Kültür Sanat
Hattat-Ressam Arif Çelik'le 'kalem' üzerine
Hattat-Ressam Arif Çelik ile Kütahyadaki geleneksel sanatlara yönelik faaliyetler ve hat kalemleri üzerine konuştuk
Kütahya’da öz sanatlarımıza yeni isimler ve eserler kazandıran VAV Gelenekli Sanatlar Derneği başkanı Hattat-Ressam Arif Çelik ile sanat serencamı, Kütahya’daki geleneksel sanatlara yönelik faaliyetler ve hat kalemleri üzerine hasbıhal ettik.
İbrahim Ethem Gören: Arif Bey sizi tanıyabilir miyiz?
Arif Çelik: 1974 Kocaeli doğumluyum. 1993’te Gebze İmam-Hatip Lisesi’nden, 1999’da KTÜ Sınıf Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Kütahya’da sınıf öğretmenliği yaparken DPÜ GSF Resim bölümünü bitirerek resim öğretmenliğine geçiş yaptım. 2009 yılından bu yana Hattat Mahmut Şahin’den hüsn-i hat meşk etmekteyim. 2014 Aralık ayı itibariyle de icazetimi almış bulunmaktayım. Kütahya’da yaşıyorum. Evli ve ikiz oğul babasıyım.
Geleneksel sanatlarla irtibatınız nasıl başladı?
Sanata karşı ilgim hep vardı. İlkokul yıllarına dayanan resim ilgisi ve lise yıllarına uzanan hüsn-i hat aşkı hep içimde uhde idi. Kültür Bakanlığı’nın Kütahya’da husn-i hat kursu açacağını duyduğumda çok mutlu oldum. Fakat bir türlü bir hattat Kütahya’ya gelmedi. Beklentilerimiz de böylelikle boşa çıkmış oldu. Nihayet 2009 yılında Hattat Mahmut Şahin’le tanıştık. O yıllarda kendisine: “Hocam Hat öğrenmek yıllar alıyormuş, bizi bırakmazsınız değil mi?” dediğimizde bize: “Yeter ki siz bırakmayın, ben gerekirse otogara gelir, dersimi verir, giderim” demişti. Hocamıza, “Hattın Evliya Çelebisi” denilse sezadır. Allah kendisinden razı olsun. O günlerde başlayan sevdamız hâlâ devam ediyor.
Resimle hattın, hatla resmin nasıl bir etkileşimi var?
Hat sanatı tümüyle bizim bağrımızdan çıkmış bir sanattır. Kendi öz sanatımızdır. Resim daha ziyade batı kültürünün bir ürünüdür fakat, ikisi de görsel sanat olmaları itibariyle bir yakınlıkları var elbette...
Resimle hattı, hatla resmi birlikte kullandığınız çalışmalarınız oldu mu?
Kafamın içinde sürekli etkileşim halindeler ama henüz ürün anlamında ikisini birlikte kullanmak nasip olmadı. Belki farkında olmadan istiflerimizde resimsellik ortaya çıkıyor olabilir. Zaman zaman değerli hocam Mahmut Şahin’in ressam olmamız dolayısı ile daha avantajlı olduğumuzu ifade ettikleri oluyor. İleriye dönük bu anlamda resmi ve hattı birlikte kullanabileceğim projelerim var. Onları da ileride konuşuruz inşaAllah.

KÜTAHYA ÇİNİ’NİN BAŞKENTİDİR
İnşallah. Kütahya’da öz sanatlarımıza ilişkin neler yapılıyor? VAV-DER’de neler yapıyorsunuz?
Son 10 yıldır bir öze dönüşten söz edebiliriz. Bizim derneğimiz dışında çok sağlıklı ilerlemese de hat eğitimi veren bir kurum daha var. Tezhip ve ebru gibi gelenekli sanatlar eğitimi veren kişi ve kurumlar yanında biliyorsunuz ki Kütahya çininin başkentidir. Bunun da bizlere olumlu etkisi var tabii ki.
HAT, KİTÂBÎ SANATLARIN MERKEZİNDEDİR
Başkanı olduğunuz VAV-Der bu çalışmaların neresinde bulunuyor?
Vav Derneği gelenekli çalışmaların en ortasında duruyor bizce. Çünkü biliyorsunuz ki kitâbî sanatların ekseninde yazı bulunmaktadır. Vav-Der bu alandaki ihtiyacı karşılamanın yanında diğer gelenekli sanatlarımıza da hizmet çalışmaları sürdürmektedir.
Üyeleriniz hangi sanat nevileri üzerinde çalışıyor?
