Sosyal Medya

Güncel

Uçurtmaları tele takılan çocuklar

Bir çocukla karşılaştığında kalbinde şefkat hissi uyanmayana insan denmez. Fakat ne acıdır ki, dünyada bu ifadeye uyan ve insanlığını kaybeden binlerce cani barınıyor ve kulaklarımda katledilen çocukların çığlıkları yankılanıyor… Hayallerimde ulaşıyorum o çocuklara ve tellere takılan uçurtmalarını tutuşturuyorum ellerine.



Fatma Tuncer / Milli Gazete

Bir düşünür her şeyin küçüğü insanda şefkat hissi uyandırır der ve çocukların sağlıklı bir insanda uyandırdığı duyguya vurgu yapar. Yani bir insan yavrusu ile karşılaştığınızda onun ait olduğu ailenin, etnik yapısının, yaşadığı coğrafyanın bir önemi yoktur, kendi çocuğunuzla karşılaştığınızda ne hissediyorsanız onun için de aynı duyguları hissedersiniz. Zira bütün çocuklar erişkinlerin koruması altındadır ve bütün çocuklar sevgiyi koşulsuz hak ederler. Bir çocukla karşılaştığınızda onu daha evvel tanımış olmanıza da gerek yok, Allah sizin fıtratınızı onu sevmeye ve korumaya müsait şekilde yaratmıştır ve koşulsuz seversiniz. Eğer bir kişi çocuğa olan sevgisini kaybetmişse ondan uzak durun, o artık insani özelliklerini de kaybetmiş ve her türlü kötülüğe açık hale gelmiştir.

Sokakta koşturan bir çocuk gördüğünüzde bir tedirginlik hisseder ve önünde eğilir düşmemesi için uyarırsınız. Parkta salınan çocuğa tehlike isabet ettiğinde koşturur ve onu korumak istersiniz, bir çocuk sesi işittiğinizde yerinizden fırlar ve sesin geldiği yöne doğru yönelirsiniz. Çünkü siz insansınız ve zayıf olan, kendini koruyacak durumda olmayan çocuğu koruma istidadına sahipsiniz… Çocuk hangi coğrafyada doğmuş olursa olsun sizin yüreğinizde bir şefkat ve koruma içgüdüsü uyandırır ve kanatlarınızı açar, gelebilecek tehlikeleri bertaraf etmek istersiniz.

 

Bir çocukla karşılaştığında kalbinde şefkat hissi uyanmayana insan denmez. Fakat ne acıdır ki, dünyada bu ifadeye uyan ve insanlığını kaybeden binlerce cani barınıyor ve kulaklarımda katledilen çocukların çığlıkları yankılanıyor… Hayallerimde ulaşıyorum o çocuklara ve tellere takılan uçurtmalarını tutuşturuyorum ellerine.

Çocukların çığlıkları yankılanıyor kulaklarımda… Ve Filistinli çocukların çaresizliğini görüyorum vicdanımın en derin noktasında… Hatırlar mısınız on yaşında bir çocuk iki Siyonist caninin elinde sorgulanmak üzere götürülmekteydi… Ve o çocuğun çaresizliği karşısında hiçbir lider, hiçbir yetkin kişi sesini yükseltip yanında yer almamış ve çocuk bir erişkin rolüne zorlanarak sorgulanmıştı. On yaşında bir çocuk hangi suça bulaşabilir, hangi kötülüğe güç yetirebilirdi ki? Zulümde hiçbir sınır tanımayan katiller binlerce çocuğun bedenini, umutlarını, hayallerini ve özgürlüğünü böyle katlettiler…

Dünyanın bütün kaynaklarını, bütün değerli madenlerini ve mevcut olan bütün imkânlarını ortaya koysanız, bir çocuğun yüzünden süzülen tebessümün değerini karşılayabilir misiniz? Fakat heyhat! Yüzlerindeki tebessümü çaldınız o çocukların, kandillerini söndürdünüz, uçurtmalarını tellere taktınız ve onların bedduaları ile ördünüz kulelerinizi. Çocuğun gözlerindeki yaşama sevincini, yüzündeki gülücükleri ihtiraslarınız uğruna kopardınız ve dikenli yollara sürüklendiniz onları. Ne acıdır ki bugün yaşanan katliamlarda anne-babalarını kaybeden ve organ mafyasının, çocuk pornocularının, çocuk tacirlerinin eline geçen onlarca çocuk bilinmez dehlizlerde kaybolup gittiler. Ve çocukların akıbeti hakkında hiçbir bilgiye ulaşamadık. Çocuklar yalnızlığa terk edildiler ve katillerin kurbanı oldular.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.