Sosyal Medya

Kürsü

“Hollandalılar her 10 yılda bir dibe vuruyorlar. Bak sana 3 örnek vereyim" - Hasan Öztürk

Şunu bilelim yeter: Bizim coğrafyamızda “öteki" yoktur. Ötekinin mekanı, mabedi de… Kiliseler olanca ihtişamıyla durur, havralar da… Cemaatleriyle birlikte. Ne apartman bodrumlarında, ne dükkandan çevrilen mekanlarda, ne de daireden dönme yapılarda… Özgün mimarileriyle öylece…



ar günü, YGS bitmiş, İstanbul'a yağan yağmur ise hala devam ediyordu. Bir gece önce Hollanda'nın Rotterdam şehrinde, ırkçılığın çirkin yüzünü görmüş… Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'ya yapılan gayri ahlaki, gayri hukuki muameleye şahit olmuştuk. Türk bayraklarıyla Rotterdam'daki konsolosluğumuz önünde toplanan vatandaşlarımıza atlarıyla, itleriyle saldıran Hollanda polisinin tahammülsüzlüğüne şahit olmuştuk.
İşte öyle bir gecenin sonunda çoluk çocuk yağmurlu bir İstanbul gününde otomobille şehir turundaydık. Yolumuz, Gezi Parkı'nın solundan kıvrılıp, The Marmara otelinin önünden, Sıraselviler'e doğruydu… Karşımızda dev cüssesiyle Aya Triada kilisesi duruyordu. Dedim ki “İşte bizim farkımız budur. Bizde öteki yoktu, olmadı da. Bakın Rum Ortodoks Kiliselerinin en önemlilerinden biri burada öylece bütün ihtişamıyla duruyor, hem de 1880'den bu yana…"
Zaten, İstiklal Caddesi'ne girip de biraz yürüsek, bu kez Katoliklere ait Saint Antoine Kilisesi'ni görmemiz de mukadder; hem de yüz yıllardır aynı yerde birkaç kez yenilenmiş haliyle…
Klasik fotoğraf ise Ortaköy meydanında… Bir yanda cami, bir köşede sinagog ve elbet hemen karşısında kilise… Hem de cemaatleriyle birlikte…
Aya İrini'den, Aya Yorgi'den filan bahsetmeyeyim bile… Mardin'deki Kadim Süryani kiliseleri ve manastırlardan da…
Neyse…
Şunu bilelim yeter: Bizim coğrafyamızda “öteki" yoktur. Ötekinin mekanı, mabedi de… Kiliseler olanca ihtişamıyla durur, havralar da… Cemaatleriyle birlikte.
Ne apartman bodrumlarında, ne dükkandan çevrilen mekanlarda, ne de daireden dönme yapılarda… Özgün mimarileriyle öylece…
CAMİ, KİLİSE, HAVRA MÜSLÜMAN COĞRAFYANIN NİŞANIDIR
Sarayova'ya gidenleriniz olmuştur. Başçarşı'da Gazi Hüsrev Camii'ni merkez alıp 200 metre çaplı bir daire çizdiğinizde içinde cami, kilise ve elbet sinagogun da olduğunu görürsünüz.
Oysa İspanya gerçeğinden de yola çıkarak gördük ki bir zamanlar Müslümanların yaşadığı beldelerde daha sonra hakimiyet kuran Batılılar, geçmişin izlerini neredeyse tamamen yok etmişlerdir. Akılda kalsın diye söylüyorum… Bir Avrupa imparatorluğu olan Osmanlı'nın önemli kentlerinden Belgrad'da şimdi sadece mahzun, mahrum, mahkum Bayraklı Camii var… Bir zamanlar 200 civarında caminin olduğu şehirden söz ediyorum.
ÖNCE BİZİ MERİÇ'İN DOĞUSUNA İTTİLER, SONRA YAHUDİLERİ SÜRDÜLER
Dünya iki büyük savaş yaşadı; 100 yıl içinde. Bu iki büyük savaşın her iki tarafı da Batılılardı. Birbirlerine girdiler. Milyonlarca insan öldü.
İlkinde “Osmanlı'nın mirasına kim konacak" savaşı verdiler ve Müslümanları Avrupa'dan atmaktı amaçları; kısmen başardılar… Bizi, Tuna'nın değil, Meriç'in doğusuna ittiler.
