Sosyal Medya

Yazarlar

Görmemezlikten Gelmek

Toplumsal dokumuzu zedeleyen, kardeşlik ruhumuzu kemiren virüslerden biri de sanıyorum; görmemezlikten gelmek… Sessizliğin ardına sığınarak sorumluluk almaktan kaçınmak… Kolektif bilincimizi yıpratan, sosyal duyarlılıklarımızı günbegün tüketen bu marazi hal gittikçe yaygınlaşıyor.

Bireyselleşmenin, ‘’ben merkezci’’ bir yaşamın kuşatmasında birey gittikçe yalnızlaşıyor… Yaşanan gelişmelere kör ve sağır kesiliyor…

Görmenin getireceği sorumluluktan dolayı çareyi görmemezlikte buluyor…

Görmenin sonuçlarını ve gereklerini göze alamayanlar… Korkudan ya da çıkar hesaplarından dolayı önce göz ardı ediyorlar, yüz çeviriyorlar, susuyorlar… Sonra da suskunluklarını normal görüyorlar… Hatta suskunluğun savunucusu oluyorlar… Adil şahitliklerini unutuyor ve silikleşiyorlar…

Görmemezlikten gelmek, gerekçeleri ortadan kaldırmıyor… Hakikatle aramıza ördüğümüz duvarları kalınlaştırıyor… Kasvet ve gafletimizi derinleştiriyor… Duyarlılık ve dinamikliğimizi dumura uğratıyor…

Doğrularla yüzleşmekten kaçındıkça yüzsüzleşiyor belki de yüreğimizi kaybeder, ürkek ve korkak bir kimliğe bürünürüz…

Görmemezlikten gelmek, İslami ve vicdani tarafımızı törpülüyor… Her şeyin farkında olduğumuz halde kulak ardı ede ede zamanla hassasiyetlerimiz körelir, basiretimizi kaybederiz…

Bu gidişatın sonu, kötülüğe dolaylı ortak olmaktır… Haksızlığı görüp susmak, zulmü fark edip başını çevirmek… Acıyı, çileyi, çığlığı duyduğu halde hiçbir şey olmamış gibi davranmak toplumsal hüsranın habercisidir…

Kötülük suskunların, seyircilerin sessizliğiyle büyür…

Bilinçli olarak görmezden gelmek, karşı tarafı yok saymaktır, bu da insanı ciddi yaralar… Kişiyi değersizleştirmemin, dışlamanın diğer adıdır…

Gözleri kapatmak, vicdanı susturmaktır

Gazze’de ki asrın soykırımını Madrid, Dublin, Oslo, Sidney görürken, Kahire, Dubai, Riyad, Rabat nasıl görmemezlikten gelebilir?

Batı’nın vicdan sahipleri Sumud için seferber olurken, Doğu’nun vicdanı neredeydi?

Evet, zulmün ömrünü uzatan, yanlışı büyüten, münkeri egemen kılan görmemezlikten gelmek değil midir?

Bazen tarafsızlık, bazen tedbirli olmak adına tepkisiz, duyarsız kalmak zilletin ta kendisi olmaz mı?

Bugün mazlumun, mağdurun, muhtacın yanında olmayacaksak İslami kimliğimizin, kalitemizin ne değeri kalır ki?

İnsanın en büyük sınavı; gördüğü haksızlığı, kötülüğü yorumlamak, paylaşmak değil, üstüne üstüne yürümek, engellemek daha doğrusu elinden geleni yapmaktır…

Görmezden gelmek münkere alan açmaktır, cesaret vermektir… Kul haklarının istismar edildiği, emeğin sömürüldüğü, insan onurunun aşağılandığı bir dünya İslami kimliğin gereği nedir?

Yanlışlar ve yalanlar kanıksandıkça yok oluşa maruz kalırız…

Aile, cemiyet, cemaat, kurum, kuruluş. İktidar, muhalefet bilcümle herkes vebal altında… Sanki herkes miyop…

Benim derdim bana yeter, başıma başka dertler sarmayayım mantığı ile sorumluluktan kaçanlar bu işin kaçarı yok…

Çözümün adresi biz olmalıyız… Soruların cevabı bizde saklı… Sakın ertelemeyin.

Gerekirse risk alın, ihmal etmeyin… Göreviniz neyse yerine getirin, iktidara ihale etmeyin…

Unutmayın, unutursanız unutulursunuz…

Basit bile olsa yapabileceğiniz ne varsa, mutlaka bir iş, bir eylem üzerinde olmaya çalışın…

Kuran-ı Kerim’de Rabbimizin bizlere sık sık sorduğu bir soru var:

‘’Elem tera/ Görmedin mi?’’

‘’Filcileri görmedin mi?’’

‘’Kazıklar sahibi Firavun’a ne yaptığını görmedin mi?’’

Asırlar öncesinde yaşanmış ibretamiz olaylar dikkatimizi çekiyor ve bizi uyarıyor…

Bu durumda burnumuzun dibinde olup bitenleri nasıl görmemezlikten gelebiliriz?

Ramazan KAYAN

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM