Sosyal Medya

Güncel

İbrahim Tenekeci'nin Kaleminden: Vatan savunması, onun ziynetlerini korumakla başlar.

Ziynet, süs ve bezek anlamını taşıyor. Mesela şöyle bir hüküm var: ‘Yüz insanın ziynetidir. Ona vurmayınız.’ Yüze vurmak, iki anlama birden geliyor. Her ikisini de asla yapmamak gerekiyor.



Günlerdir vatanımızın ziynetlerini düşünüyorum. Toprağımızı süsleyen, tarihimize zenginlik katan, ruhumuzu derinleştiren bütün o şeyler. Doğal güzellikler, mimari eserler, silinmez isimler.
 
Ulu dağlar, berrak dereler, yüksek yaylalar ve yeşil vadiler vatanımızın ziynetleri arasındadır. Vatan savunması, bunları korumakla başlar.
 
Günlerdir ormanlarımız yanıyor. Bu yangınların önemli bir kısmı insan hatasından kaynaklanıyor maalesef. Sorumsuz ve düşüncesiz insanların yol açtığı felaketler. Yıllar boyunca memleketimizin ormanlarını gezdik. Koruma altındaki millî parkların bile nasıl bir kirliliğe maruz kaldığını gözlerimizle gördük. Adına ‘doğa tutkunu’ denilen insanların dahi ne gibi tahribatlara yol açtığına yakından şahitlik ettik.
 
Artık imkânlar arttı. İnsanlar her yere kolaylıkla gidebiliyor, ulaşabiliyor. Piknikçiler, günübirlikçiler, grup turları vesaire. Su kaynaklarımız poşet ve plastik şişe dolu. Ormanlarımızın en ücra köşelerinde bile cam parçalarına rastlıyoruz. İçiyor, şişeyi hemen orada kırıyor ve gidiyorlar. Yüksek sıcaklığın olduğu yaz aylarında bu cam parçalarına güneşin vurduğunu düşünün. Evet, insansız bölgelerde çıkan orman yangınları.
 
Vatanımızın başlıca ziynetlerinden olan tabiatı her mânada hor kullanıyoruz. Bir yere maden ruhsatı verirken, imara açarken, turizme kazandırırken daha dikkatli ve rikkatli olmak, defalarca düşünmek gerekiyor. Tabiat geçim kapısı olabilir ama rant kaynağı olamaz.
 
Ceylanlar, elikler, türlü kuşlar da vatanımızın ziynetleridir. Ormandaki güzelliği tamamlayan kuş sesleridir. Ziynetlere fenalık etme mesleği olan avcılık kesinlikle yasaklanmalıdır.
 
Vatanın ziynetleri derken başka neler aklımıza geliyor? Elbette millet olma duygumuzu pekiştiren, millî hünerimizi günümüze taşıyan tarihi eserler. Camiler, mescitler, medreseler, mektep binaları, han ve kervansaraylar, su yolları üzerine kurulu çeşme ve hamamlar, türbeler.
 
Edirne deyince aklımıza ciğer değil, evvela Selimiye gelir. Bursa öncelikle Ulucami ve civarıdır. Kastamonu’ya gidip de İsmail Bey Külliyesi’ni görmeden dönmek olmaz. Gitmemiş gibi olursunuz. Candar orada yatmaktadır.
 
Tarihimiz sadece Selçuklu ve Osmanlı’dan ibaret değildir. Beylikler de Türk tarihinin önemli ve ayrılmaz parçalarıdır. Nitekim Anadolu’daki birçok abide eser (ziynet) beylik dönemlerinde inşa edilmiştir.
 
Gezilerimiz sırasında çok sık karşımıza çıkıyor. Her biri emsalsiz olan nice tarihi eserimizin duvarları (yüzü) sprey boyayla yazılmış çirkin yazılarla dolu. Kimini de ticari tabelalar işgal etmiş.
 
Ecdat yadigârı bu eserlere emanet gözüyle bakmalıyız. Yalılar için Boğaziçi’nin süsü diyoruz. Bütün bu eserler de Anadolu’nun ziynetleridir.
 
Tarihi hatırası ve köklü anlamı olan birçok belde ve coğrafi bölge de vatanımızın baş ziynetleri arasındadır. Türkiye evinin ilk kurulduğu yerler, harp meydanları. Ahlat, Adilcevaz, Söğüt, Malazgirt, Çaldıran gibi. Bütün bunların ve buraların ne anlama geldiğini daima aklımızda tutmalı, yanımızda taşımalıyız. Böyle beldelerin nüfus yapısının değiştirilmesine, yani içinin boşaltılmasına müsaade edilmemelidir.
 
Ruhumuzu besleyen manevi mimarlarımız, hem vatanımızın hem tarihimizin vazgeçilmez ziynetleridir. Şairler, âlimler, ârifler, bestekârlar şeklinde uzayıp giden tertemiz bir liste. Ayrıca cesaret ve dirayet sahibi, fedakârlık konusunda hayli mahir olan isimler, askerler. Bu listeye en son Ömer Halisdemir eklenmiştir.
 
Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli, Eşrefoğlu Rumî, Karacaoğlan, Mehmet Akif, Süleyman Çelebi, Kınalızâde gibi isimler bizi biz yapmıştır. Onlar olmadan eksik kalırız. Her biri bir açığımızı kapatmıştır. Birkaç yıl içinde vefat eden Cemil Çiftçi, Orhan Okay, Nurettin Albayrak, Halil İnalcık, Fuat Sezgin, Emin Işık da böyledir. Kervana en son Haluk Dursun Hocamız katılmıştır. Bu isimlerin ortak özelliği mesuliyet ve mensubiyet duygusuyla beraber ciddiyettir.
 
Yine, millî hafızayı oluşturan yazma eserler ve resmi evrakları da ziynetlerimiz arasında görüyoruz.
 
Vatanımıza, memleketimize bakışımız kısaca budur. Bazen televizyonlarda Anadolu programı yapanlara denk geliyorum. Bazı programcıların aşırı lakayıt tavrı beni ciddi şekilde rahatsız ediyor. İnsanımıza ve toprağımızla ilgili güzelliklere böyle ciddiyetsiz yaklaşamayız.
İbrahim Tenekeci / Yenişafak

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.