Sosyal Medya

Yazarlar

İslam'da Esas Olan Barıştır

Müslümanın ölçüsü bu konuda da Kur'an'dır. Allah Kur'an'da müminleri yumuşak sözlü kavga ve çatışmadan kaçınan olarak tarif etmektedir.

Bu konuda bize yol gösteren örneklerden biri Allah'ın Hz. Musa ve Hz. Harun'a, Firavun'a gitme emri verirken söylediği yumuşak söz söyleyin emridir. <<İkiniz Firavun’a gidin, çünkü o azmış bulunuyor. Ona yumuşak söz söyleyin umulur ki öğüt alıp düşünür veya içi titrer, korkar. >>(Taha 20/43-44)

Kur'an ayetleri incelendiğinde ılımlı, yumuşak, hoşgörülü bir üslubun tüm peygamberlerin ortak özelliği olduğu görülmektedir. Allah, Hz. İbrahim’i << Doğrusu İbrahim çok içli yumuşak huyluydu.>> (Tevbe 9/1-4) şeklinde tarif etmektedir. Hz. Muhammed’in ahlakını tarif eden bir ayet ise şöyledir.

<<Allah'tan bir rahmet dolayısıyla onları yumuşak davrandın eğer kaba ve katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. >> (Al-i İmran 3/159)

Müslümanlar sadece dini anlatmakla sorumlu olduklarına, insanların üzerinde hiçbir şekilde zorba ve zorlayıcı olmadıklarına, en zalim inkarcılara karşı bile yumuşak söz söylemekle sorumlu tutulduklarına göre bir barış elçisi olmak durumundadır. Tüm Müslümanların, Kur'an'ın ruhuna ve özüne aykırı olan sert, öfkeli, çatışmacı üsluptan, tavırdan tamamen uzak durması bunun yerine Allah'ın Kur'an'da tarif ettiği ılımlı, yumuşak, hoşgörülü, sakin ve sevecen üslubu özümsemesi gerekir. Dünyaya örnek olmalı, insanları kendilerine ve dolayısıyla İslam ahlakına hayran bırakmalıdır.

<< Hak batıldan, tamamen ayrılmışken dinde (girmede) zorlama yoktur. >> (Bakara 2/256)

İslam'ın getirdiği inancın davası zorlamaya, öfke ve icbara değil açıklayıp anlatarak ikna etmeye dayanmaktadır. Çünkü Tevhid dini İslam, insanın idrakine hitap etmektedir. Hem de olanca gücüyle insanın düşünen aklına, mantığına, etkilenebilen vicdanına hitap etmektedir. Aynı zamanda fıtratına, beşerî yapısı ve kavrayış gücüne tüm yönleriyle hitap etmektedir. Hiç zorlamadan İslam tehdit ve zorlayıcı baskıların etkisi altında kendisini benimsetmez. Bu konuda şiddet kullanmaz. Açıklama aydınlatma ve ikna yoluna başvurur bu din... Mümin barış elçisi olarak kalpleri fethetmekle sorumludur, bunun için mücadele eder. Yüce Allah'ın insana bağışladığı üstünlük, irade saygınlığı, düşünce ve duygu özgürlüğü bu ilkede tecelli etmektedir. Çünkü itikadi hidayet veya delalet konusunda ki seçim hakkını insana bırakmıştır.

Mutlak özgürlük (Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmamak) tahakkuk ettiğinde, insanlar cebren dinlerini terk etmeye zorlanmadıklarında, yüce adalet uygulandığında, insanlar birbirlerine köle edinmek amacıyla saldırmadıklarında, kendilerini savunmaktan aciz olan bir çareleri hiçbir zalimin zulmetmeye gücü yetmediğinde, tüm gaddarlar zulmü bırakıp barışı tercih ettiklerinde, kısacası insanlığın emniyeti tam olarak sağlandığında İslam ansızın yapılacak saldırılara karşı koyabilmek için hazırlıklı olmanın dışında tüm savaşları yasaklar ve tüm insanlığı derhal barışa davet eder. << Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de barışa yanaş ve Allah'a dayan. Çünkü o iştendir, bilendir.>>(Enfal8/61)

<< O halde onlar sizden uzak dururlar, sizinle savaşmazlar ve sizinle barış içinde yaşamak isterlerse Allah size onlara saldırmak için bir yol vermemiştir. >> (Nisa/90)

 Tüm bunlar İslam'daki barış fikrinin bir özetinden ibarettir. Barış İslam'da esastır. Savaş ise zaruret ve bir zorunluluktur. Bir kişinin bir cinsin veya bir toplumun menfaatini temin etmek ve Allah tarafından dünya hayatının gayesi kılınan insan hayatının Yüce hedeflerinden olan Mukaddes ölçüleri kaim kılmak için bir zorunluluktur.

Savaş insanı sıkıştıran, korkutan tüm nedenleri ortadan kaldırmak ve yeryüzünde gerçek adaleti kurmak, Allah'ın kelimesini yüceltmek için bir zarurettir. Hz. Peygamber barış isteyen herkesle barış yapmıştır fakat antlaşma yaptığı halde sözünü tutmayarak düşmanla birleşip Müslümanlara saldıranlarla da savaşmıştır.

Şu gerçeği unutmamak lazım, İslam'a göre bireylerin vicdanında huzur olmadığı takdirde alemde huzur olmaz. Dünya barışı sağlam bir temel üzerine bina edilmek isteniyorsa eğer öncelikle işe bireylerin vicdanlarından başlanmalıdır. İslam hayatı yükselten ve ilerleten barış tohumlarını önce kişinin vicdanına eker.

O kalbe bedenin arzuları uğrunda en yüce ilkeleri çiğneten ve her menfi duruma razı olan barış isteğini sokmayarak tenasuk ve tevafuktan yapıcı güçten, güzellikten, temiz istek ve arzulardan doğan barışın tohumunu eker. Uyuşukluktan, adaletsizlik ve zorbalıktan doğan barışın tohumunu değil... İslam bireyin arzularına ve isteklerine cevap veren aynı zamanda toplumunda yaşama gayesine, insanlığa arzu ve ihtiyaçlarına ilgi gösteren toplulukların dini inanç ve öfkelerini kabul edip tüm bunları en büyük nizamın içine ve çalışır bir duruma getiren barışın tohumlarını eker.

Allah'ın irade ve rızasına göre ayarlanmış bir dünyada Din tamamıyla Allah'ın olacağından ve yeryüzünde de fitne kalmayacağından devamlı bir huzur ve sükun hali yaşanır. İnsanlar iradelerini Allah'ın iradesine göre ayarlayıp terbiye ettiklerinden her yapıcı her diriltici ve her dindaşlarına yardım edicidirler...

İslam insanları barışa, huzura, adalete davet eder. Allah'a hakkıyla teslim olmuş mü’min de bu barışın yeryüzündeki temsilcisidir. Barış Müslüman olmanın en önemli açılımıdır. Müslümanların tarihi yüklendikleri emaneti koruyan, yeryüzüne iyilik, adalet, şefkat ve barış sunan yiğit, onurlu şahsiyetlerle doludur...

Vesselam...

 

Bünyamin DOĞRUER

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM