Sosyal Medya

Ceviz yemek sizi akıllı yapmaz

Akıl sahipliği ve ruh sağlığı konusunda kendini tanımak mı istiyorsun? Şöyle yap; Çevrende hiçbir menfaat elde edemeyeceğin insanlarla nasıl konuştuğuna bak. Bir de az ya da çok menfaat elde edebileceğin insanlarla ilişkine.



Aracının deposunu kaliteli yakıtla doldurmak, sık sık aracın içini ve dışını temizletmek, motor yağında en kaliteli markayı tercih etmek akıllı davranışlardır ama bunlar araç sahibinin ya da şoförünün aklını ve zekasını geliştirmez; onu sadece iyi bir araç sahibi yapar.
 
Akıl kıt ise, onu iyi kullanamıyorsan o güçlü, sağlam ve kaliteli araç hiçbir işine yaramaz.
 
Akıl sahibi olmak o aracı nasıl ne amaçla kullandığınla ilgilidir.
 
**
 
Her gün ceviz yiyerek, zeytinyağı tüketerek akıl sağlığın gelişmez ama bedeninin güçlenir, virüslere karşı direncin artar.
 
Sağlıklı bir bedene sahip olursun ama bu sağlıklı bir akla sahip olduğunu göstermez.
 
İnsanlık tarihi boyunca bedeni sağlıklı, kasları çok güçlü ama akıl sağlığı bozuk nice zalim lider, yönetici ve askerin yaşadığını ve bunların dünyayı ne hale getirdiklerini biliyoruz.
 
Akıl sağlığını korumak, güçlendirmek ve geliştirmek için bedeni değil, aklı doyurmak gerekir.
 
**
 
Ara öğünlerle günde beş öğün bedeni doyururken, akıl sağlığını korumak ve geliştirmek için televizyondaki tartışma programlarından ve aklımızla alay eden yerli dizilerden beslenmeyi tercih edersek akıl sağlığımızın bozulması, bedenimizin büyümesi, beynimizin de küçülmesi normaldir.
 
Peki akıl sağlığını nasıl koruruz, nasıl geliştiririz?
 
İnsana yakışır ideallerin arkasından hayalperest olmadan, gerçekçi adımlarla yürüyerek.
 
**
 
Çocuklarımızı her gün D vitamini vererek beden sağlıklarını korurken, akıl sağlığı için de evde onlara merhametli olmayı, paylaşmayı, birlikte yaşamayı kendimizi model olarak sunup göstermek gerekiyor.
 
Eğer akıl ve ruh sağlığını geliştirmeyi okullara bırakırsak, gelecekte sağlam vücutlu, bilgili ama bencil insanlardan oluşan çıkarcı bir toplumun oluşması kaçınılmazdır.
 
Beden olarak güçlü olmak, mevki ve makam sahibi olmak, mal mülk sahibi olmak, zengin olmak akıl ve ruh sağlığımızın yerinde olduğunu göstermez.
 
Bu özelliklerini insanca, insana yakışır biçimde kullanabilmektir akıl ve ruh sağlığının yerinde olduğunun göstergesi.
 
**
 
Sadi’nin Gülistan’ında yer alan kıssada zalimliğiyle meşhur olmuş biri, dervişin birine nasıl ibadet etmesi gerektiğini sorunca aldığı cevap şöyle oluyor; Senin için en makbul ibadet uyumandır. Ne kadar uyursan o kadar az zulmedersin.
 
Dervişin akıl sahibi olduğunu nasıl anlıyoruz?
 
Tavsiyesinden.
 
**
 
Kime ne zaman, nasıl davranacağını, ne söyleyeceğini bilmek, akıl sahibi olmanın delilidir.
 
Bunun için iyi bir üniversite okumak şart değil, zengin olmak da.
 
Profesör olmak da gerekmiyor.
 
Onlarında halkın aklını nasıl karıştırdığını gördük.
 
Bilim insanı kafa karıştırmaz, halkı aydınlatır.
 
Bu ülkede deprem uzmanlarının din alimi, din alimlerinin deprem uzmanlığı yaptıklarına şahit olduk.
 
Nerede nasıl konuşacağını bilmek her meslekte her yaşta yapılabilecek bir iş.
 
Bu konuda dağdaki çobanla şehirdeki çobanın (idareci) arasında hiçbir fark yok.
 
**
 
Akıl sahipliği ve ruh sağlığı konusunda kendini tanımak mı istiyorsun?
 
Şöyle yap; Çevrende hiçbir menfaat elde edemeyeceğin insanlarla nasıl konuştuğuna bak.
 
Bir de az ya da çok menfaat elde edebileceğin insanlarla ilişkine.
 
Ne kadar insan olduğunu ve ne kadar akıllı olduğunu, ruh sağlığının ne durumda olduğunu anlarsın.
 
**
 
Her olayda aynaya bakmıyorsan, aynada kendini değil başkalarını görüyorsan, sürekli kendini değil başkalarını değiştirmeye çalışıyorsan aklını beslemeyi ihmal etmişsindir, ruhun da yaralıdır.
 
Aynanın önü seni göstermeyecek kadar ön yargı, peşin kabullerle ve öğrendiğin yanlış bilgilerle örtülmüştür.
 
Aynada kendini görebilmen için önce görüntüyü netleştirmelisin.
 
**
 
TRT 1’de cumartesi akşamları oynayan efsane bir dizi var; Gönül Dağı.
 
Dizinin içindeki Ciritçi Abdullah’ın torunlarına yol göstermek için anlattığı hikaye, aynadaki görüntüyü nasıl netleştireceğimizi öğretiyor;
 
İki arkadaş bir saz ustasının yanına giderler ve bağlama çalmayı öğrenmek istediklerini söylerler.
 
Usta sorar: Siz ne kadar biliyorsunuz?
 
Biri der ki; “Ben hiç bilmiyorum”.
 
Diğeri; “Ben yüzde 40 biliyorum” der.
 
Usta; “Senden on lira senden 20 lira alırım” der.
 
20 lira istediği talebe itiraz eder; “Ben yüzde 40 biliyorum neden benden fazla istiyorsun”.
 
Usta cevap verir; Senin ile işimiz daha zor. Önce bildiklerini unutturacağız sonra öğreteceğiz.
 
**
 
Az ya da çok bütün menfaatler, doğruyu gizlemek için kullandığımız en sık örtülerdir.
 
O örtüyü ne kadar az kullanırsak o kadar akıl ve ruh sağlığımızı o kadar çok korumuş oluruz.
 
 
Yaşar Süngü / Yenişafak

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');