İkincisinde, “ârızî" olduğuna inandıkları Yahudileri Avrupa'dan süpürmek istediler; kısmen onu da başardılar… İsrail'i Filistin topraklarında kurdular.
Kurdukları düzene de “hür dünya", “uluslararası toplum" filan dediler.
O günden bugüne “öteki" olarak gördüklerini ya “asimilasyon" ile içlerinde eritmenin derdine düştüler… Ya da “öteki" olarak periferide tutmanın projelerini geliştirdiler.
Ama şimdi çuvalladılar.
Ne ötekini tamamen asimile edebildiler, ne de periferide tutabildiler.
Bugün Rotterdam'da “bayrak gösteren" Türkler asimile edemedikleri, periferide tutamadıklarıdır.
Mavi yakalı babalarından, dedelerinden farklı olarak onlar artık beyaz yakalılar arasındadır… İçlerinde, iş yerlerinde onlarca, yüzlerce, binlerce çalışanı olanlar var… İçlerinde iyi eğitimliler, iyi işlerde çalışanlar var… Kendi kimlikleriyle Avrupa'da söz söyleme becerisi olanlar var.
***
İspanya'da engizisyondan kaçan Safarad Yahudileri hala İstanbul'da “Türk Yahudileri" olarak hayatlarına devam ediyor…
2'nci Dünya Savaşı sırasında Nazi zulmünden kaçan Yahudileri taşıyan gemi Çilingöz açıklarında battığında kurtulanlara kol kanat gerenlerin bir kısmı hala hayatta.
Onca dayatmalara, onca tazyiklere rağmen, Rum Ortodoks Patrikliği, Taksim'den çıkıp Refik Saydam Caddesi'nden Unkapanı Köprüsü'ne doğru inerken hala İstanbul'un silüetlerinden biri olarak hayatta.
SAHİ MORİSKOLAR KİMLERDİ, KURTUBA CAMİİ'NE NE OLDU?
Oysa, Endülüs'ten geriye El Hamra'nın yıkıntılarından başka ne kaldı. Kurtuba Camii'ne ne oldu? Sahi Moriskolar kimdi?
Bugün Hollanda, Almanya, Belçika gibi ülkeler “ırkçılık" yarışına girmiş, ötekini ötekileştirdikçe ötekileştirme derdinde…
Geçmişlerinde de öyleydiler… Ama bize, “insan hakları", “demokrasi", “özgürlük" nutukları atıp, aşağılama cihetine gitmişlerdi.
Çıplak, çırıl çıplak, çirkin yüzlerini bir kez daha gördük.
Sahi ne diyordu İsmet Özel,
“Ne Godavya geçer yollardan,
Ne bir kimse kör olur…"
Biz, tebaasının gözlerini kör eden zalimleri hep Batı'da gördük!
Yalan mı?
Hollandalılar her 10 yılda bir dibe vurdu
Hollandalıların yaptığı rezilliği izliyordum televizyondan. Telefonum çaldı. Arayan Ankara'dan sevgili ağabeyim Bahadır İslam'dı.
Dedi ki, “Hollandalılar her 10 yılda bir dibe vuruyorlar. Bak sana 3 örnek vereyim.”
“Dinliyorum” dedim… Söze başladı.
“Bir: 1995 yılında Bosna'nın Srebrenitsa kentinde sivil Boşnakları Sırp kasabı Radko Miladiç'e verenler Birleşmiş Milletler adına orada görev yapan Hollanda Barış Gücü askerleridir. Orada Sırplar soy kırım yapmıştır ve sorumlusu Hollandalılardır… Bu askeri açıdan dibe vurmalarıdır.
İki: 2006 yılında Hollanda'daki siyasal atmosferi etkilemek amacıyla Sreprenitsa katliamına neden olan Hollandalı askerlere, üstün hizmetlerinden dolayı devlet nişanı verildi. Bu da siyasi açıdan dibe vurmalarıdır.
Üç: 2017'nin Mart ayında, Rotterdam'daki Türkiye Konsolosluğu'na Aile Bakanı Fatma Betül Kaya Sayan alınmadı. Demokratik gösteri yapan Türklere, itleriyle, atlarıyla, coplarıyla saldırdılar. Bu da diplomatik dibe vurmalarıdır.”
Ne dersiniz, Bahadır İslam'ın tespitleri doğru değil mi?

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM