Sosyal Medya

Ramazan Kayan / Kararsızlık krizi

Ramazan Kayan / Milat



Hayatın akışı içerisinde bir türlü karara dönüştüremediğimiz ve kararlılık gösteremediğimiz düşüncelerimiz, değerlendirmelerimiz, tespitlerimiz, yorumlarımız, kritiklerimiz var…

Güzel niyetler, güzel hayaller, güzel rüyalar, güzel projeler, güzel öneriler eksik olmuyor, kesintisiz devam ediyor…

Soruyorum, bu güzellikler niçin kuvveden fiile dönüşmüyor? Teoriden pratiğe taşınmıyor? Söylemden eyleme geçmiyor? Yaşamda karşılık bulmuyor? Maşeri vicdan da makes oluşturmuyor?..

Sadece düşünen bir türlü yola düşmeyen...

Habire konuşan fakat hedefe varmak için koşmayan…

Sürekli akıl veren ama bir türlü adım atmayan…

Düşünüyorum neden bu kadar bocalıyoruz? Belirsizlikler içinde garip durumlara düşüyoruz..

Bu bir bunalım mı? Buhran mı? Boş vermişlik mi? Tükenmişlik sendromu mu? Umursamazlık mı? Uyuşukluk mu? Benimsenmiş tembellik mi? Kronik yorgunluk mu?

Yoksa ruhsal bir sorun mudur?

Doğrularımızı karara dönüştürüp niçin kararlılık gösteremiyoruz?

Gelgitler, ertelemeler, patinaj yapmalar, yerinde saymalar, iki arada bir dere de kalmalar hatta iki camii arasında binamaz kalmalar rutine dönüşüyor…

Bu marazi haller neyin nesidir? Kestirmek oldukça güç… Sanki gittikçe de yaygınlaşıyor…

Başlasa da bitiremeyenler… Söz verse de sürdüremeyenler… Yola çıksa da dökülenler normale bindi…

Ama”ları, “acaba”ları, “bence”leri, “keşke”leri bir türlü bitmeyen bir kuşak geliyor…

Şüpheler, evhamlar, vesveseler, endişeler, korkular bir salgın gibi nesilleri nötrleştiriyor…

Mazeretlere sığınma, bahane üretme, özür beyanı, sorumluluktan sıyrılma gerekçeleri artık vakai adiyeden sayılıyor…

Bilemiyorum, bu sonucu hazırlayan sebepler nelerdir?

Alışkanlıklarımız mı? Çevre baskısı mı? Egemen kültür mü? Nefsi zafiyetlerimiz mi? Şeytani dürtüler mi? Zamanla günahları kanıksamış olmamız mı? Nifak emareleri mi? Kulluk hassasiyetlerini yitirmiş olmamız mı? Yoksa inanç sorunları mı?

Veya kafa karışıklığı mı? Kalbi katılıklar mı? Ruhsal karamsarlıklar mı? İradenin kitlenmesi mi?

Bu istikrarsızlık yeni huzursuzlukların da habercisidir.. Düşünün hep muallakta kalan, sürekli sürünceme de bekleyenin ruh halini…

Ne yapacağını bilememek, bir türlü karar verememek nasıl bir ıstırap..

Belki de karar veremeyen, kararlılık gösteremeyenlerin karakterine de bakmak gerekiyor.. Acaba şahsiyet yozlaşması kimlik krizi mi yaşıyorlar?

Arafta kalanlarda artış var… Belki de kararsızların yekûnu genelin toplamından daha fazla…

Bikarar kalan biçareler bocalıyor…

Çevremize şöyle bir bakıverelim… Namazı seviyor, kılmak istiyor fakat bir türlü karar veremiyor…

Tesettürü önemsiyor, nedense örtünmeye cesaret edemiyor…

Kazancından şüphe duyuyor, vazgeçmek istiyor ama karar veremiyor…

Bazen de adetler ve alışkanlıklar ibadetlere baskın çıkabiliyor…

Şunun altını çizmek durumundayız; yerinde kararlar ve istikrar bizim acil ihtiyacımız…

Öncelikle kullukta kararlılık… Seferde kararlılık… Mücadele de kararlılık… Dahası tevbede kararlılık oldukça önem arzediyor…

Evet kararlılık ve tutarlılık bizi geleceğe taşıyacaktır… Yarın çok geç olabilir… Adım atmak, karar vermek durumundayız…

Bu virüs engellenemezse işin ucu nifaka kadar uzanıyor: “ Arada bocalayıp duruyorlar, ne onlara ne bunlara! Allah’ın şaşırttığı kimseye asla bir yol bulamazsın.” ( Nisa, 143)

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.