müslüman ülkelere teşekkür ediyorum. İsrail için tüm bu ülkelerin barış için ortak olarak birlikte çalışması inanılmaz bir zafer” dedi.” Yine ayakta alkışlandı.
Yani Gazze’deki soykırım “kimin ölümsüz ve sürekli saltanatın sahibi olduğu” ile ilgilidir.
Gazzeliler O’ “Mütekebbir” olan Allah’tır deyip haysiyetli bir kıyam ile direniyorlar.
Birileri ise iktidarlarını kaybetmemek uğrunda sessizlikleriyle bu soykırıma destek veriyor.
Şevket Hüner / 17 Rebiülahir 1447

Zühtü Suna
Ekim 28, 2025 Salı 09:55
Bizleri aydınlattınız, olanların başka bir boyutunu gösterdiniz, teşekkürler. Yazmaya devam, Cenab-ı Hak güç kuvvet versin inşallah.
Vesselam
Ekim 25, 2025 Cumartesi 13:58
Gazze'de yaşanan katlimada canlarını kurtarmak adına sığınacak bir yer ararken bir islam ülkesi değil de batı ülkesinin olması ne acı.. gazzede yaşanan katliamı yapan ile yaptıran barış yanlısı olarak tanıtılması ise ayrı bir zulüm..Bu zulme alkış tutan ellerin de Müslüman kimlikli olması ise ayrı bir acı.. Zulüm zalimlerin zulmüne alkış tutarak devam ediyor. Muhabbetle