Üyelerimizde ebrucular, tezhipçiler ve neyzenler bulunuyor. Henüz iki yıllık bir dernek olmamıza rağmen çok güzel çalışmalarımız oldu. 10’a yakın sergimiz oldu.
Dernekteki sanat çalışmalarına ve sergilere teveccüh nasıl?
İstediğimiz düzeyde olmamakla birlikte bir teveccüh var elbette. Sergilerimiz ziyaretçi çekiyor tabii ki. Zamanla da daha iyi düzeylere ulaşacağını umuyoruz. En son sergimizi 4 Temmuz 2015 Cuma günü Dolmabahçe Sarayı sergi salonunda açtık. İstediğimiz ilgiyi yakalayamamış olmakla birlikte bize teveccüh ederek sergimize gelen herkese teşekkür ediyorum.

Nihai hedefleriniz hakkında neler söylemek istersiniz?
Kişisel olarak hedefim ölümümden yıllar sonra da eserlerimle var olmak. Dünyaya güzel şeyler bırakmaktır. Boş bir yaşamımın olması beni en çok korkutan şeydir. Dernek olarak amacımız da kadim sanatlarımızın yeni nesillerimize sevdirilmesinde bir köprü vazifesi görebilmektir. Gündemden düşmüş, unutulmuş, terk edilmiş olarak bırakmak içimizi sızlatır. Bizi kendimizden uzaklaştırır.
Hat sanatıyla ne kadar zamandır meşgul oluyorsunuz?
2009 yılı Hattat Mahmut Şahin hocamızla tanıştığımızda bu sanatla resmen ilgimiz başlamış oldu. Onun öncesinde İmam Hatip Okulu öğrencisi olduğum yıllarda da çok amatörce ilgilenmiştim.
1992-1995 yılları arasında birkaç camiinin tezyinatında da çalıştım. Oralarda da hat çalışmaları çok ilgimi çekmişti. Hatta şimdi kendisiyle irtibat kuramadığım, yaşayıp yaşamadığını bile bilmediğim ustam Musa TUĞ, elimin hatta çok yatkın olduğunu, ailemin izin vermesi durumunda beni İstanbul’a götürüp hattatlardan ders aldırabileceğini söylemişti ama o yıllarda nasip olmadı.
Yıllar sonra Hattat Mahmut Şahin hocamızla tanışmak ve bu sanata bir ucundan dahil olmak nasip olduğu için Rabbime hamd ediyorum.
Yakın zaman sonra Mahmut Şahin size icazet verecek? İcazet sizin için hangi anlamlara geliyor?
2014 yılı sonunda icazet almaya hak kazandık aslında ama resmi icazet törenimizi henüz gerçekleştiremedik. Onun da bu yıl içinde olacağını ümit ediyoruz.
Hat sanatında kullanılan malzemeler mühim. Bu babta sanatkâr dedelerimiz “Kem âletle kemâlât olmaz” demişler. Siz de takip ettiğim kadarıyla hat kalemleri, sülüs yazı kalemleri imal ediyorsunuz. Nasıl bir ihtiyaca binaen kalem üretmeye başladınız?
Kalemlerimiz çoğunlukla bambu kamışından mamul kalemlerdir. Daha büyük yazı formunda yani celi yazılarda farklı ebatlarda kalemlere ihtiyacımız oldu. İlk olarak İstanbul Nişadalar Camii ardından Erzincan İliç Yusuf Ziya Demir Camii yazıları istenmişti. Alışık olduğumuz yazı boyutundan oldukça büyük olan bu yazıları yazabilmek için celi kalemlere ihtiyacımız oldu. Önceleri büyük ebatlı bambu kamışlarından kalemler imal ettim. Neden sonra “Acaba kemikten daha kalıcı, daha sağlam olur mu?” şeklinde bir mülahazayla denemeler yaptım. Üstadım Hattat Mahmut Şahin’e takdim etim. Kendisi aharlı kâğıt üzerinde bir deneme yaptı ve kalemi harikulade bulduğunu belirtti. Bu beni daha da şevklendirdi. Farklı boy ve ebatlarda kemik kalem denemeleri yapmaya başladım. 6 mm. ile 60 mm. arasında her ebatta başarılı denemeler aldık, Elhamdülillah.
Hattat arkadaşlarınız kalemlerinize rağbet etti mi?
Görselleri paylaşmamızın ardından hattat arkadaşlardan yoğun bir ilgi oldu. Yüzlerce sipariş aldım. Fakat yapmaya devam ettikçe bu işin meşakkatleriyle de karşılaşmaya başladım.
Ne tür meşakkatler?
Önceleri zevkle yaptığım kalemler daha bir zor gelmeye başladı. Ciddi vakit gerektiriyor her şeyden önce. İşlediğimiz malzeme doğal kemik olduğundan işleme esnasında yoğun bir kokuya maruz kalıyoruz. Bunun için müsait bir ortam bulmak zorlaştı. Akabinde bir süre ara vermeye karar verdim. Ancak literatüre böyle bir şey kazandırmış olmaktan dolayı mutluyum. İleride müsait bir atölye ortamına kavuştuğumda devam etmeyi düşünüyorum inşallah.
Hangi teknikleri ve malzemeleri kullanarak ne tür kalemler yapıyorsunuz?
Yaptığım kalemler ahşap saplı ve kemik uçlu kalemler. Önceleri tamamen deneme amaçlı elle şekillendirme yaparak başlamıştım. Yaptığım kalemlerin denemelerinden çok iyi neticeler aldık. Az önce de arz ettiğim üzere yakın çevremizde bu sanata gönül vermiş hattat arkadaşlardan kısa zamanda yoğun bir istek oldu. Elle şekillendirmeye yetişemez oldum. Küçük bir çark aldım. En azından kemikleri onunla yontayım diye düşündüm. Kemikleri yontmak kolaylaştı ama bu sefer de malzemeden çıkan yoğun kokuya maruz kaldık. Yalıtılmış bir ortama ya da açık havaya ihtiyaç doğdu. Atölyem uygun değildi. Açık havada yapmaya başladım. Bir dönem, çalıştığım eğitim kurumundaki atölyemde yaptım. Hatta bir gün okul çalışanları elektrik kablolarından yangın filan çıktı zannetmişler kokuyu duyunca. Öte yandan gürültülü de olmaya başlamıştı. Derken uygun bir atölye imkânı buluncaya kadar hat kalemi yapımına bir sure ara vermeye karar verdim.

HAT KALEMİ YAZI TÜRÜNE UYGUN EBAD VE EVSAFTA OLMALIDIR
Kamış kalem imalatının püf noktası; sırrı nedir? Yahut iyi bir sülüs kalemini hangi hususiyetleri haiz olmalıdır?
İyi bir kalem aslında kullanım amacına göre ve kullanıcıya göre değişiklik gösterdiğinden bu hususta çok sabit bir şey söyleyemem. Ancak şu kadarını söyleyelim ki amaca uygun kalem iyidir. Kâğıt üzerinde takılmadan ilerlemeli, yeterince mürekkebi ihtiva edebilmeli, yazı türüne uygun ebat ve evsafta olmalıdır. Tabii kalem açısı da her hattata göre değişiyor. Ben biraz fazla açılı kullanırım örneğin. Hattat arkadaşlar da kalem isterlerken açılarını belirtiyorlar genelde.
Kalemlerinizi kullanan sanatkârlardan ne tür geri bildirimler alıyorsunuz?
Geri bildirimler benim için çok önemli idi. Kalemleri deneme aşamasındayken çoğunlukla üstadım Hattat Mahmut ŞAHİN denedi. Onun yönlendirmeleri ile bazı değişiklikler yaparak ideal kalemi yakalamaya çalıştık. Arkadaşlardan da genelde olumlu tepkiler aldık. Kullanan arkadaşların neredeyse tamamından aynı şeyi duydum. O da şu idi: “Kemik kalemle yazmak çok farklı bir his veriyor. Kâğıdın üzerinde yumuşak bir dokunuş hissi oluşturuyor, adeta kayıp gidiyor. Kesinlikle diğer kalemlerle yazmaktan çok farklı.” Yetiştiremeyeceğimiz kadar sipariş olmasını da herhalde buna borçluyuz.
Yeni projeleriniz nelerdir?
İnşallah amacıma uygun, güzel bir atölye edinebilirsem ve tabii ki uygun vakit de bulursam kemikten mamul farklı objeler düşünüyorum. Şimdilik bir şey söylemek erken olur. Zaman problemi çok fazla. Yazının önüne hiçbir şeyi geçirmek istemiyorum. Her zaman en fazla vaktimi hat meşkleri almalı.
Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?
Artık kadim medeniyetimize sahip çıkmak ve geçmişimizdeki estetik zarafeti fark etmek zorundayız. Sanayi toplumunun pop kültüründen kurtulup kalıcı eserler üretmenin peşinde olmalıyız diye düşünüyorum. Bize zaman ayıran herkese teşekkür ediyorum.
İlginiz için ben teşekkür ederim.

Henüz yorum yapılmamış.